ev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2008 Salı

bugün en miskin gün. akşam annemlere iftara gittiğimizde eve dönmedik orda kaldık.küçükken eve gelen, ailemizin önem verdiği misafirlerine annem kendi yatak odalarını verirdi.anlamsız bi şekilde buna sinir olurdum. sonra büyüdüm abim evlendi fln. bi baktım onlarda geldiklerinde annemlerin yatağında yatmaya başladılar.kıskançlığa, sinir olmaya devam. ee gün geldi devran döndü aldım kocamı yanıma bende gittim annemin evine. ewt sıra bendeydi. bende annemlerin yatak odasında yattım dün gece. kocacımla hemde ehehehe:)

neyse. annem sahur için kurduğu telefonu yastığının altına atınca telefon çaldımı çalmadımı bilmioruz fakat neticede sahura kalkamadık. mühim diil,susuzluk dışında. çok susadım ama cumartesi günkü kadar diil.

insanlar serap görebilirmiş o gün anladım. suya baktığım zaman gözlerim doluodu o derece yani.neyse akşama az kaldı.

yemekte hakiki kayseri mantısı var. sevgilim bi yerden siparişle getirtti. domates çorbası ve salata eşlik edicek yanınada.


sevgili patronumuz bir kez daha bizi şaşırtmayarak haber vermeden yurtdışına çıktı. çıkıcağından kazara haberim vardı ama zamanından haberim yoktu. bugün cebten aradığında çıkan kodun nereye ait olduğunu bulmak için herzamanki gibi internete başvurduk. çıkan sonuç: nijerya:s

nijerya. bizim patronumuz gibi bi adam nijeryada naapar. yani yardımsever, cömert bi insan olsa dicemki bir barış elçisi gönüllü yardımseverdir kendisi,ewt gidebilir. ama yani nijerya ya. herhangi bi ticari ilişkiye pek de elverişli bi yer olmadığını biliorum. yoksa yanılıyormuyum.

hiç yapmadığı üzere ikide bi arayıp gereksiz sorular soruo. insan bu ve bunun gibi adamlarla yaşayınca anlam veremediğin şeyleri bi süre sonra anlıosun. mutlaka yanında bi adam var ve işiyle alakalı bişiler kanıtlamaya çalışıo ona.mesela ikide bi ithalatla alakalı direktifler verio bana ki gitmeden zaten konuştuğumuz ve beklemede olan şeyler bunlar. ya da yurtdışından gönderilicek olan gümrük dosyalarını gümrükçüye göndermemi söylemek için arıo fln. varış ihbarnamemiz gelmeden gümrükçüye niye dosya yollayalım , gelmeyen malın evraklarını gümrükçü naapsın. ama işte deminde dediğim gibi orda yanında bulunan kişilere hava atmak, bakın ben ne çok yoğunum bisürü işim gücüm var itibarını vermek.

burdan nijeryadakilere sesleniorum.kanmayın a dostlar bittikde okeye dönüoruz yane.işler kötü. nerden geldiği belli olmayan paralarla şirketi çevirip duruyoruz. okadar zamandır dönüoruzki başımız döndü, midemiz bulanıo .


patronumuzun yokluğundan yararlanıp yayıp duruoruz elbette. uyuklayıp duruoruz enbaşta. ya da onun odasında tv seyredioruz. zeynep kendi pc sinden düğün şarkıcısı adlı diziyi izlio bende bu esnada blog yazıorum. ramazanın verdiği göz açlığı ile yemek bloglarını gezip dişime yarar bişiler arıorum.


az evvelde anneme profiterol hamuru siparişi verdim. geçen hafta gece 3 buçuğa kadar çeşitli pişirme denemeleriyle hamurunu yapmaya çalıştım ama naptıysam hamurlar bi türlü kabarmadı.

www. yemeksenligi.com

sebebini cidden bilmiorum ki ben ilk defa yapmıorum. annemin evindeyken çok sık yapardık ve hiç böle bişeyle karşılaşmamıştım. sorunun fırından kaynaklandığına kanaat getirerek anneme sipariş verdim hamur kısmını. pişirip getiricek bana.

ramazandan sonraki ilk kalkınma planım kilo vermek.vermek vermek vermek.hiçbişeyin içine gerçekten giremez oldum.bi an önce bu dönemi atlatıyım istiorum. sitemize ait spor salonundanda dibine kadar yaralanıcam. kapalı yüzme havuzuda var.ne gerekiosa yapıcam ve kısa zamanda tüm bu fazlalıklardan kurutulucam.herkes muzaffer kuşhanı yerin dibine sokadursun ben onun çok sevdiğim, çalışanlar için çok ideal olan dietini uygulucam ki o söylemlerin dışında, içinde sadece karbonhidrat yada protein olan bi diet diil. sebzede var, ette, ekmekte.

dün akşam iftardan sonra dişçiye gittik. geçici dolguyu çıkartıp yerine gerçeğini taktı.şimdi aynaya baktımda miss gibi duruo. ramazandan sonraya randevuda aldım.bikaç tane daha var yapılması gereken.

35 dakkam kaldı çıkmama.insanın evi gibisi yok. bi an önce kollarına koşmak istiorum güzel ve tozlu evimin:)

25 Şubat 2008 Pazartesi

bahar ve haftasonu

alsalam alikom...
bir ithalatçım böyle selam verio bana.suriyelilerin selamı.ne desem bilemiyorum.ve aleyküm selam en uygun düşeni galiba diyorum her defasında:)


işte yine başladı isyan zamanları.bahar geldi çattı kapımıza.inanılır gibi diil halbuki geçen hafta karlıydı hava.güneş görmeyen yerlerde hala var üstelik o yağan kardan geriye yadigar.cemremizde düşmüş üstelik bundan sonra kar yağsada tutmazmış öle diyolar, dediğim zaman babam 1986 senesinin martında yağan o acaip karı hatırlattı bana.eh ben pek hatırlamıorum elbette.küçücük bişeydim nihayetinde.içimden geçen bidaha kar yağmaması üstelik.ne karı, ne yağmuru, ne çamuru bahar gelsin artık baharr..

haftasonu ilkbahardan çok sonbahar havası hakimdi istanbula.sahillere yakın oturmayan yığınlarca insanlar gibi bizde atladık arabamıza ailece ilk aklımıza gelen yere doğru yöneldik.Florya Sahili....

bahara susamış tüm avrupa yakası sakinleri olarak sanırım hepimizin direksiyonu o tarafa yönelmiş.floryanın girişinden sahil girişindeki otoparka kadar uzun bi konvoy vardı ve üstelik park yeride yoktu.ani bi kararla hemen geriye döndük.bakırköy sirkeci sahiline çıkınca nereye gitsek diye düşünürken kendimizi eyüp sahilinde bambaşka bi trafiğin içinde bulduk.ve yine otopark problemiyle karşılaştık.heryer insan ve araba dolu.dışarıya çıkmak, şöle biraz nefes almak, bahar havasını içimize çekmeyi istemek bize haram oldu desem yeridir.günümüz yollarda ve beyhude çabalarla geçti ve gitti.trafikten kurtulduğumuzda teknede balık ekmek satan biyere kelimenin tam tabiriyle sığındık.sanırım yıllar yıllar önce gerçekten küçük bi kızken yemiştim en son bu şekilde balık ekmek kombinasyonunu.ne lezzetliymiş,ne şahaneymiş çatal bıçakla yediğim lüx restaurantların afilli balıklarından nekadar farklıymış. damağımdaki tada uzun süre inananamadım doğrusu.tekne alabildiğine salaş ve balıklar çok ucuz.balığın cinsi ise uskumru...bidahakine yine yemeyi düşünüyorum ve tadını bilmediğim yada unuttuğum bu tarz salaş lezzetlere burun kıvırmıcağıma söz veriyorum.


bu arada cumartesi günü sevgilimle bitimine az kalan evimizi ziyarete gittik.bizimle ilgilenen bayan ordaydı ama satın aldığımız gündeki kadar ilgili,canayakın ve sevimli diildi.hatta biz evimizin içini görmek istiyoruz diye söylediğimizde biraz bozulur gibi bile oldu denilebilir.satın aldık ya iş bitti.cici davranmasına gerek yok aklınca...
evimizin peyzaj çalışmaları başladığı için bina önleri ağaçlar için kazılmış.kız önde biz arkada giderken aa dedi girişlerin önü kazılmış hay allah maalesef içeri giremicez fln dediki sevgilim atladı.toprağın üstüne basarak gidebileceğimizi, buraya evi görmeye geldiğimizi, görmeden gitmenin anlamsız olduğunu falan söyledik ve birazda zorlada olsa nihayet içeriye girdik.
evimizin iç dekorasyonları büyük ölçüde bitmiş.ankastre eşyalar getirtilmiş ve takılmayı bekliolar.onun dışında girişteki gömme dolabımız ve giyinme odası dolaplarımız takılmış.işçilik süper.kızla konuştuk biraz.normalde şartnamede yazan ağustostu ama söz verilen tarih mayıs 30 du.yani müteahhit derseki kardeşim teknik şartnamede ağustos yazıo ben kendi insiyatifime göre mayıs dedim ve olmadı yetiştiremedim.işte ozaman hiçbişi deme şansımız yok.ama kız hala bu sözlerinin geçerli oldğunu bu hızda giderse hiç bi sorun olmadan söz verdikleri gibi mayısta kokteyli bir açılışla teslim edeceklerini yineledi.nihayetinde piyasaların durumu malum özellikle emlak piyasasının.eğerki teslimat için evlerin satışından gelicek paraya ihtiyaç varsa piayasaların durumundan dolayı bu biraz gecikebilir elbette.ama kız bunun böyle olmadığını geride kalan evler satılmasa bile bu projeyi bitirmeye güçleri yettiğini fln söyledi.bizde rahatladık ve mutlu olduk:)bi an önce evimize kavuşalım istioruz ki anca ozaman evlenebiliriz.
ordan çıktıktan sonra yine havanında güzel olması sebebiyle gelecekteki semtimizi biraz keşfedelim dedik.ve çok ama çok sevdik mahallemizi.sokakları temiz,insanları nezih,etrafı sitelerle çevrili insanın içini açan ferah bi yer.üstelik bi insanın ihtiyacı olan herşeyde var etrafta.bolca kuaför var mesela:)
biraz dolaştıktan sonra sevgilim bana magnumun karamelli çukulatasından aldı ve mutluluğum bir kat daha arttı.ama açlığıma iyi gelmediği için yeni semtimizde ilk yemeğimizi yedik.sonrasındada yavaş yavaş evlerimize geri döndük.
dönüş yolunda kotona uğradım ölesine.ve daha önce görüp beğendiğim alsammı almasammı diye arada kaldığım ama sonrasında tüh keşke alsaydım dediğim bi elbiseyi nerdeyse %70 daha uyguna şanseseri görünce hemen satın aldım.biraz ilerleyince tefalin mağazasındada tart kalıplarının indirime gördüğünü gördüm ve onlardanda bi tane aldım.ama kendi evim için.eşime güzel tartlar yapabilmek için:)
eve gittiğimde abimler bizdeydi.yeğenimde gelmiş.oynadık bol bol sevdim onu gıdısından, yanaklarından.hayat hep böle güzellikte gitsin istedim ve şükrettim sonrasındada...