aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2008 Perşembe

yağmur ve getirdikleri

gözlerimden uyku akıo bu sabah.şööle kıvrılıp sıcacık biyere orda kalasım, üstüme uyuyakalan insanlara özgü üşümekden nasibimi almıyım diye battaniye örtülmesini bekliyesim var.
dışarda hafiften bi yağmur çiselemesi,sonbahara dönüomuş gibi bi hava var.bahar yağmurları bunlar.bi yağıp bi duran yeşilin tonunu değiştiren toprağa can veren,dirilten yağmurlar...
şehrin heryanını dolduran pembe çiçekli ağaçların gözü yolda beklediği cansuyu bu.

dün akşam tam işlerimi bitirmiş ayaklarımı uzatmış, çayımızı koymuş, en sevdiğim diziyi seyretmeye başlarken elektirikler gitti.sonra geldi sonra tekrar gitti.tüm akşam elektirik kesintisiyle geçti yani.
karanlığa büründüğümüz zamanlardan birinde odanın storlarını yukarı çekerek yağmuru izledim bende.küçükken yaptığımız gibi alnımı cama dayayıp nefesimden buharlaşmasını izledim.sanki yüzüme düşüceklermiş gibi başımı göğe çevirip cama vuruşlarını dinledim ve sonra başka bi damlayla camda buluşup süzüm süzüm birlikte aşağı süzülüşlerini.
bir yağdı bi durdu yağmur.yağdıkça ve elektirik kesildikçe izledim ve birden içimden dışarda olmak geldi.bir şemsiyenin altında olmak ve yürümek...ahh keşke böyle basit bi isteği hemen gerçekleştirebilseydim.ama tembellik işte...sadece seyretmekle yetinmeli şimdilik...
içimden bişi daha geldi sonrasında.yine çocukken yaptığımız gibi yağmurdan buharlaşmış camı yalamak yada buharın üstüne ismimi yazmak gibi şeyler...

ilkini yapmasamda ikincisini büyük bi mutlulukla yaptım.cama sevdiğimin ve kendimin adını yazdım.fazlamı büyümüşüm bilmiyorum garip geldi bi kalbin içine ikimizin ismini yazmak.



5 Şubat 2008 Salı

sanki çok iyi dinlenebiliomuşuz gibi hafta başlarıda olabildiğince yoğun ve can sıkıcı geçer.susmayan telefonlar, yapılamayan işlemler, sorunlu müşteriler, sorunlu iş arkadaşları hepsi ama hepsi bu malum sendromlu pazarteside yığılır kalır.

ohh çok şükür derken aslında bi sonrakine hazırlanır insan.hmmm bakalım bugün nolucak.halbuki çoğu güzel geçen haftasonumdan sonra ben kendimi çalışıomuş gibi hissetmiyorum.acı gerçek sabah işe gitmek için kalktığımda yüzüme vuruyo.aa diyorum kendi kendime ...ben çalışıomuşum:)

güzel, güneşli, neşeli bi haftasonuydu.doğumgünlerimiz vardı hem kuzenimin, hemde kankamın.kuzeniminkine bazı sebeplerden dolayı gidemedik ama kankamınkine intikal edebildik sevgilimle.

mekan galatada köprü altındaki fasıl mekanlarından biriydi.çok çok kötü olmamakla birlikte çokda iyi bi yer değildi.sevgilim rakının kötü olduğunu, tavuğunda değişik lezzette olduğunu savundu.genelde yaş ortalamasıda gençlerden oluşuo zaten.çalan müziklerde öle çok alaturka değildi.eğlendikmi? yaniiii. ne desem bilemiyorum.

aslında eğlenmedim ama kendimi eğlenmiş addetmek istiorum kankimin hatırına.

bazı kınanıcak olaylarda oldu mekanda.canım arkadaşım doğumgününe pastasız girdi.çünkü sevgilisi bu tip şeyleri düşünebilicek inceliklerden yoksun kalmış biri.benim canım sevgilim bile kızın pastasının olmadığını görünce kendince düşünmeye başlamış nerden alabiliriz diye.ama mekanın bulunduğu yerden dolayı bunu gerçekleştiremedik.

daha kötüsü yine bu şahıs, bu koca adam, bu herkese ahkam kesen yaratık o gece sevgilisinin doğumgününde sarhoş olarak kızı tüm arakadaşlarına rezil etti.şarap bardağını masaya devirdi kişilerin üstlerine sıçrattı,kendi üstüne döktü abuk subuk hareketlerde bulundu ve sevgilisi dışında herkesle yakinen ilgilendi...

üzüldük...çünkü o masadaki 15 kişide dahil olmak üzere hiçkimse canım arakadaşıma bu densiz adamı layık bulmuoduk bu da bize açıkcası dedikleri gibi KAPAK oldu...

zaten bitmeye ramak kalmış bi ilişki son damlayla nihayete erdi bugün.

herşeyin hayırlısı...
o gün yani cumartesi günü kankime hediye almak için fatihe gittik iş arkadaşımla.fatih çok uygun bi semt diil arkadaşıma hediye bakabilmek adına.ama lcw den çok cici bi baharlık yeni sezon elbise aldım.sevgilimle akşama doğru buluşacağımız için baya bi vaktim vardı doğrusu.arkadaşımla dolaştıktan sonra tatlı ve kahve molası için bi yere girdik.girmeden evvel arabayı parkettiğimiz yerdeki park görevlisini para vermemek için bozuk para yok diye atlatmaya çalıştık ama adam yemedi.halbuki yeseydi dönüşte kaçıcaktık park parası vermeden:)
allahın kaldırımını parsellemiş herzamanki gibi otopark mafyaları ve insan bu adamlara zırnık koklatmak istemio doğrusu:)neyse açmıyım ağzımı...

ben 2 haftadır hatta 3.haftaya döndü sigara içmiyorum.bıraktım denilebilir.çünkü sadece haftasonları türk kahvesi içtikten sonra bi tane yakıorum veya olmadı en fazla 2 tane.pastamı ve kahvemi içtikten sonra cidden sigara krizim tuttu.çünkü bütün hafta o an'ı beklio insan,o keyfi...

sigarayı bırakmak çok güç.açıkcası benim için tiryakilik diildi, tamamen keyifsel bişeydi ve şimdi bundan feragat etmeye çalışıorum.

bu yüzden paket asla almıyorum, almıcamda.sigara istediğimde illaki etrafımda içen biri olduğundan dolayı kaba tabirle otlanıyorum.ama o gün otlanıcak kimse yoktu yanımdaki iş arkadaşım sigara kullanmıodu ve tek sigara satan yerde bulamayınca mekandaki garsondan istedim.aslında genelde bu tip durumlarda mutlaka garson biyerden bulup getirio ama bu sefer baltayı taşa vurdum ve bulamadık.tam kalkıp dışarıya bakıcaktımki kahvem gelmiş bulunduğu için yapamadım.velhasıl kahve keyfime sigaramı ekleyemedim.

ama sonra arabaya dönünce bi büfeden tek sigaralardan aldım ve içtim ama noldu.hiç mi hiç keyif almadım doğrusu...

ayrıca garsondan sigara isteiğimde zaten yakında heryerde yasaklanıcağınıda bildirmeyi ihmal etmedi.kızıyorum bu olaya ki bırakmaya çalışan biri olarak kızıyorum.sonuçta artık hemen hemen heryerde sigarasız bölüm var ve en güzel yerler onlara ayrılıyo.2,planda bırakılan insan muamelesi görürken ve mekanların en kıytırık yerleri sigara içenlere ayrılırken ve sigara içenler bunada razıyken yani ses etmezken şimdide başbakan efendi kendisi sigara kullanmıo die heryerde içilmeyi yasaklıo.hatta açık alanlarda bile.hatta mekanında sigaralı bölüm ayıranlarada ceza geliomuş.iyide ONA NE!!! sağlığımıız bukadar düşünüyosa; insanlar önce geçim sıkıntısından,stresten,aysonunu nasıl getiricem derdinden,işsizlikten ,trafikten ölücek sigaradan değil..zaten bu bir kısır döngü diilmi.insalar strese boğuldukça sigara mikatarını artırıyomu?refah düzeyni artırmayı neden düşünmüo acaba bu bay...

çok anlamsız buluyorum bu yasağı ve tersine tepki vericeğine inanıoyorum.ebeveynlerinden habersiz sigara içen gençler kendisine yasak olmasına rağmen nasıl daha hızlı ve daha çok sigara tüketirse bence bu da aynı şeyi getiricek.yani nasıl olsa içerde içemicez diye ardarda 2 tane yakıcak tiryakiler.veya biyerlere yemek yemeye gitmekten kaçınıcak evinde keyifli keyifli tüttürmek varken.bu da mekanların boşalmasına sebebiyet vericek.

yani bu bir tiryakilik olayı.öle yasaklamayla biticek bişi diil.öncelikle kişinin kendisi istemesi gerekio neden bunu kimse anlamıo.yasaklamak sadece dahada artırıcak bence bu isteği.hee evt katılıorum keşke kimse içmese keşke hiç böyle bişeye bulaşmasak ama bu maalesef mümkün diil.bu yasağı sonuna kadar kınıyorum ve insanların özel hayatlarına saldırı olarak kabul ediyorum...

nerde kalmıştım unuttum.hah... kahve pasta molamızdan sonra sevgilimle buluşup taksime geçtik.8 gibi başlıcak olan programa daha saatler vardı.önce sinemayamı gidelim dedik ama vazgeçtik.bizde ayaklarımız ağrıması pahasınada olsa taksimi didik didik ettik.pasajlarına girdik çıktık aheste aheste.girmediğimiz dükkanlara girdik,inceledik,kurcaladık...

güzeldi.bazen öyle özlüyorumki o anları.hani şu hiçbiyere yetişme telaşımızın olmadığı anlar vardır ya nadirende olsa.tüm zaman sizin tembelliğinize adanmış gibidir.aheste aheste yürürsün caddelerde,otobüs kaçmış,tren gitmiş hiç umrunuzda olmaz.vakit boldur, bekleyen yoktur sevdiğiniz yanındadır..işte o an çok şanslı bi an bence.cumartesi akşamüstü böyle zamanlardan biriydi bizim için.

sıraselvilerde şanına uygun sıralanmış büfelerden BAMBİ de kaşarlı döner yedik.son yediğimizde midemize oturmuştu çok yağlıydı ama bu sefer tam kararındaydı herşey.starbucksta şekerini koymayı unuttukları bi latte içtim sonra...sonra ORHAN PAMUK tan bahsettik sevgilimle yürürken İstiklalde.


Öteki Renkler adlı kitabından bahsettik.biraz daha kişisellerinden bahsettiği bu kitabı okumak için sabırsızlandım doğrusu.mesela en sevdiği yerlerden biri bu sıraselviler caddesiymiş.o sıralamayı çok sevdiğinden bahsediomuş kendisi.Orhan Pamuğu okumanın yanında onu tanımanında keyifli olucağına inanıyorum ben.ama okuma sıramda henüz Benim Adım Kırmızı var.biraz daha beklicem yani.

sonrasındada partiye dahil olduk zaten.şu meşhur doğumgünü partisine.kuzeniminkine katılmayı çok arzu ettim ama onun düşüncesizliğine takıldı bu arzumuz.o yüzden onunla görüşemedik.

çok yorulduk hele ben ayağımda sivri topuk çizmelerle taka tuka yollarda yürümeye çalışırken baya yoruldum ama sevgilim yanımdaydı, eli elimi tutuyodu, gözleri bana bakıyodu ya işte bu herşeye değerdi, değdide, değecekte....




8 Ocak 2008 Salı

mutluluk bulutları

hayatımda birsürü güzel gelişme oldu bu aralar.talih,şans,mutluluk.. dedikleri benim sokağımda sağolsunlar.volta atıp duruyolar habire :) ve ben onca uzun zamandan sonra nerden başlıcağımı bilmiorum doğrusu.sondan başlamak en güzeli galiba...

öncelikle sevgilimle bizi sonsuza dek bağlayan mutluluk halkalarımızı takmış bulunmaktayız.biz 05,01,2008 itibariyle artık yüzük parmakları dolu bir çiftiz.2008 yılına bomba gibi bir giriş yaptık ki zaten 2007 de bizim için şahaneydi çok şükür.

cuma akşamından başlayan hazırlıklarımızı takiben cumartesi akşamı sevgilimin eniştesi tarafından kesildi sözümüz.çok güzel ve mutlu bi akşamdı.söz çiçeğim olarak 20 tanesi beyaz 21 tanesi kırmızı (nazar değmesin diye toplamı 41e denk gelio) güllerle yine onlara eşlik eden kırmızı beyaz ambalajlı çok şık bir çukulata arajmanımla geldiler evimize.daha önceden tanışmışlığın verdiği rahatlıkla önce güzelce sohbet edildi ve sonrasında isteme olayına geçildi.annem anne olmanın haleti ruhiyesiyle 3-5 damla gözyaşı döktü ve kızlarını verdiler gitti:)

sonrasında yaptığımız çeşitli yiyeceklerle ağırladık misafirlerimizi.






kayınvalidem 5 ay önce vefat eden kayınpederimin zamanında kendisine nişan olarak taktığı çok şık antika tarzı bir bilekliği hediye etti.böylece benimde her baktığımda ruhunu şad edebileceğim ve sanki kayınpederim tarafından takılmış gibi hissettiğim bir hediyem oldu.Allah rahmet eylesin...
onun öncesinde yılbaşı vardı ki bu sevgilimle geçirdiğimiz ikinci yılbaşımızdı.yalnız bu sefer baya bi fiyaskoydu bizim için.öncelikle akşam için hiç bi organizasyona dahil olamadık.sevgilimin arkadaşları sibel can'a gitmek için bizide davet ettiler ama sibel can'a karşı hiç bi sempati beslemediğimiz gibi gidilecek mekandanda hazzetmeyince vazgeçtik.başka hiçbiryerede rezervasyon yaptırmadık çünkü canımız abuk subuk eğlencelere eşsiz dostsuz katılmak istemiodu.bizde düşündükki iş çıkışı beraber yemeğe gideriz, ordanda bir yılbaşı gecesi ilki olarak sinemaya,ordanda bişiler içmek için başka bi yere.fakat bukadarmı aksi gider bi iş.

önce taksi bulamadık.bindiğimiz taksi dediki abi karşı yoldan binin.karşıya geçtik bu seferde o şöför bizi karşıya yolladı.meğer ilk şöför bizi yanlış yönlendirmiş.sonrasında başka bi taksi bulmak çok zor oldu bizim için bulduğumuzdada baya bi donmuştuk.ama olucağa bakın. bi hevesle biz geldik akmerkeze aman allahım o da ne? akmerkez kapanmış ve burdada sinema yok.dahası sokakta kaldık ve karnımız iyiden iyiye acıkmaya başladı.napalım napalım derken en iyisi dedik mecidiyeköye gidelim ve karnımızı doyuralım. bu arada etilerde her yer rezerve edilmiş.mecidiyeköyde bi de baktıkki çok şükür cevahir açık ama saat 9 civarı.mağazaların tümü kapalı sadece bazı yemek yenen yerler açık.oturduk ayaküstü çok kötü yicekler yedik.çoğu bi sonraki güne bırakılıcak yemeklerdi bunlar.neyse doyduktan sonra çıkıp nişantaşına gittik.ve nişantaşı ahalisinini gördük.bu sene taksim iptaldi, kalabalık nişantaşındaydı.
farkettikki insan yılbaşlarında illede kalabalık istio.çünkü biz nereye gitsek heryer kapalıydı ve sokaklar bomboştu.milli reosürans çarşısının içindeki bazı yerlere baktık ama alkol almakda istemediğimizden dolayı kendimize bi kuytu bulup altımızada benim ekstradan yanımda getirdiğim şalımızı resip oturduk bi süre ve sohbet ettik.birbirimizi nekadar sevdiğimizi fısıldadık bol bol.sonarada daha fazla dayanamayıp saat 10,30 da eve gitmek üzere yola çıktık.yapılıcak en güzel şeyde buydu zaten.sıcacık evlerimizde oturmak ve sevdiklerimizle kaynaşmak.yılbaşınada bi dolmuşta radyosundan yayınlanan bir vaaz eşliğinde girdik:)

farklı bi yılbaşıyıdı sevgilim beni eve bıraktıktan sonra annem ve arakadaşlarıyla gece yarısına kadar lafladık.ve bi sonraki yılbaşını asla dışarda diil kendi evimizde geçiriceğimize söz verdik.


kendi evimiz diyince.efendim biz yılbaşından önceki cumartesi günü internetten beğendiğimiz evlerin çıktılarını alarak ev bakmaya gittik.elimizde 7 adet yeni yapılan bina projeleri vardı.kriterlerimiz belli.illaki site içerisinde olucak depreme dayanıklı olucak güvenliği ve sosyal faaliyet alanı olucak fln filan.ve bu kriterlerle internette en çok beğendiğimiz evi görmeye gittik kayınvalidem ve eniştesinide yanımıza alarak.öncelikle örnek daireyi gördükki zaten bu noktada çok beğendik.proje sahibi hiçbir masraftan kaçınmamış sağolsun.herşeyin en kalitesini ithal ederek yapmış projeye ait tüm ayrıntıları.tüm sosyal imkanları olana açık kapalı komplesklere sahip bu evi görünce resmen dibimiz düştü.kayınvalidem ısrarla beğenip beğenmediğimizi sordu kendiside çok beğendiği için satıcıyla ciddi bi pazarlığa girişti.tahmin edilebiliceği gibi evin fiyatı pahalı ama daha önemlisi yılbaşından sonra %40 zamlanıcak diye apar topar kıyasıya bi pazarlık sonucu evimize sahip olduk.sevgili kayınvalidem bize burayı düğün hediyesi olarak satın aldı ve bizim gibi evliliğe hazırlanan çiftelerin kabusu olan ev ev gezme talşından bizi kurtarmış oldu.üstelik ayılıp bayıldığımız bi yer olmasıda cabası.çok ama çok mulutuyz bu yüzden.



Sunrise Residence...yuvamız bir tıklık uzaklıkta.görmemişin evi olmuş habire bakadurmuş.sıkıldıkta bakıorum nereye ne eşya koyucağımı kararlaştırıorum.napıyım çok mutluyum ama:)


okadar güzelki hayatım bu ara .öte yandanda korkmuo diilim hani başıma kötü bişiler gelicek die.hiç olmadı ödüm patlıo nazar değicek die.Allah korusun tabii ama uzunca bi süre hazmetmekte zorlandık mutluluğumuzu.özellikle şu ev işi okadar ani olduki bi süre kabul edemedik evimiz olduğunu hemde istediğimiz evin artık bizim olduğunu.


yalnız evimizin bize teslimatı mayıs 2008.hatta aslında ağustos fakat müteahhit hırs yaptığı için mayısta kokteylli bi açılışla teslimat yapıcağını taahhüt edio.şayet mayısta teslim edlirise ki bu dao ayın sonu demek oluo.bizim evi döşememiz,nikah için gün almamız ki yaza denk geldiği için heryer çok dolu olucak, ağustos gibi yapsak herkes tatilde olucağı için yine olmuo , e ramzan bu sene eylülde başlıo ramazanda olmaz sonrasındada bayram var fln derken sanırım çok büyük ihtimalle evliliğimiz ekim ayı başına kalıcak.benim için çok mühim olmasada sevgilim için bir sorun.haklı olarak herşeyimiz hazırken bi an önce hayatımıza başlayalım evlenelim istio.ama şimdilik durumlar bu tarihi gösterio.bakalım...
umarım herkes benim gibi çok ama çok mutludur...
güzel günler....



25 Aralık 2007 Salı

bayramdan kalma

nekadar uzun zaman oldu yine yazmayalı.bu kadar ara verince insan nerden başlıcağını bilemio ve tüm olanlar güncelliğini yitirio.
çok mutlu bi bayram geçirdim açıkcası.hemde gribal halime rağmen.ne olucam ne olmucam haliydi benmkisi.ölecene arada kaldım.günlerce hapşurdum ama kırıklığım olmadı.burnum aktı arada bir ama hepsi bukadardı işte.aradan zaman geçti ama durumum hala aynı.bunada şükür diyelim.
arefe günü çalışmıyo oluşumuzun verdiği sevinçle yapmam gereken bazı işleri rahat rahat yapabildim.bayram hazırlıklarıyla geçti zaten tüm gün.
ertesi sabah erkenden kalkıp kurban kesimi için ananemlere geçtik.çok ortaklı bi kesim olucağı için ananemlerin bahçesinde kesilicekti kasaplar tarafından.ama kurbanı aldığımız yer aşırı kalabalık olunca ve trafikte sıkışınca kesim işimiz baya bi uzadı.yaklaşık 3 saat boyunca bahçede beklettiğimiz kasabımız daha fazla dayanamayarak hiçbişey söylemeden bizi terketti.televizyonlarda hep görürüz ki gördükte milletin danası, kuzusu kaçar bizim kasap kaçtı:)
kurbanımız bahçemize teşrif ettiğinde oldukça geç olmuştu.bayramlarda deli gibi para kazanma zamanları geldiği için kasap bulmak zorlaşıo elbette.bizde bi kasap bulduk ama tam 4 saat sonra geldi.bize trafik sıkışık fln diyip durdu ama sonradan öğrendikki bize gelene kadar tam 4 kurban kesmiş:)
kesim ve paylaşım işlerinden sonra evlere dağıldık.kısa bayram ziyaretlerimiz oldu o gün.yorgun biçimde bitirdik günümüzü.
ertesi gün yani ikinci günü sevgilimi kahvaltıya davet etmiştim, o geldi.kahvaltı saatimiz 12yi geçince biraz brunch gibi bişi olduysada çok şahaneydi.ailece güzel bi masada yaptık kahvaltımızı.muhabbetimize güzel kahvelerimizle, çukulatalarımız eşlik etti.damadımız evimize neşe verdi:)benim sevgili eşim...
sonrasında o güne tayin ettiğimiz benim tarafımdaki akrabalarımıza ziyarete gittik.önce teyzemler sonrasında kankamın evine ve en sonda akşam yemeği için abimlere geçtik.sevimli bi gündü açıkcası.güzel oluomuş böle damat gezdirme işleri:)
ertesi günde iade-i ziyaret yapmak icap ediodu elbette.bu seferde sevgilimin akrabalarıyla bayramlaşmaya gittik.2 teyzesi var sevgilimin.ikisinide ziyarete gittik.annesi ananesşnin yanına eskişehire gitmişti dolayısıyla onu göremedik ama ben bayramın birinci günü arayıp hem müstakbel kayınvalidemle hemde ananeyle bayramlaştık.cıvıl cıvıl bi konuşma oldu ki ananesi bayılmış bana.kayınvalidem giderken sevgilimden aldığı resimleride götürmüş ananecim bakıp bakıp sevmiş beni:)sağolsun .onlar öyle, teyzeleri ayrı zarif ve sevgi dolu insanlar.beni içlerine sokucaklar yani o denli bi sevgi halleri vardı.büyük teyzesi şal örmüş bana.ne zarif bi davranış.emek sarf etmiş ve çokda güzel olmuş.paltomun içindeki siyah şalı çıkarıp çantama koydum ve onunkini taktım kapıdan çıkarken.öyle memnun olduki,bende çok sevindim memnuniyetine.küçük teyzesi ve aileside ayrı ciciydiler.okadar güzel ağırlandım okadar iltifata maruz kaldımki zaten her ikiside sağolsun evlatları yerine koyup annecim die hitap ettiler bana.sağolsunlar çok sevdim her ikisinide.
vee bayramın son günü.evde oturarak dinlenebildiğim bişeyler okuyup odamı düzenleyebildiğim dahası sadece kendime vakit ayırabildiğim ama buna rağmen hala sevmemeye devam ettiğim bi gündü.pazarrrrr.
böyle geçti gitti işte koskoca 5 gün.az diil yani ama nasıl geçti orası meçhul.zaten hep bi koşturmaca var hayatımızda hep biyerlere yetişme telaşı.öyle bi çarkki bu bu telaşlardan bilinçsizce soyutlandığı an insan ne yapıcağını bilemio.okadar işlemiş içimize hep bi telaş içinde olma olgusu.
vee zaman geçio gidio son hızıyla.kaçırdığımız trenlere bakarken yaşadığımız kısacık hüzün anları gibi hissettiklerimiz.daha dün nerdeydim şimdi nerde die düşünürken bile okadar hızla geçioki zaman insan aldırış etmio bi vakit sonra.
geçen sene bu zamanlarda sevgilimle tanışalı henüz 3ay olmuştu.beni aşkıyla doldurmaya başlayalı sadece 3 ay.oysa şimdi bu cümleyi kurararken diorumki 15 ay olmuş.halbuki dün gibi hatırlıorum heycanı mutluluğu hala içimde o günlerin.dün akşam onunlada konuştuk tüm bunları.bizim sevgimizin nabzı hep yüksekti hep tavandaydı çok şükür.ama elbette kendi kendine olmadı tüm bunlar.sevgilimin emeği büyük ilşkimizde.ben yapı itibariyle biraz daha sinirliyim ve çokda eyvallahım yoktur herşeye.ama o beni hep dengede tuttu.olgunluğuyla, bilgisiyle, sevgisiyle yoğurdu ilşkimizi.ve bugünlere geldik işte.liseli aşıklar gibi olmak ne hoş bi bilseniz.küçücük bi busenin verdiği sevinç,birbirimizi gördüğümüzde parlayan gözlerimiz,ışıldayan ruhumuz...herşey o denli güzel ve yolundaki insan ister istemez ewt dio biz birbirimizin layığıyız,biz birbirimize göreyiz hatta birbirimiz için yaratılmışız...biliorum bisürü insan bunu diyerek başlıo güzel şeylere ama nerde noluyosa artık, nerde teller gevşiosa bişiler ters gidio ve ilişkiler başkalaşıo ve o birbirini çok seven iki insan birer yabancı oluverio.
elbette bu da iki kişilik.yaparkende yıkarkende başrolde hep iki kişi var ilişkilerde.hep karşındakinden beklememek,dürüst olmak herşeye rağmen onu sevmek,küçük sorunları büyütmekten vazgeçmek ve özverili olmak...umarım o olmayı istemediğim insanlaran biri olmam ve ilişkimiz, sevgimiz ve adım attığımız bu yol bizi daima mutluluğa götürür.
cumartesi sipariş ettiğimiz yüzüklerimizi almaya gidicez ve haftayada sözümüz olucak.bu pazar günüde araştırma yaptığımız evleri görmeye gidicez.yuvamızı bulmaya yani:)

bu arada kurban bayramıyla alakalı çok fazla tepki gösteren insanların yazılarını okudum internette ara ara.islam dinine mensup olanların neden kurban bayramında kurban kestiklerine dair sorgusuz sualsiz bilgileri vardır elbette ama sanırım olmayanların bilgisi olmadığı gibi saygısıda yok.neden bu bayramda kurban kesildiği hakkında bir gıdım bile bilgileri yok.dahası olayı iyice ajite edip canilikle suçlayanlarda var ve hatta allahın verdiği canı allah alır diyerek canlıların yaşamasını savunanlarda.kurban kesmenin dinimizde zaten Allah kelamı olduğunun sanırım bilincinde değiller,olmalarınıda beklemiyorum.
öte taraftan biliniyorki bu insanlar akşam yemeklerinde yada gittikleri lokantalarda hatta fast food satan tüm restorantlarda sanki yedikleri şey bi hayvanın eti diilmiş gibi rahatlıkla midelerine götürüolar.vejeteryan olanları bu konuda anlamak kolay ama hem et yiyipte hem kurban kesenleri canilikle suçlamak oldukça çelişkili.elbetteki usulsüzce kesmeye çalışanları kınamak gerek ama diğerlerine laf söylemek ve bunu iğrenç ve kötü bişeymiş gibi yorumlamak ve hatta lanse etmek bence yanlış.et geçmiştede gelecektede en kıymetli ve pahalı yiyecektir ve böylede olucaktır.kurban bayramının asıl amacı kesilen eti maddi durumu elvermediği için yiyemeyenlerle bu vesileyle paylaşmaktır.avrupanın nasıl çok saçma görünen bazı adetleri ananeleri ve dinen yaptırımları varsa buda ondan farklı bişey değildir.onların adetlerini avrupalıdır ne yapsa iyidir etiketi altında övüp kendi memleketinin adetlerini yeren, kınayan insanları anlamakta zorlanıorum açıkcası.ben nasıl başkalarının dinlerine hatta bir hayvana iman edilen (hinduizm) dinlere bile saygı gösteriosam başkalarıda lütfen benim dinime ve gerektirdiklerine saygı duysun.ve sırf fevrilik, sivrilik yapmak, farklı olmak için avrupalı! gibi davranmaya çalışmasın lütfen.biraz saygı diliyorum en azından başkalarınınkine saygı gösterdiğim kadar...
iyi haftalar

25 Ekim 2007 Perşembe

unutulmucak ayrıntılar...

I HAVE NOTHING IF I DON'T LOVE YOU...
Whitney Houston eşliğinde yazıorum bu yazıyı.haftayı tamamlamadan aklıma kazılı olan herşeyi ilerde sadece sağlaması olsun diye burayada yazmalıyım diyorum.lakin unutulucak gibi diil çünkü hiçbiri.
bir cumartesi erken çıkılmış iş gününde gerçekleşti büyük sürpriz.internetten aldığım biletimi öncelikle otogarda check ettirdikten sonra beklemeye başladım bursa yolculuğumu.
trafik yoğunluğundan dolayı nedenini ozaman bilemediğim daha sonra 29 ekim çalışmalarının öne alınmasından kaynaklandığını anladığım sebeplerinden dolayı istanbuldan çıkışımız biraz uzadıysada her an'ı güzel bi yolculuktu.verdiğimiz molalarda, feribotu beklerken, feribottayken ve diğer molalarda sevgilimle hep haberleştik.biraz gecikmelide olsa bursa terminale vardığımda kocaman gülen gözleriyle beni karşıldı sevgilim.
uzun bi sarılma ve hasret giderme anından sonra taksiye atlayıp onun kaldığı otele doğru yola çıktık.famora meydanına yakın bi otele geldiğimizde içeri girerken kayıt yaptırmadığımızdan dolayı resepsiyona geri dönmek zorunda kaldıysakta az sonra beni bekleyen şeyle karşılaştığımda hiçbişeyi hatırlamıcaktım bile.
hiç ama hiç aklımda yokken yakaladı bu sürpriz beni.ewt biliodum bana bi yüzüğün alındığını ve ewt yine biliodum bu aralar evlenme teklifi alıcağımı sevdiğimden ama asla bunun bursada olucağını hemde bu şekilde olucağını tahmin edemezdim.istanbullular olarak belkide biraz empati kurduğumdan dolayı sanırım ben onun yerinde olsam istanbulumuzda teklif ederdim diye düşünmüştüm.
odmızın önünde kapıyı kartla açmasını beklerken bi an önce içeriye girme telaşımdan dolayı hızla odaya daldım ki gözlerime inanamadım.ağzımdan çıkan sesler sadece aaaaaa ve yine aaa idi:)
yerlerde yatakta odanın heryerinde banyo dahil olmak üzere heryerde ve herşeyde güller ve gül yaprakları vardı.paldır küldür odaya dalmışlığımdan dolayı üstünde yürüdüğüm yolu geç farkettimki sevgilimde yoldan çıkmamamı söyledi.
yerde yürüme yoluma güllerden yapılmış bi yol vardı.onu takip etmeli ve yatağın üzerinde bekleyen kutulara doğru ulaşmalıydım.
şaşkınlık nidalarıyla o yolu yürüdüm ve benim için alınmış, hazırlanmış sürprize doğru uzandım.
fakat sanırım şaşkınlığımdan dolayı hala bunun benim için sadece bi hoşgeldin kutlaması olduğunu düşünüodum.asla aklıma evlilik teklifi gelmiodu ki o uçuk mavi küçük kutuyu görene kadar.
yatağın üzerinde gonca güllerden yapılmış bi çiçek arajmanı, bi tane kırmızı kalpli bi kutu ki içinde çukulatalar olmalıydı ve o minik mavi kutu.sonradan düşünücektimki bu uçuk mavi kutu bursaya özgü bişeydi galiba.bursanın bi çok yerinde bu renk tonuna rastlamak mümkündü çünkü..
öncelikle benim için hazırlanan odanın tamamına göz gezdirdim ve her gördüğüm manzaraya hayretler içinde kalarak sevgilime sarıldım.apliklerin içine kadar heryer güllerle doluydu.rüyada gibiydim, ayaklarım yerden oldukça havadaydı ve ben bi filmi izlio gibiydim.halbuki o film benimdi ve başroldede biz vardık.
sevgilim laptopundan çalınmayı bekleyen bizim şarkımızı açtı.YOU MAKE ME FEEL BRAND NEW-SIMPLY RED
ve sonra önümde diz çökerek bizim şarkımız ve kalp atışlarımız eşliğinde gözlerimiz dolu dolu aynı o filmlerdeki gibi evlenme teklifi etti.bana bütün gün eski mesajlarımızı okuduğunu ve hepsinin çok güzel duygular içerdiğini, söylicek daha güzel bişey olmadığını ve gerekte olmadığını belirterek artık bundan sonra söylemesi gereken tek şeyin bu olduğuna karar verdiğini söyledi
BENİMLE EVLENİRMİSİN?
bunu duymayı çok beklediğiniz bi insan varsa hayatınızda hep bi şekilde bu teklif karşısında prova yaparsınız.şöle yaparsa böle yaparım, bunu söylerse şunu söylerim,şöyle ewt derim böyle kabul ederim diye.
boşuna düşünmüş olduğumu anladım o dakika.insan bi an önce o teklife EVET demek istio.hatta yüzlerce kez mümkünse evet evet evet...
ona bunu gerçekten isteyip istemediğini sordum rol icabı.aslında deli gibi istediğini bildiğim halde.o da dünyadaki herşeyden daha çok istiyorum dedi.bende ozaman EVET dedim.önümde diz çökmüş vaziyette birbirimize sarıldık ve yüzük kutusunu açtım.
O müthiş zevkini yine ortaya koymuştu.harika bir tektaş parmağıma girmeyi bekliodu.bnuu onun yapmasını rica ettim.birlikte yüzüğümü parmağıma geçirirken artık hiç kopmucak olan o bağla bağlandığımızı hissettim son kez.
kendimize geldiğimizde sürekli birbirimize sarılıoduk birbirimizi kokluoduk ve ben 5 dakikada bir parmağıma bakıodum.ben her gülümsediğimde sevgilimin haklı gururu okşanıp duruodu gözlerinden anlıodum.mutlu olmama, herşeyin yolunda gitmesine ve üstündeki bu yükü atmışlığın verdiği rahatlıkla durmadan gülümsüodu.
sonradan öğrendimki bu sürpriz için bi haftadır bursada organize olmaya çalışıomuş olanaklar dahilinde güller ile hazırlamış bu sürprizi. ama asıl istediği laleymiş.
sevgilim hep işyerime yollardı çiçekklerimi ama kendi seçtiği çiçekler olmadı onlar.parası verilmiş güzel organize edilmiş çiçeklerdi işte.oldukça gösterişliydiler ama onun elleri değmemişti, onun gözleri seçmemişti o çiçekleri bana alırken.oysa şimdi ciddi bi emek vardı herşeyde ve heryerde.sevgilim bana kendi seçtiği çiçekleri almıştı işte,istediğim olmuştu.okadar mutluydumki dünyalar benimdi sanki.o an'ı hiçbişeye, dünya nimetlerinden hiçbişeye değişmezdim.
yerdeki gül yapraklarıda dahil olmak üzere hepsini topladık.bu arada yerdeki çiçeklerin sayısı 41 miş.nazar değmesin diyeymiş.düşünceli sevgilim benim...
sonrasında bu güzel sürprizin ardından bi alışveriş merkezindeki restaurantlardan birine gittik.tabiiki iskender yedim:)oldukça lezzetliydi.karnımız doyduktan sonra sevgilim bana kısa bi şehir tutu yaptırdı.
bursanın semt isimleri çok ilginç.altıparmak, famora, çekirge .... bisürü değişik isimli yerler.daha evvel ben sadece çekirgeye gelmiştim.şu hacivatla karagözün olduğu yere.hava muhteşem olduğu için çekirgeye kadar yürüdük elele.orada güzel bi mekana girip kahvemizi ve pastamızı yiyerek küçük bi kutlama yaptık aramızda.o arkadaşlarına bu işin üstesinden alnının akıyla çıktığını haber verdi mesajla bende kankime yazdım sadece.artık nasıl güzel bi msj yazdıysam kankim beni ağlayarak aradı.çok duygulanmıştı yazdıklarıma.tebrik etti herikimizide.sağolsun...
sonra yine elele famoraya ordanda otelimize gittik.ben odaya girerken yine o duyguların aynılarını yaşadım.mutluluk, şaşkınlık, gülümsemeler eşliğinde.
sabah planımızı erken yaptık.geceden saati 9a kurup 8de uyandık.otelin açıkbüfe kahvaltısına indik beraber.olabildiğince yedik.planımızda teleferiğe binmek vardı.kahvaltıdan sonra bi araca atlayarak teleferik meydanına gittik.tepedeki ulaştığı noktaya bakınca çok heycanlandım adrenalin yarattık kendi kendimize ama maalesef hava şartlarından dolayı teleferiğin iptal olduğunu öğrenmemizle hayal kırıklığına uğradık.adama sorduğumuzda lodos olduğunu söyledi.bende nasıl olur yaprak bile kıpırdamıo dedim cahilce.hanfendi dağda lodos var,teleferik dağa çıkıo dedi.şöle uzaktan bi baktım ordada yaprak kıpırdamıodu sanki.ama bu iptal olduğu gerçeğini değiştirmiodu.yetkililer dağda lodos kararını amıştı işte ve biz hiç böyle bi aksiliğe hazır değilken kendimizi çocuk gibi çok üzgün hissettik.bisüre ne yapıcğımız bilemeden teleferiğe kitlenmiş sanki ona binmezsek başka hiçbişey yapamazmışız gibi duygular içerisinde arkamıza baka baka geri döndük.birsürede hüznünü yaşadık bu durumun ama sonra teselli çalışmalarına başladık.herşey öyle güzeldiki; bu kısmında aksilik olsada farketmezdi.bu da nazarlık olsundu, belki başımıza bişi gelicekti ama Allah izin vermedi gibilerinden teselliler işte.hayır bilseydik bukadar erken kalkmazdık.yatar uyurduk:)
olmadı. olsun bidahaki gelişimizde mutlaka binicez ve yine o 116 nolu odada kalıcaz.artık evlenince:)
teleferiğe binemeyince yine araçla aşağı indik.ulu camiinin oraya.resimler çekip küçük küçük kültür turu moduna girdik.sonrada kahvemizi içmek için sturbucks a gittik.sohbet ede ede başım omzunda içtik kahvemizi.sonrada gazetelermizi alıp odamıza çıktık.tv yi açtığımızda o kötü olaylarla karşılaştık.birsürü şehit vermiştik yine ve durum çokça ciddiydi.çok üzüldük.zaten o sırada bursa meydanında terörü kınama hareketleri başladı.birsüre dada tv ye baktıktan sonra gazetelerimizide okuduktan sonra biraz dinlendik.saat 5buçuk feribotuyla istanbula dönücektim.3te yola çıktık noolur noolmaz diye.famora ile ferinor arası 45 dakikalı bi yol.riske etmeden yola koyulduk.iyikide çıkmışız.feribiotun orda sevgilimin daha önce tecrübe ettiği bi restaurant var.adıZEYNEL.çok lezzetli köfteleri var.nerdeyse her tür cins köfte yapıolar.servisleri çok hızlı ve temiz.çok ilgililer.istanbuldada şubeleri var elit mekanlarda hemde.Zeyneli oldukça beğendik.çok aç olmamamıza rağmen çok sağlam bi yemek yedik ve vaktimizi orda değerlendirdik.hesabı ödedikten sonra sahilde kordonda yürüdük yine el ele.
ve gitme vakti gelmişti artık.ikimizinde içinde hüzün vardı ayrılmak istemioduk doğal olarak ama gitmeliydim.ah şu mecburiyetler.:(
içeriye kadar girdikten sonra sevgilimin el sallamaları eşliğinde feribota bindim.yılın icadı.muhteşem bi yoculuktu.ne bir dakika ileri, nebir dakika geri.aynen yazıldığı gibi bir saat onbeş dakikada yenikapıdaydım.
yolda çukulatalarımdan birini yedim gülümseye gülümseye.bi parça uyudum birazda rolling stones okudum.sonra o büyük camların önüne geçip denizi izledim beynimde sevgilimin suretinin eşliğinde.ona çok teşekkür ettim binmeden önce feribota.çok ama çok mutlu olduğumu söyledim o da bana ayaklarımı herzaman yerden kesiceğini söyledi.birbirimizi nekadar çok sevdiğimizi anladım yine herseferinde olduğu gibi.aramızda ciddi bi akım vardı.ondan bana benden ona gidip gelen ciddi bi aşk sirkülasyonuydu bu.taa başından beri engel olamadığımız aslada engel olmak istemediğimiz hislerdi bunlar ki bizi bu adıma kadar getirdi.o ve ben BİZ oluverdik işte.
şimdi BİZ olarak bi hayata adım attık bundan sonrasıda aynen devam edicek.İnşallah....
seni çok seviyorum ve bunu söylemekten dahası hissetmekten asla vazgeçmicem.bu arada sevgilim artık istanbulda.yeni teftişlerine başlamadan önce yılbaşına kadarda burda olucak.hoşş gitsede zaten haftasonları gelio.bu bizim aramızda bi sorun olmadı hiç özlem dışında.ama ne yalan söyliyim artık hep yanımda olsun istiyorum.inşallahta olucaz.
canım sevgilime biricik eşime kooskocaman öpücükler sana...sonsuza dek SENDEYİM...

22 Ekim 2007 Pazartesi

evlilik teklifi

20.10.2007.......
hayatımın dönüm noktası...
asla unutmak istemeyeceğim son nefesime kadar hatırlıcağım muhteşem bir an...
bi kızı en çok mutlu eden şey...
sevdiğinden böyle bi teklif almaktan daha değerli ne olabilir...hiçbişey...dünyanın hiçbi nimetine değişilmeyen güzellik...
bu hafta sonu beni hiç ummadığım biyerde Bursada bekleyen müthiş bir sürprizle karşılaştım.hafızama, bedenime ve hatta her zerreme kazınıcak güzellikte bi teklifti üstelik.
çukalatalarla, kalplerle, güllerle ve gül yapraklarıyla bezenmiş bi evlilik teklifi...
bişeyi hiç bukadar canı gönülden tasdiklememiştim daha önce.O filmlerdeki gibi dizlerinin üstüne çöküp bana evlenme teklifi ederken ve bende kabul ederken kalplerimizin çarpışı metreler uzaktan duyulabilirdi.bana hayatıma birkez daha hoşgeldin dedi...bende hoşbulduk dedim...
okadar yüksek dozda duygu değişimlerim olduki bu haftasonu, düşünerek, her ayrıntısıyla yazmam gerek herşeyi ki ilerde birgün anımsama zorluğu çekersem bu sayfayı açıp tüm derinliğiyle okuyabilmeliyiz zira bu benim için çok büyük ve önemli bi mesele.
şimdi burada söylemek istediğim tek şey onu çok sevdiğim.kelimeler yetmicek bunu anlatmama ama yinede taa yürekten canı gönülden SENİ ÇOK SEVİYORUM ve her ayrıntısı düşünülmüş bu muhteşem haftasonu için çok teşekkür ediyorum,canım eşim....

14 Ekim 2007 Pazar

bayramlık

öncelikle kendimde dahil olmak üzere herkesin ramazan bayramı mübarek olsun.acısıyla tatlısıyla dopdolu bi bayramdı benim için.ve yine eski yerleşik düzene geçiverdik.evden işe işten eve...
istanbulda yaşamaya çalışmanın, başınıza büyük felaketler gelmeden yaşamanın çok büyük bedelleri vardır.ya eşşekler gibi çalışıp çoook zengin olmalısınız yada yine parayla ilintili olarak maddi sorununuzun olmadığı bi baba, koca yada herhangi evebeyne sahip olmalısınızki şehrin ücra yerlerindeki felaketlerden başınıza gelmesin hatta mümkünse hiç duymayın, görmeyin.
istanbulda yaşamanın bedellerinden birini daha ödedi bisürü insan yağan yağmurla.zaten istanbullunun sevinci saniyelerle kısıtlıdır.bu da ödenmeyi bekleyen bedeller arasındadır.bayram gelmiş neyine...sen git işyerini, evini basan sularla oyna...halın,kilimin,koltuğun,işyerin malın mülkün su altında kalmış kime ne...
hele hele Kübra Gül'ün babası Abdullah Gül'e ne?
sanki düğünümüze çiçek göndermeyin, bunun yerine yardımda, bağışta bulunun diyince oldu bitti herşey.
kızıyorum.bir bayram günü bunları yaşamak zorunda kalan,bırakılan insanlar adına üzülüorum.hemde hiç alakam olmadığı hiçbi yakınımın başına gelmediği tamamen yabancı olduğum bu insanlar için üzülüorum.duyarlı insan sendromu işte
alibeyköy yıllardır her sel felaketinde büyük zaiyat verir.hatta dahada öte can kaybıda olur bu senede olduğu gibi.
ben küçüktüm. ozaman eyüpte otururduk.alibeyköyden haberler gelirdi sel sonralarında.yıllar yıllar oldu belediyeler değişti, başbakanlar, bakanlar, cumhurbaşkanları değişti ama Alibeyköy'ün sorunu değişmedi.nedir bu insanların çilesi... bitmeyen çilesi...

bayramın birinci günü uzaktan bi akrabamızın cenazesi vardı cuma namazında kalkıcaktı eyüp camiisinden.fakat syn.Recep Tayyip Erdoğan teşrif etmişler eyüp camiisine cuma namazı için.cenazede kimmiş? gömülücekmiymiş? hava sıcakmıymış? bayramın birinci günümüymüş? evde bekleyenlerimizmi varmış.kime ne...
kestiği her yolla halkına bukadar eziyet eden bi zihniyet daha varmı bilmiorum.ve halkından bukadar korkan bi insan.çevresinde düzinelerce polisle gezen bi adam.varmı?
yok!çünkü korkuo, çünkü herkes kimin ne yaptığını bilio ve de görüo.buna kendiside dahil elbette.
zat_ı muhteremin keyfini beklettirdiği birsürü insanın ahını aldı kendisi hemde mübarek bir günde.elbet hak yerini bulur birgün.
konuya sinirle girdim ama aslında bunun dışında çok güzel bi bayram tatili oldu benim için.bereketliydi sanki herşey.
öncelikle perşembe günü için patronumuz bize jest yaptı ve yarım gün bile çalıştırtmadı.yani tatildik arefe günü.bende burayada yazmış olduğum planımı rahatlıkla uyguladım.sevgilimi karşılamaya yenikapıya gittim.biraz erken gittiğim için 45 dakikalık bekleme sonucunda arkasından gizlice yaklaşarak kocaman bi sürpriz yaptım.çok sevindi, haliylen oldukça şaşırdı biraz oturmayı teklif ettim ama elindeki bavullardan ve yoldan gelmiş olmasından dolayı istemedi.sonra beni taksiyle bakırköye bırakarak eve gitti.bu duruma biraz içerlemiş olmalıyımki akşam konusunu açtığımda ufak çapta bi tartışma geçti aramızda.benim herşeyi büyüttüğümü düşünüo.bunların küçük meseleler olduğunu eğer gerçekten oturmak istiosam bunda ısrarkar olmamı söyledi.herzamanki gibi alttan aldı,olgun davrandı.bende küçük bi kız gibi daha mantıklı davranıcağımı söyledim fln fln.
ondan sonra alışveriş yaptım biraz bakırköyde.iftara eve yetiştim iftardan sonrada bayramlıklarımızı yaptık.dolma sardık annemle kabak pastası yaptık ve künefeyi.künefe feci sonuç verdi, bidaha yapmamaya tövbe ettik.dolmalar serçeparmak inceliğinde ve bol ekişiydi.muhteşem olmuştu kabak pastamızda ona keza yine çok güzeldi.
bayramın birinci günü normal şartlarda abimler bize kahvaltıya geliceklerdi sabahtan ama cenazeye katılma olayımız çıkınca biz onlara gittik.cenazeden sonra giyinip süslenip önce halamlara, sonra ben kankime gittim.ordanda yeşilköye amcamlara geçtik.çok tatlı ve pasta çörek yemediğim için herşey yolunda gibiydi ama ramazandan çıkmışlığın verdiği durum değişikliği nedeniyle sabaha karşı bayramın ikinci gününde mide ağrısıyla uyandım.ballı süt içtim ki çok iyi geldi.sonra kahvaltı fln derken giyindim sevgilimle buluşmaya gittim.
sevgilim bana evlilik yüzüğümü aldı.bu aralar evlenme teklifi edicekte kendisi ama benim bundan elbette haberim var:)
hem ben biraz cin olduğum için, hemde kendisi paylaşmyı seven, gizliliği sevmeyen birisi olduğu için.canım aşkım benim ruhumun eşi...muckss
hatta alyans bile bakmış yüzüğümle uyumlu olanından.artık gidip bakıcaz.bu arada bazı şeylerde konuştuk yolda nişantaşına giderken.neyi nasıl yaparız, evi nerden alalım, anneler nasıl gelsinler, nezaman gelsinler fln gibi konuşulmayı bekleyen birsürü konuyu konuştuk.yol herzamanki gibi tıkalıdıydı bizde muhabbet ede ede gittik nişantaşına
nişantaşı ahalisi ülkeyi terkeylemiş olmalıki bayramın ikinci günü omasına hemde cumartesi olmasına rağmen heryer bomboştu.
geçen hafta sevgilimle Beymen'in içindeki Armani'den bi pardesü beğenmiştik ama almamıştık belki başka beğeniriz diye.baktıkki bulamadık daha güzelini bizde onu almaya gittik.zaten çok fazla sürmedi işimiz.aldık ve çıktık.sevgilim uzun boylu ve ayıptır söylemesi yakışıklıdırda:)çok yakıştı çoooookkk yeni pardesüsü benim aybalama.
sonra starrbucksta kahve ve pasta molası verdik.yerlerıimize oturmadan evvel pastalarımızı seçtik.Eskidost diye bi pasta yeniden aramıza katılmışmış.ben ondan yedim sevgilimde newyork usulü Cheesecake. yanında sıcak çukulata içtik.eskidost hakkaten esidostmuş.eski halinide yememiştim ama aramıza yeniden katılması büyük isabet olmuş.muhteşem bi çukulata rüyası gibi bişi.yanındada puro içtik sevgilimle..
bu arada yine StarabuksGloria sanıp servis için bisüre bekledik.aslında servisten ziyade oturduğumuz yerin temizliği için bekledik demeliyim.



birsüre önce sturbucks'ın türkiye mağazalarıyla alakalı bi yazı okumuştum.biz türkler öle ecnebiler gibi kahvemizi alıp gitmekten hoşlanmıoruz yada nebiliyim işe giderken kahveciye uğrayıp bi kahve alıyımda işe gidiyim fln gibi yerleşik zihniyetlerimiz yok.bizim kahve içmekten anladığımız içilen kahveyle birlikte edilen sohbettir.illaki oturmak isteriz içtiğimiz yere.bende yüzde 100 türk olduğuma göre aynen bu düşüncedeyim.isterimki oturduğum yere gelsin fincanım. yanındada ufacıkta olsa ikramları olsun.masa temizlensin diye beklemeyeyim pislik içinde yüzmesin masalarımız.ama bu tip bir sisteme alışık olmayan Sturbucks ahalisi hala türk kültürüne adaptasyon sorunu yaşıo anlaşılan.yani hani madem kahvenizi alıp miktir olup gitmiosunuz nereye gidicekseniz e bizde size oturucak yerler yaratık diolar.ama kusura bakmayın bununla yetinin öle her dakka başka kafelerdeki gibi temizliğe gelemeyiz.bi masada en az 5 -6 bardak olmalı, kültabakları ağzı burnuna dolmalı, yerler çerden çöpten geçilmemeli.ehh işte ozaman gelince biz hızır gibi yetişiriz diolar.
elbetteki çok saçma.Sturbucks yada başka bi firma kültürel geçişlere açık olmalıdır.yani bu işletmenin ısrarla bu kültüre karşı çıkmaya çalışması ayrı, pislik içinde müşterilerini ağırlaması ayrı.bunu mazur görmemize imkan yok bence bu bağlamda.hemde düşünün nişantaşı gibi biyerde.ilgisizlik diz boyu.sanki bedava veriolar anasını satıyım.zaten oldum olası sevmem Sturbucks ı.ben Gloriacıyım yada Kahve dünyası cı.hepsi bu..hıh!

verilen kötü hizmete rağmen ağzımda pasta tadıyla eve döndük.teyzem ve sevdiğim kuzenim bize gelmişlerdi, bende ısrar etmiştim kalın die.kaldılar.akşam üseri acıkınca sokak arası köftecisi usulü ekmek arası köfteler yaptık kendimize, kahveler içtik bol köpüklü ve etrafında bol bol laf döndürdük pervasızca.
ve son gün.üzgünüm hafiften çünkü tatil bitti.kim nekadar kızarsa kızsın bayramlar yorgun düşmüş bedenlerimize yarayan birer tatil fırsatı oldu artık.gerçi bizim ailemiz hala eski geleneklerini bırakmış diil.mutlaka büyüklerimizi ziyarete gidioruz ama bunun dışında elbetteki bi parça tatil demek oluıo bayramlar.
uzun bi kahvaltıdan sonra bakırköye geçtim bi kaç işim vardı.teyzemleri yolcu edince annemde arkamdan geldi.zaten bu sel felaketi görünütülerinede yolda giderken aracın içindeyken rastladım.kocaman borular ve hidroforlarla suları dışarı atıodu insanlar.çok üzüldüm hemde çok.üstelik havada bi gecede kışa dömüştü, buz gibiydi.
sahi ya o ne soğuktu öle.gerçi halada pek sıcak sayılmaz ki perşembeye kadarda sürücekmiş..sonra ısınıomuş yine.neyse.
annemle bululup alışveriş yaptık.günlerdir ayakkabı arıodum.mevsimlik ayakkabı ama bitürlü bulamıodum.gözümü karartıp en sonunda çok bayılmasamda aldım bitane.bi de kocaman deri bi çanta aldım ayakkabıyla uyumlu..ben pek büyük çanta sevmem. ama arada lazım olur diye.annemde bi ayakkabı ve elbise aldı.giydiği elbise fiziğine okadar yakıştıki hasetliğimden çatladım.kadın 50 yaşında muhteşem bi fiziği var.incecik heryeri 62 kilo ve hiç baseni yok,bacakları ince.bi de kendime bakıorum ben kilolu dilim ama basenliyim.teyzelerime benzemişim bu hususta çok lazımmış gibi.ehh napalım gelin kaynana toprağından olurmuş ya kaynanamda basenli ehehehhe
çok yağmurlu çok soğuk bi pazar günüydü.tam hafta bitimine uygundu yani.ve işte yarın iş başlıo.çok şükür herşey yolunda ve önümüzde güzel olaylar, tatlı heycanlar var.allah yardımcımız olsun.iyi haftalar herkeslere...

2 Ekim 2007 Salı

devrilmiş bir sene...

rüzgarlı bi gecede dalgalar arasında inip çıkan bi gemi gibi ruhum.mutsuzmuyum üzgünmüyüm hüzünlümüyüm bilmiorum vericek cevabım yok.ama herzamanki ruh halimden biraz daha uzaktayım bugün.
2ekim...
bir yıl önce çok fazla anlamı vardı bugünün.oysa şimdi sanki o gün bana ait diilmiş gibi öylesine sıradan öylesine hüzünlü ve öylesine olması gerektiği gibinin dışındaki.
ağlamak isto canım.bu işyerinde asla mahremim olamaz,ağlayamam bile.sabah yolda yürürken bi iki damla düştü gözümden.şirketin kapısına gelince sildim herbirini derin nefes aldım ve birgünü daha hiçbişey yokmuş gibi sırtlanmaya sorunlarımı canımı sıkan şeyleri kapının ardında bırakarak(güya) girdim içeri.
içim hüzünle dolu şimdi.sorsalar şu nedenden diyemem ama bi garip işte.ilk sene-i devriyemize hüzünlü ve onsuz giriorum.umarım bunu takiben hep böyle olmaz.
nice seneler bize.

2 Temmuz 2007 Pazartesi

özlenilicek günler,tatil alışverişleri.....

bütün haftasonu limonlu bahçede içtiğim naneli limonata tadında geçti.çok güzeldi yani.zaten aşkımla olupta farklı olması imkansız:)

cumartesi günü işten çıkmak için sonsuz bi heycan hissettim.sevgilimi görüceğim gündü çünkü o gün.son dakkada çıkan bisürü şeyide hallettikten sonra kaçarak çıktım yine herzamanki gibi işten.

sanırım herkes ama herkes tatilde.yollar boştu ama daha önemlisi bakırköy çok boştu hemde şaşılıcak cinsten.istanbul bize kalmış sevgilim gelmiş ohh yaa.sakin sakin, tıklım tıkış olmadan dolaştık durduk ne güzeldi.

alışveriş yaptık yine herzamanki gibi.yeni bir dijital makine aldık teknosadan.şık,güzel bişi.sonra deniz şortu aldık vakkaramadan.bisürü çeşit rengarenk çok alternatifli deniz şortları var.en azından bizim baktığımız lacoste dan ve diğer mağazalardan çoook daha fazla seçenekliydi.bi de bermuda aldık aşkıma krem rengi akşamüstleri giyilebilen cinsten.çook yakıştı sevgilime.güzel bacaklım benim ouuuuvvvvv:)

geliğe gittik aç karnımızı doyurmaya sonrasında.
ikimizde döner yedik.bahçe katıda varmış geliğin bilmiodum.ilk önce bahçeye geçtik ama baya sıcak gelince klimalı mekanlarına geçtik yine.bu seferde üşüdüm ama neyssee:)


rüzgarlı bi hava olmasından dolayı ve benimde kırmızı pileli asla rüzgarlı havada giyilemicek bi etek giyerek yapmış olduğum eşşekliktem dolayı baya bi zorlandım hareket ederken.mesela town da bi kafe var.oraya çıktık.en üst katta açık bi yer.otururken bile eteğim açılabiliodu yani o derece bi rüzgar vardı.sonra ordan içeriki kısma girdik soğuk bişiler içtik.sonrasındada önce taksiyle dönücektimki baktım minibüs durağı boş bende vazgeçtim taksiye binmekten minibüse bindim.sevgilimle öpüştük hadi görüşürüz dedik ben basamaklarına bastım minibüsün tam arkamı döndüm el sallıcam sevgilime ve okadar eminimki orda olduğuna, fakat dönüp bakışımla ensesini görmem bir oldu.çok şaşırdım afalladım.asla yapmaz böle bişeyi.yani daha minibüse binmeden dönüp arkasını gitmez.sanırım çok üzüldüm bi kaç defa msj çekmeyi düşündüm üzüldüğüme dair fln ama sonra vazgeçtim.normalde araç kalkana kadar bekleyen insan döndü arkasını gitti.hayatta trip yapan biride değildir üstelik nitekim trip yapılıcak bi pozisyonumuzda olmadı aksine çok mutlu mesuttuk.tabii ben dayanamadım akşam beni aradığında söledim.işinmi vardı dedim hiçbişi sölemedinde arkanı dönüp gittin ben çok bozuldum kırıldım fln die.dalgınlığına geldiğini söledi öpücükler verdi, özür diledi.yaptığı şeyin farkına ben söyleyince varmış ewt haklısın bile dedi.sanırım gerçekten dalgınlığına geldi ki böyle davranabilicek bi insan asla değil.aşkıma burdan sonsuz öpücükler yolluorum.tv den slm sevgi msjları yollayan tipler gibi oldum. bi de el sallıyım:))

minibüste yanımda gayet edebiyle oturan bi adam vardı.eve yakınlaştığım bi yerde bu adam indi yerine hanzoların kralı bi adam oturdu.ama adamın tipine bak çay demle.okadar kıl ve kroo.2 kişilik koltuklarda oturuouruz ben cam kenarındayım.baktım bu önce bacaklarını kocaman açarak oturdu.sığamıo ya ayıcık koca yere.bi de ikide birde kafasını çevirip bana bakıo.kıllandım tabiiki iyice.sonra bu hafiften oturuşunu düzeltmeye çalışır gibi yapıp dahada yayılarak oturdu e böle oluncada iğrenç vücudu bana değmeye başladı.ben tabiiki bu saniyeden itibaren dayanamadım.beyfendi kendinizi toplayıp daha düzgün otururmusunuz dedim.vay efendim düzgün oturuomuş.bende dedimki bacaklarınızı kapatarak oturmayı deneyin dedim.e burası ikili koltuk dedi.iyi ya dedim 2 kişi oturucak burda tek kişi diil toparlanın dedim.sizden öncede bi bey oturuodu burda gayet normal oturuodu onun gibi oturmayı deneyin dedim.mırıl mırıl bişiler söledi baktım gayet düzgünn oturuo. heh dedim demekki biliomuşsun adam gibi oturmayı adi kroo.
nedir bu tip adamların sorunu bilmiorum.adam okadar abazaki gömleğinin kolunun kumaş kısmının değmesine bile razı.o derece had safhada yani.bende hayatta bu tip olaylarda sessiz kalabilen biri değilim.değil benim başıma başkasının başına gelipte tanık olsam bile olaya girişirim yanii.ne münasebet cnm hem görsel olarak hem kendi başımada gelse neden tahammül ediyim böle bi olaya.kıçı kırık insanlar için hemde:o


işte öle böle geçti birgün daha.eve giderken adamın biri yanıma yaklaşıp çok hoş olduğumu tanışıp tanışamıyacağımızı sordu.sinirli sinirli baktım sanırım anladı ve gitti.birazdan sevgilimin safranboludan bize getirdiği cevizli yaprak helvasıylan çekme helvasını tadıcam.bi de safranboluya özgü kumaş pantalon istemiştim onuda getirmiş bebeim.mmuucckkss

esin bizde dün akşamdan beri.evlerinde tadilat olduğu için bizde kalıcak tüm haftasonu.çok sıkılmış hadi gel artık die aradı yoldayken.yemekten sonra bisüre sohbet ettik sonrada daha fazla dayanamadım vurdumkafayı yattım sevgilimi aradıktan iyi geceler öpücüğümü aldıktan sonra.



********************************************

pazar sabahı gayet güzel kalktım kahvaltı hazırlıorum salçalı sosis yapıcam.annem herzamankiğ muhalefetiyle ille bişi bulucak sanki yemin etmiş bu aralar ne yapsam şekeri fazla unu çok koydun fln gibi habire bişi söylüo ben tamam haklısında desem devam edio söylenmeye.

neyse ben sosis yapmaya başladım o sırada sevgilim aradı onunla konuştum geldimki yine bana dönüp çok salça koymuşsun dedi.bende söylenmeye başladım herşeye bişi sölüosun fln die.ve böylece tartışma uzayarak kavgaya dönüştü.çok gereksizdi hakkaten keyifsiz bi kahvaltı yapmak zorunda kaldık.alelecele bişiler yiyip kalktım masadan yavaştan hazırlandım.dışarı çıkıcaktım sevgilimle.giyindim çıktım araca doğru giderken sevgilim aradı.o da babasıyla kavga etmiş.biz böle iki kavgacı tip buluştuk ve bizim dışımızdaki dünyayı yok saydık bi süre.önceki planımız ortaköydü ama sonra vazgeçtik.karaköydeki tünelden beyoğluna çıktık.yıllar var bu tüneli kullanmayalı.öğrencilik hayatımda eski sevgilimim işyerininde karaköyde olmasından dolayı çok sık kullanırdık burayı.ama üstünden çok zaman geçti.salihlerin dükkanıda başkalarının olmuş artık onlarda sırra kadem bası noldu herbiri bilmem.

sonra tünelden çıktıktan sonra tramvay durağı var hemen çıkışında orda oturup birer sigara içtik.karnımız aç olduğu için aynı anda iikimizinde içinden geçen bambi büfeye
gidip kaşarlı döner yeme fikrini uyguladık.sağolsun malzemeden hiç çalmadıkları için bambidekiler bol kaşar, bol döner olunca dürümün içindekiler her nekadar sonunu yiyemesemde midemi bulandırdı.hemde baya bulandı.sıcakta bu kadar ağır ve yağlı yiyecekler çekilmio ve banada çok dokundu.2 saat sonra fln anca düzeldim.

dieselin önünden geçerken çoktandır sevgilimin istediği bi kot vardı ona bakmaya karar verdik.fakat o kot çok kötü durunca benim istediğim beğendiğimi denettirdimki bi kot bukadar güzel durur selvi boylu sevgilime.gerçekten çok yakıştı.e aldık tabii bi de şapka aldık yanına.
sonra megavizyona girip tatil kitaplarımızı aldık.ben elif şafak'ın 2 kitabını aldım.MAHREM www.kitapyurdu.com'dan satın al ve ARAF www.kitapyurdu.com'dan satın al.o da orhan pamuğun CEVDET BEY VE OĞULLARIY'la www.kitapyurdu.com'dan satın al FUTBOL VE KÜRESELLEŞME www.kitapyurdu.com'dan satın al kitabını aldı.kitap alışverişimizide yaptıktan sonra tatile çıkmaya iyice hazır hale geldik.


eğer bi aksilik olmazsa temmuzun son cuması çıkıcaz izne.yuppiii:)

alışverişten sonra limonlubahçeye gittik.burası gerçekten egzotik biyer.limon ağaçlarının altında oturmamızdanmı kaynaklanıo bilmiorum ama gerçekten huzurlu bi yer.hamağı olan bi kısma geçtik.biraz hamağa yattım biraz sevgilimin kucağına ben çilekli milkshake
söledim o limonata
.sonra ben onun limonatasına çok bayıldım değiş tokuş yaptık.limonlu bahçenin tadı içtiğim limonatayla birlikte damağımda kaldı.gerçekten nefis ve farklıydı. anlıodu insan gerçekten taze limondan yapıldığını o derece yani.sonrada birlikte eve doğru yola çıktık.otobüste ayrıldık içimde kocaman bi hüzün daha ilk dakikalarda başlıyan bi özlem....


15 gün sonra görüşücez bi daha.ondan sonra seçim içim gelicek ve gitmicek bidaha geri.zaten tatile çıkıoruz son haftasındada.lütfen çabuk geçsin ama şu dönem.hem tatile hem sevgilime çook ihtiyacım var çünkü.o sarılıp öpüşü yine aklımda takılı kaldı zaten.

özledimmm daha şimdiden.sabah msj çekmiş 5 te geldim diye.bende o yolda die sabaha kadar huzursuz uyudum,biçok defa uyandım...

tez zamanda kavuşmak ümidiyle ...m&t

22 Haziran 2007 Cuma

hazırmısınız?
evet efendim...
kemanın akordu tamam mı?
ewt.
iyi başlayabiliriz.
fa
la mi
re mi fa
si ye dikkat et
affedersiniz!
sol
si fa
sol la si
la si do la fa

.......özdemir erdoğan........
(keman öğretmeni)

içimdeki tüm notalar böyle ahenkli çalsın istiorum.çoğu zaman içimdeki şarkı biterken hala bi ahenk beklio olmam ilginç tabii.

dün bisiklete binerken ağladım hüngür hüngür.bisiklete binerken yapılıcak iş mi bu?

diil ama tutamadım kendimi.zaten ota b..ka ağlayan bi kız oldum çıktım,halim duman.ölecene kendi kendime ağlayıp ağlayıp sustum bi süre sonra.işin ilginç yanı bugün kendimi pek bi süper hissediorum.çok güzel giyindim, bakımlıyım akşama benim kankiyi işyerinde baskına gidicem.pierre lotiye gidelim istiorum.türk kahvesi içmek için şahane bi yer orası.mmm yanında bi tane sigara içebilirim hem.saat 2 oldu ama ben hala sigara içmedim.şahane bişi.hemde öğle yemeğimide yedim yani.hani yemek üzeri sigara ii gidio ya ondan mütevellit:)

aylinin yaptığı yorumu okudum son yazım hakkında.yaprak dökümü resmindekini benim ailem sanmasına çok güldüm:)

klimayı hangi ayarda tutarsam tutuyım bi müddet sonra üşütüo.anasını satıyım kapatıorum elim ayağım buz oldu die.bu seferde anında ısınıo.ne menem bişi bu böle ya.yıllardır bi ayar yapamadım gitti.zaten başımıda ağrıtıo salak alet.aspiratör getirin bana.(belkide vantilatördür adı...amaaan neyse işte o pervanesi dönen şeyden işte)

dün birden bire yerimden kalkıp zeynebin yanına gidip aşağıdan birini çağır,10bin kalorili bol çukulatalı dondurma aldırcam dedim.sonra zeynep kendi gitti aldı ama bol kalorili dondurma bulamamış gitmiş max almış(çocuk işi hıh)

şiddetli kalori alma isteğimi max karşılayamıcaktı elbette.bende çekmecemde zor zamanlar için sakladığım tatlı krizini tatlıya bağlayan tatlıyı(danette danone) açtım koydum önümüze.sonra patronlarımızdan birinin yurtdışından getirdiği çukulatalar vardı yine aynı çekmecede.ondanda 2 tane aldım bi ön yaptım:)sonra iğrenç biçimde max'ı danettenin içine soka soka bi güzel yedim(kaşık yoktuda)

sonracığıma eve gittim annem mantar yemeğiyle makarna yapmış.pisboğazlık yaptığım için yiyemedim tabiiki.sabah kalktım hassas tartıya çıktım.gene aynı kiloyum.ben bu kilo işini anlayamadım gitti.şimdi ben yiyorum kilo almıorum.yemiorum kiloda vermiorum.bu nasıl iş biri bana anlatsın.




aylincim sen bilirsin bu işleri en az ben kadar takık gördüm senide kilolar konusunda.ya şu beden bi güzellik yapsın 3 kilocuk daha versin bişi istemiorum.tüm internet camiası şahidimdir eğer ki şu bi kaç zaman içerisinde bu kiloyu diet yapmama rağmen vermez ise kendisine şok diet uygulattırılıcak,açlığa mahkum edilecektir.aaaaaaaaaaa ama......

ahhh aşkım aradı.güzel seslim benim.çarptı gitti yine beni öğlen öğlen.gelde çalış şimdi :0


ufak çapta batı karadeniz turu yapıcaklarmış yarın.amasya,safranbolu ve diğer zonguldak ilçelerini.bana safranboludan ifil ifil uçuşan pantalonlardan al e mi?bi de çekme helva istiorum.

geçen seneki gezimizde uğramıştık safranboluya.bir sene geçmiş ogünden bu yana.devrekte şapşahane bi kuyu kebabı yemiştik.sonrada safranbolunun o minnacık daracık sevimli sokaklarını dolaşıp alışveriş yapmıştık, sevdiklerimize hediyeler almıştık.sıcak bi yaz günüydü ve önümde daha bi haftalık tatilim vardı.ertesi gün yazlığa geçicektim anne kız yayıla yayıla tatil yapıcaktık.ne güzeldi. her istediğimi yapabildim geçen sene.plajda uzuuun uzun güneşlenip okuyamadığım kitaplara gömmüştüm başımı.geç kalkıp güzel ve mutluluk verici kahvaltılar yapmıştık.bisiklete biniodum akşam üsteleri gün batarken.güneşin kayboluşunu izlemeye gidiodum limana.balıkçı teknelerine bakıodum içimde kocaman bi huzur ve sükun.

güzel bi tatildi.hem gezmeli hem dinlenceli günlerdi.bakalım bu sene nasıl geçicek.ozaman hayatımda yoktu sevgilim.yalnızdım,hem de ne yalnız.şimdi birlikte geçiricez bu seneki tatili.beraber denize giricez güneşlenicez,yemek yicez bisiklete binicez.dışardan bakıldığında nekadar sıradan eylemler ama bana heycan verici gelio işte.çoğu aşktan, kalanıda tatilde olma isteğinden kaynaklanıo.

umarım herkesin tatili güzel geçer.

3 Mayıs 2007 Perşembe

CANIM'a...


dün akşam canımı gördüm.iş çıkışında buluştuk.kısa ve dar bi vakittede olsa çok güzeldi bence.sevgi doluydu herzamanki gibi.beraber akşam yemeğimizi yedik semtimizin elverdiği kadarıyla.ben sezar salata yedim,o kıyma soslu makarna.yanyanaydık ya aslında hiç bi önemi yok nerde olduğumuzun ne yediğimizin ya da.onu görmek beni rahatlatıyo.her nekadar ayrlırken zorluk çeksemde onuda tutup elinden bize götürmek istesemde şimdilik bununla yetinmek zorunda olmakta kafi.yanımda ve yakınımda ya.bu benim için çok özel ve öenmli.bir sabah erken kalkıp kahvaltıya gidicez.günün en erken saatlerinde görücem onu.karşılıklı peynir zeytin alışverişlerinde bulunucaz:)ve güne çok daha zinde başlıcaz buna eminim.az evvel konuştum."benim sana çok ihtiyacım var biliomusun"dedi.bir varlığa ihtiyaç duyucak kadar aşık olmak...muhtaç olmak birine.sevilmeye değil illede onun sevgisine,sevmesine.bu da çok özel duygu.çünkü başka hiçkimseye hissedilemiyecek duygular bunlar.özel kılmasıda bu yüzden zaten.birbirimize sonsuza dek sürücek bi ihtiyaç halindeyiz.ona yazmıştım "ben bir bütünsem eğer;bu bütünü oluşturan en büyük parçada sensin" diye.biz beraberliğimiz süresince hep yekpare olan bi çiftiz.ve onsuz bi hayat düşünmüyorum.onu çok seviyorum...
seni çok seviyorum...

12 Nisan 2007 Perşembe

özledimmmm

gel artık yaa
.tmm anladım 2gün kaldı .bitti bişi kalmadı.çoğu gitti azı kaldı fln ama gel artık işte.
çok özledim.çok ama çoooookkkk
anladınmıı?

18 Şubat 2007 Pazar

mutluluktan başım 360+5 derece dönüooo


aman allahım.bu nasıl güzel nasıl güzel bi geceydi.güzel günler arşivimde hep en üst raflarda durucak bi gece.hangi birinden bahsediyim.sevgilime kavuşmuşluğun verdiği büyük mutluluktanmı,başbaşa yenen romantik,muhteşem bi akşam yemeği ve devamındanmı,bana aldığı pırlanta kolyenin benim için taşıdığı anlamımı,el ele dizdize duruşumuzun bize verdiği mutluluğumu,beyoğlundaki o muhteşem gezintiyimi,pazar günü özlemden çektiğimiz acıyımı....söyle blog sana neyi anlatıyım.
bazen durup düşünüyorum yok yaa diyorum hayatın mutluluk kısmından bukadar payda alıyo olmam sadece bi rüya herhalde.sonra sevgilim bana bi dokunuo kendime geliyorum yüzünü ellerimin arasına alıyorum ve içim hayır diyo hepsi ama hepsi gerçek...
çok güzel bi kavuşma anından sonra hemen yakınlardaki gloriada kısa bi hasret giderme operasyonuna geçtik.ve hemen akabinindede beyoğluna cidden çok beğendiğim ve daha önce hiç gitmediğim bi mekana götürdü sevgilim bizi.360...enfes panaromik bi manzara.cidden tüm özellikleri,kalitesi,ortamı paylaştığın insanlardan, yediğin yemeği servis edenlere dek herşey son derece özenli ve güzeldi.2saat boyunca restaurant bölümünde takıldıktan sonra bar kısmına geçtikki bu kısım daha güzeldi çünkü karşılıklı oturmaktansa yanyana dizdize oturmayı tecih edenlerdeniz ikimizde. içiceklerimizle birlikte güzel bi geceyi noktalamadan önce beyoğlunda çiseleyen yağmurun altında uzun bi yürüyüş sevgilimin bana pamuk şeker alışı bi kuytuya kaçıp uzun uzun sarılışımız,beni eve bırakışı derken uyurken tebessüm eden gözlermizle derin ama çook güzel bi uykuya dalışımız.
herşey için çok teşekkürler sevgilim..her nekadar bu blogtan haberin olmasada ve okuyamıcak olsanda en derin ve içten teşekkürlerimi bildirmek isterim ve sana iyiki varsın derim,,,,,iyiki varsın..:)


18.02.2007