bahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2008 Pazartesi

bahar ve haftasonu

alsalam alikom...
bir ithalatçım böyle selam verio bana.suriyelilerin selamı.ne desem bilemiyorum.ve aleyküm selam en uygun düşeni galiba diyorum her defasında:)


işte yine başladı isyan zamanları.bahar geldi çattı kapımıza.inanılır gibi diil halbuki geçen hafta karlıydı hava.güneş görmeyen yerlerde hala var üstelik o yağan kardan geriye yadigar.cemremizde düşmüş üstelik bundan sonra kar yağsada tutmazmış öle diyolar, dediğim zaman babam 1986 senesinin martında yağan o acaip karı hatırlattı bana.eh ben pek hatırlamıorum elbette.küçücük bişeydim nihayetinde.içimden geçen bidaha kar yağmaması üstelik.ne karı, ne yağmuru, ne çamuru bahar gelsin artık baharr..

haftasonu ilkbahardan çok sonbahar havası hakimdi istanbula.sahillere yakın oturmayan yığınlarca insanlar gibi bizde atladık arabamıza ailece ilk aklımıza gelen yere doğru yöneldik.Florya Sahili....

bahara susamış tüm avrupa yakası sakinleri olarak sanırım hepimizin direksiyonu o tarafa yönelmiş.floryanın girişinden sahil girişindeki otoparka kadar uzun bi konvoy vardı ve üstelik park yeride yoktu.ani bi kararla hemen geriye döndük.bakırköy sirkeci sahiline çıkınca nereye gitsek diye düşünürken kendimizi eyüp sahilinde bambaşka bi trafiğin içinde bulduk.ve yine otopark problemiyle karşılaştık.heryer insan ve araba dolu.dışarıya çıkmak, şöle biraz nefes almak, bahar havasını içimize çekmeyi istemek bize haram oldu desem yeridir.günümüz yollarda ve beyhude çabalarla geçti ve gitti.trafikten kurtulduğumuzda teknede balık ekmek satan biyere kelimenin tam tabiriyle sığındık.sanırım yıllar yıllar önce gerçekten küçük bi kızken yemiştim en son bu şekilde balık ekmek kombinasyonunu.ne lezzetliymiş,ne şahaneymiş çatal bıçakla yediğim lüx restaurantların afilli balıklarından nekadar farklıymış. damağımdaki tada uzun süre inananamadım doğrusu.tekne alabildiğine salaş ve balıklar çok ucuz.balığın cinsi ise uskumru...bidahakine yine yemeyi düşünüyorum ve tadını bilmediğim yada unuttuğum bu tarz salaş lezzetlere burun kıvırmıcağıma söz veriyorum.


bu arada cumartesi günü sevgilimle bitimine az kalan evimizi ziyarete gittik.bizimle ilgilenen bayan ordaydı ama satın aldığımız gündeki kadar ilgili,canayakın ve sevimli diildi.hatta biz evimizin içini görmek istiyoruz diye söylediğimizde biraz bozulur gibi bile oldu denilebilir.satın aldık ya iş bitti.cici davranmasına gerek yok aklınca...
evimizin peyzaj çalışmaları başladığı için bina önleri ağaçlar için kazılmış.kız önde biz arkada giderken aa dedi girişlerin önü kazılmış hay allah maalesef içeri giremicez fln dediki sevgilim atladı.toprağın üstüne basarak gidebileceğimizi, buraya evi görmeye geldiğimizi, görmeden gitmenin anlamsız olduğunu falan söyledik ve birazda zorlada olsa nihayet içeriye girdik.
evimizin iç dekorasyonları büyük ölçüde bitmiş.ankastre eşyalar getirtilmiş ve takılmayı bekliolar.onun dışında girişteki gömme dolabımız ve giyinme odası dolaplarımız takılmış.işçilik süper.kızla konuştuk biraz.normalde şartnamede yazan ağustostu ama söz verilen tarih mayıs 30 du.yani müteahhit derseki kardeşim teknik şartnamede ağustos yazıo ben kendi insiyatifime göre mayıs dedim ve olmadı yetiştiremedim.işte ozaman hiçbişi deme şansımız yok.ama kız hala bu sözlerinin geçerli oldğunu bu hızda giderse hiç bi sorun olmadan söz verdikleri gibi mayısta kokteyli bir açılışla teslim edeceklerini yineledi.nihayetinde piyasaların durumu malum özellikle emlak piyasasının.eğerki teslimat için evlerin satışından gelicek paraya ihtiyaç varsa piayasaların durumundan dolayı bu biraz gecikebilir elbette.ama kız bunun böyle olmadığını geride kalan evler satılmasa bile bu projeyi bitirmeye güçleri yettiğini fln söyledi.bizde rahatladık ve mutlu olduk:)bi an önce evimize kavuşalım istioruz ki anca ozaman evlenebiliriz.
ordan çıktıktan sonra yine havanında güzel olması sebebiyle gelecekteki semtimizi biraz keşfedelim dedik.ve çok ama çok sevdik mahallemizi.sokakları temiz,insanları nezih,etrafı sitelerle çevrili insanın içini açan ferah bi yer.üstelik bi insanın ihtiyacı olan herşeyde var etrafta.bolca kuaför var mesela:)
biraz dolaştıktan sonra sevgilim bana magnumun karamelli çukulatasından aldı ve mutluluğum bir kat daha arttı.ama açlığıma iyi gelmediği için yeni semtimizde ilk yemeğimizi yedik.sonrasındada yavaş yavaş evlerimize geri döndük.
dönüş yolunda kotona uğradım ölesine.ve daha önce görüp beğendiğim alsammı almasammı diye arada kaldığım ama sonrasında tüh keşke alsaydım dediğim bi elbiseyi nerdeyse %70 daha uyguna şanseseri görünce hemen satın aldım.biraz ilerleyince tefalin mağazasındada tart kalıplarının indirime gördüğünü gördüm ve onlardanda bi tane aldım.ama kendi evim için.eşime güzel tartlar yapabilmek için:)
eve gittiğimde abimler bizdeydi.yeğenimde gelmiş.oynadık bol bol sevdim onu gıdısından, yanaklarından.hayat hep böle güzellikte gitsin istedim ve şükrettim sonrasındada...

22 Şubat 2008 Cuma

MUTLUYUM...

çünkü çok uzun zamandır uğraş verdiğim china chamber of commerce den beklediğim evrak nihayet amacına ulaştı.

bu belgeyi almak için yaklaşık 3 aydır uğraşıodum ve artık bir bela niteliğindeydi benim için.ama çok şükür bugün müjdeli haber geldi.evrağımız nihayet başkan onayından geçmiş ve gözetim belgesini almış bulunmaktayım:)

çinliler garip insanlar.önce sana mal satmak için napıcaklarını, kaç takla atıcaklarını şaşırırlar,olmadık yere messengerına davet yollarlar,tamam dersin bu seferde günlerce bi proforma fatura hazırlayamazlar, hazırladım derler bi bakarsın çince yazılmış, olmadı yuan(çin para birimi) bazında hazırlar.on saat dil dökersin kardeşim biz sizinle dolar üzerinden çalışıoruz ben ne anlıcam yuandan bilmemneden die.

bi tek para istemesini bilirler.37000$ tutarlı bi mal için kapora die 30000 dolar isterler...ingilizceleri kötüdür, cümleleri düşüktür,habire lisan bariyerine takılıp durursunuz...

gayet iyi anlaştığım çinlilerde yok diil var elbette fakat diğer kısmı oldukça fazla.tüm bunlara rağmen şirketimiz yıllardır ithalat yapıo ama devletimizin çin halk cumhuriyetiyle karşılıklı imzalar sonucu yaptığı anlaşmaya göre bazı çin menşei li ürünlere koyduğu gözetim belgesi(superintendence certificate)uygulaması sebebiyle ithal ettiğimiz bazı mallar gümrükte aylardır bekliodu.

bür malın gümrükte beklemesi demek o yeri işgal ettiğiniz için yığınlarca demuraj ,ambar,gümrük ve diğer şeylerin masrafını ödemek demek.ciddi bi yıkıntı ve maddi anlamda yüksek meblağlar bunlar.

paranızla rezil olmak hatta kısacası...

ama nihayet uzun uğraşlar sonucunda dediğim gibi bu belgeyi kaptık kaptığımız gibi yolladık gümrükçümüze fakat bu seferde gümrükçümüz ilgili mührün china chamber of commerce ye diil china porcelenler birliğine ait olduğunu savundu.

neticede belgenin istediğimiz yerden geldiği anlaşıldı ve dış ticaret müsteşarımızın da kabulüyle işler yoluna girdi.benimde üstümden kocaman bi yük kalkmış oldu.
mutluyum...
şimdi iyiyim:)


hava ne şahane dimi.aslında bugünü kutlayasım var kendi çapımda ama nasıl?demin bi arkadaşıma telefon açıp canım ne istio biliomusun dedim...şöle büyük camları olan ve deniz bakan bi yerde türk kahvesi içmek yanında ikram ettikleri lokumu yemek...


ilerleyen günlerden birinde öğleden sonra ikimizde işi asıp bi kaçamak yapıcaz.önce boğazda güzel bi yemek yicez sonrada bol köpüklü türk kahvesi için hoş ferah bi mekana gidicez.
inşallah tabii...
sanırım bahar güneşi evimin camından önce benim kalbime vurdu:)içim kıpır kıpır....



vee güzel bi çin şarkısı (KILL BILL SOUNDTRACK)

6 Mayıs 2007 Pazar

hıdırellez

sanki artık o da eskiden varolan ama sonradan kaybettiğimiz değerler arasına girmiş gibi.

hatırlıyorumda;küçükken ananemin hala varolan ama ozamanlar çok daha şenlikli olan bahçesinde ateş yakardık ve üstünden atlardık.sabah ezanıyla Hızır A.S 'ın uğruyacağı ve dileklerimizi gerçekleştiriceği düşünülerek gün doğmadan toprağa dilekte bulunulan şeylerin temsili birer resmi çizilirdi.mesela ev isteyen ev resmi, araba isteyen araba, koca isteyen cinaliyi :) çizerdi.olup olmadığına dair çok fazla kanıt olmasada benim bildiğim bir tane var.

mesela ben küçükken ananem bahçeye süt koyarmış hıdırellez akşamı ve sabaha taze yoğurt olmuş biçimde alırmış.bilen bilir sütü yoğurda dönüştürmek için mayalamanız gerekir.yani süt durduk yerde yoğurda dönüşmez.

ortanca teyzem hala küçük heycanlarını kaybetmeyen biri olarak geçen sene yine ananemin bahçesine bize sormadan bizim adımıza şekiller çizmiş.benim için mesela bi cinali çizmiş ve bunu bana daha sonra söledi.dediki:

-tuğba ben sana uzun boylu bi adam çizdim görsen selvi gibi bak görürsün seneye kadar Allah'ın izniyle bu iş olur teyzem demişti dersin dedi...

aklıma yeni geldi.düşündümde sevgilim selvi gibi maşallah:)

teyzemi gördüğümde söylücem.ahhh teyze sen demiştin dicem.:))

1 Mayıs 2007 Salı

üşüorummmm


bi türlü ısınmıo bedenim ve merak ediorum artık nezaman üşümücem.içerisi dışardan daha soğuk.artık yazın geldiğine inanan,(havanın rüzgarlı olduğuna aldırmadan)ve tüm kışı sadece gömlek ve ceketle geçirmeyi yeğleyen bi patronumuz olduğundan dolayı artık kaloriferlerimiz yanmıo.klima açık hergün sıcak ayarında ama ısıtmıo.malum hava üflüo ve bana gelene kadar kaçıp gidio sıcak hava.

geçen gün konuştuk arkadaşımla.bu üşüme normal değl dedim ben.psikolojik bence bizimkisi.evdede herhangi bi ısıtıcı açık diil ama evin sıcak bi yuva olduğuna ilişkin yerleşik fikirlerimizden dolayı orada hiç üşümüorum.ama burada donuyorum.daha nekadar kat kat giyinebilirimki.ne yani mantoylamı gelicem işe.

velhasıl artık üşümek istemiorum mümkünse.artık ısınmak ve hatta sıcaktan bunalmak istiorum.yetkililer söyleyip duruo bu yaz kavurucu geçicek diye.bu kaçıncı kavurucu olucağını söylediğiniz yaz.geçen senede böyle denmişti ama mamafih böyle bişeyle karşılaşmamıştık.

orhan veli'nin şu meşhur şiirindeki "beni bu güzel havalar mahfetti"yi tam anlamıyla yaşamak istiorum.

mahfolmak istiorum.....

30 Nisan 2007 Pazartesi

doya doya bahar:)







sanırım herkes için çok güneşli bir hafasonuydu her anlamda.hava çok güzeldi artık yaza döndüm dönücem derken heh işte döndü gibiydi.
adalardaydık pazar günü sevgilimle.minik bi aksiliğin dışında herşey çok güzel ama güzel olduğu kadarda yorucuydu.
sirkeciden kalkması gereken ada vapuru kışın yapılmayan tadilatın yaza bırakılması sonucuyla bakıma girmiş olması bizi mecburen kabataşa yönlendirdi.gitmeden önce şehir hatları müşteri hizmetlerine telefon açtım.nerden ve saat kaçta kalkıo, internetteki bilgileriniz nekadar güncel diye sordum.muhatabım bayan 12.30 da kabataştan dedi ve bana ii yolculuklar diledi:)
saat 12.20
kabataştayız
biliniz bakalım nooldu.vapur tam 20 dakika önce kalkmış.ahh ne sürpriz. dahası bidahaki vapur saat 14.00 da.yalnış bilgilendirilmekten dolayı müşteri hizmetlerini kınıyorum.hıh.....
halbuki ne de güzel simitlerimizi, suyumuzu, eriklerimizi almış yola çıkmaya tam tekmil hazırdık.bu yüzden azmettik ve vazgeçmedik.simitlerimizi hemen olay mahalinin yanındaki çay bahçesinde denizimize bakarak güzel çaylar eşliğinde içtik.birazda yürüyüş yapıp sarmaşık vaziyetimizi az buçuk atlattıktan sonra vapurunda gelmesiyle yola çıktık.
gidiceğimiz yer büyükada yani en son ada.gerçekten uzun bi yolu var git git bitmio.dışardaydık ve çok güzeldi deniz, güneş, sevgilinin elleri, deniz kokusuna karışan aşk kokusu....
zaten bi aile havasındaymışız gibiydi yan tarafımızdakilerle.onlar bize çekirdek ikram etti biz onlara erik.derken nihayet adalara geldik.insani ihtiyaçlarımızın gözetiminde daha fazla duramıyacağımızdan hemen yemek yemeye koştuk.güzel bi sultanahmet köftesi, piyaz, patates ve içicekler ve çok güzel ada manzarası.köftelerin gelmesi biraz uzun sürdü azıcık söylendim ama olsun.
neyse hemen sonra kendimizi faytonda bulduk.ata binmek ne hoş ama şu at dışkısı kokusu olmasa.heryer at b...u kokuo.kendini güvende hissetmeyen sevgilimin inelimmi artık soruları bitmeyince ve adanın en tepesine çıkmak için yürümemiz gerekince at meydanında indik.
önceden söyledim kendisine yukarda çok güzel bi manzara var gerçekten harika ama çok dik çok uzun bi rampadan ziyade yokuşu var.kabulmü?
kabul....
çık çık bitmez.dilimiz damağımız kurudu.ha geldik ha gelicez yok yine bitmez.bende çaktırmıyorum çünkü çıkalım diye ısrar eden benim.bi de düşündüm daha önce gittiğimde çok beğenmiştim ama bu 6 sene önceydi.acaba zevklerim değişmiş olabilirmi belkide şimdi güzel gelmicek fln dedim ama gerçektende yine çıktığımıza yorgunluğumuza değicek bi manzarayla karşı karşıya kaldık.
adanın en zirvesinde kilisenin olduğu yerde kayaların üstünde.o mavi mavi,pırıl pırıl bir gökyüzü enfes temiz bi hava,kalabalıktan uzak sakin huzurlu sevgiliye sarılınca dahada bi mutlu mesut.. ben, o, adalar.......
ahhhhhhhhhhhhhhhhhhhh

istanbula dönmek istemio insan.başlıosunuz buralarda evler kaça acaba demeye.çoğu ev kapalı zaten.muhtemelen yazlık modunda olduğu ve sezonda açılmadığı için panjurları sıkı sıkıya kapalı.ağzımızın suyu aka aka geri döndük.dönerken faytona binmeden yürüyerek geldik ama yol çok uzunmuş. bisüre sonra parmaklarım sızlamaya başladı artık.
bi de adalara girdiğimizde bismillah kapıdan bi çıkıosunuz sağlı sollu wafflecılarla karşılaşıosunuz.o waffle kokusu aç bedenleri bi tür hipnos edio sanki ama iradenize bizim gibi yenik düşmeden ordan geçip gitmeniz gerekio.e tabii diette değilseniz o ayrı:)
işte böyle.sonra bindik yine vapurumuza döndük istanbuladönerken martılarda eşlik etti bize üstelik hemde istanbula kadar:)vapur halkıda onları boş geçirmediekmek verdiler martılara bizde neşeli neşeli onları ve arkalarındaki batan güneşi izledik.
saat 10da evdeydim.kabataştan eve dönüş çok daha uzun.umarım en yakın zamanda bu tadilat olayı biter sirkeci hattının.çünkü biz bunu en kısa zamanda yeniden yapmak istioruz.tabiiki bol vakitte gezmek istioruz adayı.hatta adalararası gidip gelmek mesela.
bakalım bi dahakine inşallah




24 Nisan 2007 Salı

de colores




buna bayılıyorum.bu kadının sesi ve bu şarkısı bende ayağa kalkıp dans et me duygusu uyandırıyo.


joan baez dinliyorum bayadır.eskiden daha çok dinlerdim ama arşiv genişledikçe biraz daha geride kalıo bazen.you tube dan nasıl bloga müzik konulduğunu bilmediğim için;eğer içinizde benim gibi dans etme hevesi ve hippi ruhu mevcutsa gelen baharla birlikte sizi kimsenin kınamıyacağı bi ayda olma avantajıyla mutlaka bu şarkıyı dinleyin.


JOAN BAEZ
De Colores* * * * * * * *
herkeste oluomu bana olduğu gibi bilmiorum ama nezaman zararlı bişeyler yiyip içsem mesela sigara!!! üstüne bi bardak yeşil çay içince kendimi arınmış temizlenmiş daha küçük bir ihtimalle sigaranın yarattığı kötülüklerden daha az etkileniomuş hissi uyanıo.bu yüzden o sıralarda içtiğim yeşil çayı daha bi hevesle daha bi şifa getiriceği umuduyla,psikolojisiyle içiorum.saçmalık işte ama japonlarda böyle yapmazlarmıymış.efsane gibi...hani yemeği mutlulukla yersen kilo almazmışsında eğer moralin bozuksa ve yediğin yemekten keyif almıyosan kilo olarak geri dönermiş sana yediklerin bla bla bla.

düşünüyorum ben hep mutlulukla yerim yemeğimi.hatta öyle zamanlarım olduki gerçi bu eskidendi ama olsun oldu sonuçta;yemeklerden daha büyük keyif almak istediğimde bi ara diyete girerdim.kısa süreliydi ama olsun.ve nezamna bu tip ufak dietler yapsam arkasındna yediğim tüm yiyecekleri sonsuz memnuniyet ve şükürle yerdim.tabii bu dediğim gibi çok eskidendi.kilo sorunumun en fazka 2kg kadar olduğu zamanlar....

ahhhhhhhhh...özledim o günleri ama yeme alışkanlığımızında nekadar değiştiğiyle doğru orantılı aslında.daha az aburcubur daha az fast food anne yemeklerinin yendiği öğle saatleri sabah kahvaltıları poça börekten uzak daha hareketli bi hayattı işte.şimdiyse 10 saat boyunca oturmam gereken bi işim var.temel ihtiyaçlar dışında yerimden kalkamıorum.hatta nezaman böyle bi girişimim olsa mutlaka telefonum çalıo.olmuo işte.işyerinde nekadar hareket edebiliosa insanlar ancak okadar hareketim var benimde.ve bunun bedeli olarakta 6-7 kg kadar fazlalık.

yazda gelio.dietimin 2.günü.yeşil çay içtim.5 çayı misali diet bisküvili ara öğünüm ve normal çayımda yanımda şimdi.portishead çalıo arkada,,,,,give me a reason....şu aralardaki takıntılarımdan biri yine PORTİSHEAD...üstelik nerdeyse tüm parçaları...bi de pzar gününden bu yana insanın üzerine yıkanmasına rağmen sevgilisinin kokusu sinermi,yada sanki şuralarda yanımdaymış gibi kokusu oldukça net bi biçimde burnuna gelirmi???
gelmez desede birileri banane!!!!
gelio işte yalanmı söylüoruz hayret ya....
bitti:))))

29 Mart 2007 Perşembe

lale devri







bu devir benim devrim.çünkü uzun zamandır bu mevsimi bekliyodum.lale zamanı.ilkbaharın girişiyle kışın bitimi arasında ekilen laleler bi süreliğine tüm canlı renkleriyle bizlerle olucaklar.gerçi büyükşehir belediyesi bu sene uyguladığı bi teknikle lalenin canlı kalma ömrünü 3 ay kadar uzun bi süreye çıkartmış.3 aylık lale devrimiz başladı yani.şehrin her tarafını bu çiçeklerle kaplı görmenin bana verdiği mutluluğu gerçekten tarif edemem.lakin laleyi bilen bilir.gerçekten özel bi çiçektir.diğerlerinden farklıdır.arsız diildir.her su veren ele açmaz misal papatya gibi.gül gibi uzun ömürlü diildir.yerinden koparttığınızda kötü koku yayar.zamansız açmaz.her güneşi gördüğünde canlanmaz.mevsimi vardır.kıymetini bilmeniz ve o a'nı beklemeniz gerekir görsel zevke ulaşabilmek için.kısacası gerçekten diğer çiçeklerden farklıdır,nazlıdır,özeldir lale.belkide sevişim bu yüzdendir.tamamen lalelerle çevrildiğimizde geçen sene yaptığım gibi bulundukları semtlere gidip bol bol resim çekicem.bunu bi pazar günü yapmayı ve mümkünse yalnız olmayı tercih ediyorum.konsantrasyon meselesi şekerim.LALELERİM VE BEN....:)