20 Mart 2008 Perşembe

yağmur ve getirdikleri

gözlerimden uyku akıo bu sabah.şööle kıvrılıp sıcacık biyere orda kalasım, üstüme uyuyakalan insanlara özgü üşümekden nasibimi almıyım diye battaniye örtülmesini bekliyesim var.
dışarda hafiften bi yağmur çiselemesi,sonbahara dönüomuş gibi bi hava var.bahar yağmurları bunlar.bi yağıp bi duran yeşilin tonunu değiştiren toprağa can veren,dirilten yağmurlar...
şehrin heryanını dolduran pembe çiçekli ağaçların gözü yolda beklediği cansuyu bu.

dün akşam tam işlerimi bitirmiş ayaklarımı uzatmış, çayımızı koymuş, en sevdiğim diziyi seyretmeye başlarken elektirikler gitti.sonra geldi sonra tekrar gitti.tüm akşam elektirik kesintisiyle geçti yani.
karanlığa büründüğümüz zamanlardan birinde odanın storlarını yukarı çekerek yağmuru izledim bende.küçükken yaptığımız gibi alnımı cama dayayıp nefesimden buharlaşmasını izledim.sanki yüzüme düşüceklermiş gibi başımı göğe çevirip cama vuruşlarını dinledim ve sonra başka bi damlayla camda buluşup süzüm süzüm birlikte aşağı süzülüşlerini.
bir yağdı bi durdu yağmur.yağdıkça ve elektirik kesildikçe izledim ve birden içimden dışarda olmak geldi.bir şemsiyenin altında olmak ve yürümek...ahh keşke böyle basit bi isteği hemen gerçekleştirebilseydim.ama tembellik işte...sadece seyretmekle yetinmeli şimdilik...
içimden bişi daha geldi sonrasında.yine çocukken yaptığımız gibi yağmurdan buharlaşmış camı yalamak yada buharın üstüne ismimi yazmak gibi şeyler...

ilkini yapmasamda ikincisini büyük bi mutlulukla yaptım.cama sevdiğimin ve kendimin adını yazdım.fazlamı büyümüşüm bilmiyorum garip geldi bi kalbin içine ikimizin ismini yazmak.