doğumgünü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğumgünü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2008 Salı

sanki çok iyi dinlenebiliomuşuz gibi hafta başlarıda olabildiğince yoğun ve can sıkıcı geçer.susmayan telefonlar, yapılamayan işlemler, sorunlu müşteriler, sorunlu iş arkadaşları hepsi ama hepsi bu malum sendromlu pazarteside yığılır kalır.

ohh çok şükür derken aslında bi sonrakine hazırlanır insan.hmmm bakalım bugün nolucak.halbuki çoğu güzel geçen haftasonumdan sonra ben kendimi çalışıomuş gibi hissetmiyorum.acı gerçek sabah işe gitmek için kalktığımda yüzüme vuruyo.aa diyorum kendi kendime ...ben çalışıomuşum:)

güzel, güneşli, neşeli bi haftasonuydu.doğumgünlerimiz vardı hem kuzenimin, hemde kankamın.kuzeniminkine bazı sebeplerden dolayı gidemedik ama kankamınkine intikal edebildik sevgilimle.

mekan galatada köprü altındaki fasıl mekanlarından biriydi.çok çok kötü olmamakla birlikte çokda iyi bi yer değildi.sevgilim rakının kötü olduğunu, tavuğunda değişik lezzette olduğunu savundu.genelde yaş ortalamasıda gençlerden oluşuo zaten.çalan müziklerde öle çok alaturka değildi.eğlendikmi? yaniiii. ne desem bilemiyorum.

aslında eğlenmedim ama kendimi eğlenmiş addetmek istiorum kankimin hatırına.

bazı kınanıcak olaylarda oldu mekanda.canım arkadaşım doğumgününe pastasız girdi.çünkü sevgilisi bu tip şeyleri düşünebilicek inceliklerden yoksun kalmış biri.benim canım sevgilim bile kızın pastasının olmadığını görünce kendince düşünmeye başlamış nerden alabiliriz diye.ama mekanın bulunduğu yerden dolayı bunu gerçekleştiremedik.

daha kötüsü yine bu şahıs, bu koca adam, bu herkese ahkam kesen yaratık o gece sevgilisinin doğumgününde sarhoş olarak kızı tüm arakadaşlarına rezil etti.şarap bardağını masaya devirdi kişilerin üstlerine sıçrattı,kendi üstüne döktü abuk subuk hareketlerde bulundu ve sevgilisi dışında herkesle yakinen ilgilendi...

üzüldük...çünkü o masadaki 15 kişide dahil olmak üzere hiçkimse canım arakadaşıma bu densiz adamı layık bulmuoduk bu da bize açıkcası dedikleri gibi KAPAK oldu...

zaten bitmeye ramak kalmış bi ilişki son damlayla nihayete erdi bugün.

herşeyin hayırlısı...
o gün yani cumartesi günü kankime hediye almak için fatihe gittik iş arkadaşımla.fatih çok uygun bi semt diil arkadaşıma hediye bakabilmek adına.ama lcw den çok cici bi baharlık yeni sezon elbise aldım.sevgilimle akşama doğru buluşacağımız için baya bi vaktim vardı doğrusu.arkadaşımla dolaştıktan sonra tatlı ve kahve molası için bi yere girdik.girmeden evvel arabayı parkettiğimiz yerdeki park görevlisini para vermemek için bozuk para yok diye atlatmaya çalıştık ama adam yemedi.halbuki yeseydi dönüşte kaçıcaktık park parası vermeden:)
allahın kaldırımını parsellemiş herzamanki gibi otopark mafyaları ve insan bu adamlara zırnık koklatmak istemio doğrusu:)neyse açmıyım ağzımı...

ben 2 haftadır hatta 3.haftaya döndü sigara içmiyorum.bıraktım denilebilir.çünkü sadece haftasonları türk kahvesi içtikten sonra bi tane yakıorum veya olmadı en fazla 2 tane.pastamı ve kahvemi içtikten sonra cidden sigara krizim tuttu.çünkü bütün hafta o an'ı beklio insan,o keyfi...

sigarayı bırakmak çok güç.açıkcası benim için tiryakilik diildi, tamamen keyifsel bişeydi ve şimdi bundan feragat etmeye çalışıorum.

bu yüzden paket asla almıyorum, almıcamda.sigara istediğimde illaki etrafımda içen biri olduğundan dolayı kaba tabirle otlanıyorum.ama o gün otlanıcak kimse yoktu yanımdaki iş arkadaşım sigara kullanmıodu ve tek sigara satan yerde bulamayınca mekandaki garsondan istedim.aslında genelde bu tip durumlarda mutlaka garson biyerden bulup getirio ama bu sefer baltayı taşa vurdum ve bulamadık.tam kalkıp dışarıya bakıcaktımki kahvem gelmiş bulunduğu için yapamadım.velhasıl kahve keyfime sigaramı ekleyemedim.

ama sonra arabaya dönünce bi büfeden tek sigaralardan aldım ve içtim ama noldu.hiç mi hiç keyif almadım doğrusu...

ayrıca garsondan sigara isteiğimde zaten yakında heryerde yasaklanıcağınıda bildirmeyi ihmal etmedi.kızıyorum bu olaya ki bırakmaya çalışan biri olarak kızıyorum.sonuçta artık hemen hemen heryerde sigarasız bölüm var ve en güzel yerler onlara ayrılıyo.2,planda bırakılan insan muamelesi görürken ve mekanların en kıytırık yerleri sigara içenlere ayrılırken ve sigara içenler bunada razıyken yani ses etmezken şimdide başbakan efendi kendisi sigara kullanmıo die heryerde içilmeyi yasaklıo.hatta açık alanlarda bile.hatta mekanında sigaralı bölüm ayıranlarada ceza geliomuş.iyide ONA NE!!! sağlığımıız bukadar düşünüyosa; insanlar önce geçim sıkıntısından,stresten,aysonunu nasıl getiricem derdinden,işsizlikten ,trafikten ölücek sigaradan değil..zaten bu bir kısır döngü diilmi.insalar strese boğuldukça sigara mikatarını artırıyomu?refah düzeyni artırmayı neden düşünmüo acaba bu bay...

çok anlamsız buluyorum bu yasağı ve tersine tepki vericeğine inanıoyorum.ebeveynlerinden habersiz sigara içen gençler kendisine yasak olmasına rağmen nasıl daha hızlı ve daha çok sigara tüketirse bence bu da aynı şeyi getiricek.yani nasıl olsa içerde içemicez diye ardarda 2 tane yakıcak tiryakiler.veya biyerlere yemek yemeye gitmekten kaçınıcak evinde keyifli keyifli tüttürmek varken.bu da mekanların boşalmasına sebebiyet vericek.

yani bu bir tiryakilik olayı.öle yasaklamayla biticek bişi diil.öncelikle kişinin kendisi istemesi gerekio neden bunu kimse anlamıo.yasaklamak sadece dahada artırıcak bence bu isteği.hee evt katılıorum keşke kimse içmese keşke hiç böyle bişeye bulaşmasak ama bu maalesef mümkün diil.bu yasağı sonuna kadar kınıyorum ve insanların özel hayatlarına saldırı olarak kabul ediyorum...

nerde kalmıştım unuttum.hah... kahve pasta molamızdan sonra sevgilimle buluşup taksime geçtik.8 gibi başlıcak olan programa daha saatler vardı.önce sinemayamı gidelim dedik ama vazgeçtik.bizde ayaklarımız ağrıması pahasınada olsa taksimi didik didik ettik.pasajlarına girdik çıktık aheste aheste.girmediğimiz dükkanlara girdik,inceledik,kurcaladık...

güzeldi.bazen öyle özlüyorumki o anları.hani şu hiçbiyere yetişme telaşımızın olmadığı anlar vardır ya nadirende olsa.tüm zaman sizin tembelliğinize adanmış gibidir.aheste aheste yürürsün caddelerde,otobüs kaçmış,tren gitmiş hiç umrunuzda olmaz.vakit boldur, bekleyen yoktur sevdiğiniz yanındadır..işte o an çok şanslı bi an bence.cumartesi akşamüstü böyle zamanlardan biriydi bizim için.

sıraselvilerde şanına uygun sıralanmış büfelerden BAMBİ de kaşarlı döner yedik.son yediğimizde midemize oturmuştu çok yağlıydı ama bu sefer tam kararındaydı herşey.starbucksta şekerini koymayı unuttukları bi latte içtim sonra...sonra ORHAN PAMUK tan bahsettik sevgilimle yürürken İstiklalde.


Öteki Renkler adlı kitabından bahsettik.biraz daha kişisellerinden bahsettiği bu kitabı okumak için sabırsızlandım doğrusu.mesela en sevdiği yerlerden biri bu sıraselviler caddesiymiş.o sıralamayı çok sevdiğinden bahsediomuş kendisi.Orhan Pamuğu okumanın yanında onu tanımanında keyifli olucağına inanıyorum ben.ama okuma sıramda henüz Benim Adım Kırmızı var.biraz daha beklicem yani.

sonrasındada partiye dahil olduk zaten.şu meşhur doğumgünü partisine.kuzeniminkine katılmayı çok arzu ettim ama onun düşüncesizliğine takıldı bu arzumuz.o yüzden onunla görüşemedik.

çok yorulduk hele ben ayağımda sivri topuk çizmelerle taka tuka yollarda yürümeye çalışırken baya yoruldum ama sevgilim yanımdaydı, eli elimi tutuyodu, gözleri bana bakıyodu ya işte bu herşeye değerdi, değdide, değecekte....




17 Aralık 2007 Pazartesi

soğuk...

ellerimi ısıtmakta zorlanıorum bu aralar şayet yanımda sevdiğim yoksa.sabahtan akşama, geceden sabaha buzz gibiyim.ısınmamakta direnio bedenim en sıcak ortamlarda bile.

birdenbire nasılda soğudu hava.yaşayamadığımız kışlara inat sert, semsert geçio mevsimimiz.ve daha henüz aralıktayız.

günlerdir bişiler karalamıorum buraya.aslında bisürü olup biten var hayatımla alakalı.ve hepside güzel şeyler.ilerde hatırlanması gereken olaylar ama yazamıorum işte.canım istemio.

geçen hafta son gaz geçip gitti bile.hiçbişey anlamadım.nezaman bitti nezaman yeni haftaya başladık.üstümde sürekli hadi gece olsunda uyuyım artık hali var.ama artık iş başa düştü.artık bişiler yazma vaktidir dedim ve sıvadım kollarımı...

öncelikle geçen haftasonu müstakbel kayınvalidem ve 2 kızkardeşi teşrif etti evimize benim ailemle tanışmak için.herşey çok güzeldi,aksi giden hiçbişey olmadı.bol bol sohbet edildi, samimi olmaya çalışıldı,yenildi,içildi...

herşey fazlasıyla iyiydi yani.her iki tarafta birbirleriyle mükemmel bi uyum sağladı.çok şükür...

zaten bütün hafta sevgilimle bunun mütalasını yapıp durduk.bol bol güldük, üstüne konuştuk aa şölede demiş aa bölede gülmüşler gibi sohbetler yaptık.



cumartesi günü artık alyanslarımızı alma vakti geldiğini düşündüğümüzden dolayı Kapalıçarşıya gittik.aslında tüm bunların öncesinde her ikimizde internetten alyanslara bakıp birbirimize postalıoduk.bu da güzel, şu da fena diil diye paslaşıp duruoduk.ama illaki yakından görmemiz ve hatta elimize takarak denememiz gerekiodu.

herneyse cebimizde bazı kuyumcuların adresleri eminönünde buluşup havanında fena olmaması sebebiyle yürüyerek çıktık Kapalışarşıya.

çarşı oldukça kalabalıktı.hani nerdeyse her dükkanda üç beş müşteri var.allah bereket versin işler iyi gibi görünüodu.

bakıcağımız alyansçılardan biri Pırıltı Alyans.internetten okadar çok baktımki bu sitenin yüzüklerine yani nerdeyse vitrindeki ürünlerinden çıkarıcam yani.fakat karşılaştığımız sahne beni baya bi sükutu hüsrana uğrattı.çalışanlarla birlikte toplamda 5 kişinin girebiliceği kadar büyüklükte bi yermiş burası.sıkış tıkış bişiler bakmaya çabaladık ama ikimizde hoşnutsuzuz tabii.ilgilenen kişilerde biraz negatifti.denediğimiz ve benim illaki bu olur dediğim yüzüklerin hiçbirisini ya beğenmedim yada beğendiğim elimde güzel durmadı.

kriter olarak beyaz ve sarı altın karışımı olucak ve mutlaka tek taş pırlantamla bir huşu içerisinde uyum göstermeliydi.ama olmadı.

çıktık ve burayı ararken gördüğümüz benimde internetteki aramalarım esnasında rastladığım başka bi takıcıya girdik.ModernAlyans...

burası diğerine oranla daha ilgili daha alakadar ve daha ferahtı.baya bi koleksiyonu yakinen inceledikten ve parmaklarımızda denedikten sonra bikaç tanesini finale (sevgilimin deyimi) çıkardık.benim elimde duran modelin erkek için olanı sevgilimde güzel durmayınca farklı bi setin erkek yüzüğüyle kombinasyon yaptık.ve sonucunda her ikimizinde çoook içine sinen bi alyans oldu ikiside.karar verdikten sonra parmak ölçülerimiz alındı ve benim yüzük üstünde değişikliğini istediğim bazı ufak detaylarda not edilip kaporasıda verildikten sonra ayın 26sında teslim almak üzere sözleştik.tabbi 26sı çarşambaya geliceği için biz 29unda gidicez kısmetse.

her ikimizde alyansların resimlerini yüksel pikselli cep telefonlarımızdan çekmeye çalıştıysakta bi türlü istediğimiz sonuca ulaşamadık.yanımızda fotoğraf makinesi de yoktu.çok fazla spot ışık olması ve dolayısıyla aşırı aydınlık bi ortamdan dolayı ne yaptıysak yüzükler çok parlak çıktı ve ayrıntıları görünmezleşti.artık teslim aldğımızda çekeriz bol bol resimlerini.

bu arada eğer yine bi aksilik olmazsa ayın 5.de sözlü bir çift olucaz.o akşam hem istemeye gelicek ailesi hemde söz kesilicek...

yüzük işini hallettikten sonra baya bi rahatladık aslında.üstümüzden kocaman bi yükü daha kaldırmış olduk.sevgilim zor beğenen birisi olduğu için baya bi çekinceliydim bu konuda.eyvah ya istediğimiz gibi bişi bulamazsak diye düşünüp duruoduk ama hiçte öle olmadı.bi uyum içerisinde hallettik bu işimizide.

ee kapalışarşıda olunca mutlaka Sultanahmetide gezmek gerekirdi diğmi.öncelikle sevgilimin işyeri orda olan yakın bi arakadaşını aradık.ama istanbulda olmadığı için bizde öncelikle yemek yemeye Sultanahmet Köftecisine gittik.


burası herdaim tıklım tıkış bi yer.ve dolayısıyla hizmet kalitesi oldukça düşük.garsonlar mutsuz ve asık suratlı ve aşırı telaşlılar.daha masaya otururken köfte yaptırıorum die lafa girdi zaten en başında.ewt köfte yicez başka bişi varmıki zaten burda:)





serviste ona keza.herşey ezbere yapılıo.köfteler lezzetli ama bu lezzette bi köfteyi heryerde yiyebilir insan.mesela bizim Bursada Zeynel de yediğimiz köfteler muhteşemdi.servis çatalları ve bıçakları yumuşacık köfteleri bile kesemicek kadar körelmiş ve üstlerinde yaşamın tüm izleri mevcut.çatallar bıçaklar çizik içinde çok yıpranmışlar.sevgilimede dedim.buranın sahibi burdan çok fazla para kazanıo ve nasıl olsa böle gidio diye şu çatalları bıçakları değiştirmeye tenezzül bile etmio.neden bu zihniyet bilmiorum.çok az müşterisi olan ve hiçte meşhur olmayan mekanlarda bile bunlardan binkat güzel servislere rastlayabilirken bukadar meşhur olan biyerde böle bişeyle karşılaşmak bence üzücü.

zaten bizde hızlıca yiyip üstüne helvamızıda yedikten sonra Sultanahmet camiisinin







sevgilim beni her daim mutlu eden ve bunun için uğraş veren birisi.bende en az onun kadar gözünün içine bakıorum.güzel adımlar bu attıklarımız ve herşey Allaha şükür iyi gidio bi aksiliğimiz olmadı hiç şu güne kadar.umarımda olmaz ve hep bu denli severiz ve sayarız birbirmizi...





pazar günü 9 gibi uyanıp şahane bi pazar kahvaltısı hazırladım annemle babama.beraber yedik içtik.babam ve arkadaşı kurban işini halletmek için dışarı çıkıcaktı.önce annemle babama hediye almak adına başka bi plan yapmıştık ama teyzemin ille buraya gelin beraber bi alışveriş merkezine gidelim demesiyle bizde babamın arabasına atladık beraber gittik.teyzemlerde verdiğimiz türk kahvesi molası sonrasında gittiğimiz alışveriş merkezinde babama Yeşil Kunduradan güzel bi siyah bot aldım ki çok içime sindi.normalde daha doğumgününe var ama ben şimdiden almak istedim.yılbaşı ve söz heycanı fln derken sıkışmıyım istedim.çokda iyi ettim buraya gelmekle.hem benim hem annemin içinde sindi aldığım hediye.Kotondanda kendime bi elbise aldım yine.adet edinmiş gibi nezaman kotona girsem illaki kendime bi elbise alıp çıkıorum.hastalık gibi oldu:) yine aldım bitane annemin bıdı bıdılarını dinleye dinleye.habire kıyafet almamdan şikayetçi ve dolabımın bi gün yıkılacağını iddia edip duruo:) eh pekde haksız sayılmaz hani...

işimizi hallettikten sonra kuaförden almış olduğum randevuyu unutarak annemle teyzeme hadi gelin size kahve ısmarlıyım dedimki aklıma geldi.apar topar kuaföre gittim.bayram üzeri işlerimi hallettim.amelyacığımında pazar olması sebebiyle çok müşterisi yoktu rahat rahat hallettik işlerimizide.bana badem yağını önerdi kaşlarıma sürmem için.denicem bakalım.

kuaförden sonra babamla annemin yanına yani teyzemlere gittim.bi aile yemeği yedik hep birlikte.menümüzde arnavut ciğeri,el eriştesi,yoğurt çorbası,salata ve hünkar beğendi vardı.afiyetle yedik içtik.

yemek ve çay faslından sonra eve döndük.dışarının çok soğuk olması sebebiyle arabadan apartmana koşar adım gelirken aklımda sıcak ev hayalleri vardı.ama ben kapıdan çıkarken üstüme vazifeymiş gibi termostat ayarını yanlışlıkla 8 dereceye indirdiğim için hayallerim sadece hayal olarak kaldı maalesef.buzz gibi bi eve girdik benim yüzümden.dolayısıyla banyo yaparkende, yapmazkende, uyurkende, uyanırkende hep üşüdüm.hatta öyleki hala üşüorum:)

sabah zor bela kalktım nihayet ısınmış olan yatağımdan.buzz gibi havaya çıkınca gözlerimden yaşlar boşaldı bisüre.allahtan makyaj yapmadım yoksa tümden akıp gidicekti yüzümden aşağı.işe geldim güç bela bi de ne göreyim:şirkettede elektrikler kesik.dolayısıyla doğalgaz ve klimada çalışmıo.bu soğukta olabilicek daha kötü bi durum varmı acaba.1 saat sonra geldi elektrikler ama içim dışım hala buzz gibiydi.öğlene kadar montumla oturdum.çinden yazan bazı müşteriler havanın nasıl olduğunu sorduklarında onlara kısaca montumla oturuorum die cvp verdim.onlarda gülümseyerek soğuk galiba orası dediler.:)

galiba değil soğuk burası anam babam yaaa.böyle işte.zeynepciğiminde bugün sınavı var erken çıktı.koskoca şirkette bir başımayım yönetim katında ve bayadır durmadan yazıorum.ama artık noktalama zamanı geldi.

sıcak bi çay geldi bunları yazarken.bikaç fırtta bitirdim onuda ama biraz daha iyiyim şimdi.umarım bisonraki yazım güneşli bi güne bakar...
iyi haftalar.


26 Kasım 2007 Pazartesi

doğumgünlerim:)

DOĞATEPE RESTAURANT bugü 26 kasım.yani doğumgünüm.ama ben 24ü de dahil olmak üzere 3gündür dördüncü pastamı kesiorum ve hergün yeni hediyeler alıyorum.şimdiye kadar kutladığım en uzun doğumgünü bu olsa gerek:)
24 kasımda yani öğretmenler gününde başladı mutlu zamanlarım.bikaç gün öncesinden sevgilimin bana sunduğu tercihler arasından doğatepeye rezervasyon yaptırdık.diğer tercihte kız kulesiyiydi.ama oranın gündüz daha iyi olduğuna karar verdiğim için tercihimi doğatepeden yana kullandım.
burası Rumeli hisarı üstünde Boğaziçi üniversitesinin hemen yanıbaşındaki muhteşem mekan.2.köprüye ve dolayısıyla her iki yakayada olabildiğince hakim bi yer.gündüzü başka gecesi başka güzel olan yerlerden biri.daha önce bruncha gitmiştimki nefisti gerçekten ama akşam yemekleride bi okadar güzelmiş.etilerden gidiş oldukça basit ve yakın.özel günler içinde çok ideal bi yer.
yemeklerde sunumlar süper görünse bile tadları çok tatmin edici diildi açıkcası.mesela biz ara sıcak olarak hellim peyniri ve tereyağda karides istedik.hellim peyniri yeterince pişmemişti karideslerde belkide mevsimi diildi bilmiorum ama biraz sertti.yediğim bonfilede isteğim üzerine iyi pişmişti ama sanki biraz fazla pişmişti.ama tüm bunlara rağmen mekanın atmosferi ve karşımda aşık olduğum adam olması sebebiyle herşey çok güzeldi.
ilerleyen dakikalarda yemekten sonra pastamız geldi garsonlar eşliğinde.üzerinde mumların olduğu ve doğumgünü müziği eşliğinde iki kişilik pastamız çok lezzetliydi.restauranttakiler mumları üfledikten sonra alkışladılar.ama sonradan bizde başka doğumgünü olan birini alkışladık adettendir diyip:)
sevgilim bana daha önceden çok beğendiğim ve bunu hatırlamadığım bi zamanda beyan ettiğim o nefis saati almış.çok mutlu oldum tabiiki.

sonrasındada kahvelerimizi içip yakın geleceğimize dair planlarımızı yaptık.2007 sevgilim sayesinde muhteşem geçti.ona nekadar teşekkür etsem azdır sanırım.çok seviyorum ve iyiki varsın diyip hep ama hep şükrediorum.canım sevgilim SENİ ÇOK SEVİYORUM...M&T

ertesi gün yani ayın 25indede başka türlü bi güzellik yaşadım.şu herkesin ve hatta tüm dünyanın dilinde dolanan facebook çılgınlığından nasibini almış bi insan olarak 10 sene önceki liseden arkadaşlarımla buluştum.teknolojinin iyi nimetlerinden biriydi bu benim için.aslında kendi ismimle bi hesap açmadım ben bu sitede.ama açan arkadaşlarım sayesinde bulduk tekrar birbirimizi.yaklaşık 15 gündür messenger ve mailler vasıtasıyla görüşüoduk ve bu güne karar kıldık görüşmek için.

biraz tedirginlik ve heyecan olsada başlarda sonrasında o telaş yerini bol muhabbete ve neşeye bıraktı.benim içinde süper bi doğumgünü hediyesi oldu dolayısıyla.
beyoğlunda buluştuk 5 güzel kız.bi kafeye girip saatlerce oturduk.sırayla geçen zaman içerisindeki hayat akışlarımızı paylaştık.durmadan konuştuk,güldük,dedikodu yaptık.tüm arkadaşlarım beni güzelleşmiş buldu.kimbilir belkide aşktandır dedim:)
5 tane yıllardır görüşmeyen kızın biraraya geldiğini düşünün.yığınlarca konuşucak şey var tabii.hüzünlü anlar,anılar,geçmişteki çocukluklar,gelecekteki kararlar,hatalar,yaşanan aşklar....
bi yığın şey.tabiiki yetmedi süre.benimde başka bi işim olduğu için saat 6 civarı onlardan ayrılmak zorunda kaldım ama aklım onlardaydı elbette.
yeniden görüşmek için sözleştik ve bunu daha sık yapmaya karar verdik.messenger zaten ilşkileri mecburende olsa kopartmamaya yarayan bi buluş.iyikide öyle.ben şu aralar çok memnunum kendisinden çünkü beni özlediklerimle kavuşturdu.
işimi hallettikten sonra carousel mangoya gidip arkadaşım için aldığım bişeyi değiştirip kendime bi kazak aldım.onada beyoğlundan başka bi hediye aldığım için değişim şansımı kendimden yana kullanarak krem rengi bi kazak aldımne de olsa bir doğumgünü kızıyım ben.sonrada koşar adımlarla eve geldim ama okadar yorulmuşumki.tüm gün sokaklarda olmamdan dolayı güzel bi uykuya teslim ettim kendimi.

ve bugün...sabah işe gidip yönetimden içeri girdiğimde odama yayılmış balonlarla karşıladı arkadaşlarım beni.sevgili arkadaşım zeynep erkenden gelip küçük pastalardan almış.masanın üzerine mumları koymuş ve etrafta üzerlerinde -günaydın ve iyiki doğdun yazan balonlar.çok hoş bi karşılamaydı doğrusu:)))
hediye olarak büyük koyu kahverengi deri bi çanta almış.çok şık çok güzel bi çanta.çok beğendim.böle mutlulukla pazartesinin rehavetine kapılmadan ilerliodukki rusyadan yeni gelen patronumuzun isteğiyle pasta almışlar tekrardan.
öğlen zeynep çay içermisin diye sorunca ben kahve istiorum dedim.normalde çayı kahveyi getiren ablamız var ama o yukarı çıkıp kendi alıcak zannettim.yukarı bi çıktı elinde koca pastayla yine odaya geldi:) ve ben yine çok şaşırdım.torpil geçildi hakkaten doğumgünüm diye düşündüm.sonra kendi odasından çıkan patronlarımızdan biri ve diğer arkadaşlarla bi mum üfleme ve pasta kesme seansımız daha oldu.resimler çekildi ve patronum bana armaninin bi parfümü hediye etti.herkese çok teşekkür ederek günümü bol bol şımararak geçirmeye başladımki üstüne bi de müstakbel kayınvalidem aramazmı.bu da bonusum oldu yaniii
sağolsun incelik yapıp aradı,doğumgünümü kutladı.hatta bana nerde ve saat kaçta doğduğuma dair sorular sordu.çok komik ama ben nerde doğduğumu bilmediğimi anladım bu soruyla karşılaşınca.emin olmadığım bi biçimde beyoğlu dedim.bu seferde hangi hastane diye sordu.bende gerçekte bilmiorum hiç merak etmedim sanırım dedim.o da benim heycanımdan dolayı belki hatırlamadığıma kanaat getirdi ama ben ısrarla yooo hayır gerçekten bilmiorum dedim.:)azıcık utandım elbette.hatta telefonu kapadıktan sonra annemi arayıp sordum.meğersem hakkaten bilmiomuşum ve neden bilmediğimide bilmiorum ama ben beyoğlu diil bakırköydeki hastanede doğmuşum.külliyen sallamışım yani.nüfus kütüğümüz beyoğlunda olduğu içinmi böyle aklımda kaldı bilmiorum ama baya iyi salladığım ortaya çıktı:))
sevgili müstakbel kayınvalidem bana uzun ve mutlu bi ömür diledi.sağolsun...
annem ananemlerin bazı işlerinden dolayı evde diil bu akşam.ama sevgili babacım gelirken pastamı almış.akşam yemeği için patatesli omlet yaptım hemencecik babam gelene kadar.öndende bi tarhana çorbası.yemekten sonra çaylarımızla beraber yedik pastamızı.
velhasıl kelam 3gün 3 gecedir kutluyorum doğumgünümü.asla unutmucağım bi yıldönümü oldu bu benim için.düşünen emek harcayan herkese çok teşekkür ediyorum burdanda tekrar.gerçi hiçbirinin haberi yok bu blogtan ama olsun.herkesin eline yüreğine sağlık.
ben el kadar bebecik olarak yeni doğduğum için yani birazcık uykum geldi.her doğumgünümde olduğu gibi bu yıldada allahımdan güzel,huzurlu,mutlu ve sağlık dolu bi yıl diliyorum sevdiklerim ve kendim için.
nice mutlu yıllara inşallah...

doğumgünü...

bugün benim doğumgünüm.nezaman bu cümleyi kursam devamını söylemek gelir içimden o şarkının...
bugün benim doğumgünüm
hem sarhoşum hem yastayım
bir bar taburesi üstünde
babamın öldüğü yaştayım...
akıllara zarar ama ben tam 27 oldum.27 koc yıl geçti ve bir asırın %25ini tamamlamışım.sevgilimle geçirdiğim ikinci yıldönümüm ayrıntıları daha sonra yazıcam ama doğumgünü vesilesiyle harika bi haftasonu geçirdim.
şimdi iş arkadaşlarımın hazırladığı pastayı yiyorum ve balonlarımla oynuorum.odamın her yanında balonlar vardı ve üzerlerinde mutlu yıllar,günaydın gibi yazılar yazıodu.çok şekerler hepsi...30 a 3 kalayım ama kendimi süper hissediorum.inşallah 2008 benim yılım olucak.bir yay kızı olarak oklarımı hedeflerime vurmak istiorum artık:)
iyiki doğdum yahuuu:)