evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Eylül 2008 Salı

zaman



zaman... geçti gitti yine zaman. nasıl olucak,nasıl biticek derken türlü türlü telaşlara boğulmuşken bi baktık geçmiş gitmiş zaman. ve biz yeni bi hayata çoktan adapte olmuş bulduk kendimizi.

güzel telaşlardı yaşanan. başkaları için sıradan bizim içinse dünyanın en önemli olayı.gerginlikler ,sıkıntılar, meraklar, ilkler, sonlar, hüzün ve sonrasında mutluluk... yaşamın içinde ne varsa hepsini yaşadık birer birer. şimdi şöle bi baktımda sabah takvime göz ucuyla 9 gün sonra 2 aylık evli olucaz. hiç inanılır gibi diil ama böle.


çok güzel bi balayı geçirdik sevgilimle, eşimle. bodrumda. hayatımda ilk defa uçağa bindim. ama boşunaymış yıllardır o korku. herhangi bi araçtan çokda farklı diilmiş uçağa binmek,anladım.balayımızı bodrumun belkide en cafcafsız otelinde geçirdik. animasyonun, abidik gubidik tiplerin olmadığı,tamamı dinlenmeye adanmış sakin bi yerdi.
bize kalan tek şey yiyip içip bol bol yatmak oldu ki bizde aynen böle yaptık.

toplamda 3 hafta iznim vardı fakat işe başlıcağıma bi gün kala patronumun bana 1 hafta daha izin verdiğini öğrendim. günahını vermicek bi adamdan böle bişey gelmesi çok kuşkulandırdı bizi ki nitekim sonradan sebebi çıktı ortaya. maaşımı kesmiş:) beni oyuna getirip, maaşımdan kesiceğinden haber vermeden sanki havadan tatil veriomuş gibi davranarak yarı maaşımdan fazlasını kesti. kısa süreli bi şok geçirsemde bu adamın daha önceki hareketlerinide gözönüne alınca maalesef sindirmek zorunda kaldım.


bunun dışında artık saat5 de çıkıorum işten ve cumartesi günleri çalışmıorum. bu adama katlanma sebeplerime bu da eklendi yani.başka yerde böle bi iş bulmam nerdeyse imkansız. kamu alanlarının dışında çok güç artık şartlar.sallan yuvarlan gidioruz işte gidiceğimiz yere kadar.

bazı kırgınlıklarım oldu nikahıma gelmeyen insanlarla ilgili ve hayatımdan sildim çıkarttım bazılarınıda.eşimle birlikte kimlerle devam ediceğimizde ortaya çıktı böylece.canları sağolsun diyemicem çünkü gönlüm kırık maalesef.

eve alışmak çokda zor olmadı ama evle iş arası biraz uzak. işte bu beni yoruo bazen. insan her gün aynı modda uyanmadığından ve herzamankinden daha erken kalkmak zorunda olduğumuzdan akşamları ayarım kaçıo bazen. genelde hep uykum var ve yorgunum.ev büyük ve etraftaki bitmeyen inşaat işleri yüzünden aşırı toz oluo.her gün mutfaktaki balkonu silmek zorundayım.


olaki silmezsem ertesi gün resmen çamur oluo. annemin yazlığa giderken bana bıraktığı çiçeklerin bile rengi artık gri gibi çünkü üsteleri hep toz. yani aşırı bi toz halimiz mevcut. bi de buna yeni eşyaların özellikle halıların tüyleri eklenince dahada beter oluo herşey.hergün temizlik yapsam yapılır yani.ama yavaş yavaşta olsa bi gözümü kapatarak yaşamaya çalışıorum artık.yoksa çıldırmamak elde diil.çalışan kadınlar için hayat gerçekten zormuş bunuda öğrendm bu arada. hayat müşterek fln filan ama sadece para konusunda müştereklik var. erkeğin kadına iş anlamında kattığı şey okadar az ki nerdeyse yok hatta. zaten bisürü sorumluluğu olan kadına bi de para kazanıp ev geçindirme derdi eklenio hepsi bu. zira başkalarını bilemem ama ben herşeyi yapmaya yetişemio gibiyim şu aralar. bi tarafı yaparken diğer taraf hep eksik kalıo. asla aynı anda herşeyi yapamıorum mesela.yorgun düşüorum, gücüm kalmıo yada bi süre sonra canım istemio.

bunun yanında güzel şeylerde var tabii yaşanılan. geniş zamanlarda en çok da. bi cumartesi sabahı mesela. uzun bi güne uyanmakdan daha güzeli yok. yada cuma günü geç yatma lüksüne sahip olmak muhteşem.uzun kahvaltılar yapmak en sevdiğinle. kimseye hesap vermeden yaşamak. sorumluluğun sadece ikinize ait olduğu bi hayatı paylaşmak.

ramazanla birlikte değişen uyku saatleriyle birlikte hayat biraz daha zor gibi benim için.bugün mesela kolum kalkmıo, gözümü kapatsam hemen uyucam,canım işede gelmek istemedi zaten. bi de ayakta yolculuk yapmak yokmu o uykulu gözlerle.off çok fena.

bi de vücudumda bana ait olmayan bi fazlalık var şu aralar. kilo yani.onuda vermem gerek birazda o hantallık yapıo olabilir ama bunca işin arasında kilo vermeye çalışmak,nebiliyim bekarken yaptığım gibi bisiklete binmek okadar zor gelioki bana.şimdi vakit bulucamda spor yapıcam.inşallah diyorum inşallah.

2 Haziran 2008 Pazartesi

soluklanmak için sinema molası

sevgilimle bu cumartesi nihayet kendimize vakit ayırabildik.ev ve eşyaları telaşından uzaklaşarak kendimize bi sinema molası çektik.

nişantaşındaki ahalinin kendi kendilerine yaptıkları galanın sahibi olan şu meşhur film. SEX AND THE CITY...


daha önceden takip etmişliğim yoktu düzenli olarak.ama anladımki tam bir kadın dizisi. yanınıza en sevdiğiniz arkadaşınızı alıcaksınız ve gidiceksiniz. sevgilinizle gitmek biraz anlamsız.ben zevkle izledim ama sevgilim çok sıkıldı hatta filmin çok uzadığından dem vurmaya başladı. halbuki sadece 10 dakika daha uzundu:)

filmin öncesinde ilk tanıştığımız DODİCİ de hafif bi yemek yiyip kahvelerimizi içtik eski günlerdeki gibi. ama konumuz hep yine eşyalar, ev, yeni komşular ve diğerleriydi:)

sevdiğin adamla bi evi, bi hayatı paylaşma hazırlıkları yapmak oldukça keyifli.herşeyi kendi beğenimize göre aldık. çok şükür her işimizde hep rast gitti.pazar günüde salonumuzun halılarını aldık. biraz normalden pahalı olmakla beraber ikiside çok şık. bir lale sever olarak tulipa serisinden nefis halılar aldık muhteşem salonumuza. şimdi artık sadece gelinlik, damatlık, nikah şekeri, nikah sonrası yemek için mekan ayarlaması ve tüller kaldı yapmamız gereken.onun dışındaki tüm ayrıntıları hallettik.buna evimizdeki dekoratif aynalar girişte kullanıcağımız dresuar fln da dahil.ayrıntılara düşkün bi erkeğe sahip olmanın en büyük avantajıda bu.davetiyeleride dağıtmaya başlıcaz şu aralar yavaş yavaş.

nihahtan 2 gün evvelde kına gecesi yapıcaz evde.kırmızı bi elbise giyicem o gecede. bu arada kuaför randevumuda hallettim. ve stüdyo fotoğrafçısınıda ayarladık.herşey yolunda yanii.

ve kendime yeni ciciler aldım bikaç tane.çok güzel elbiseler. evlendikten sonra yeni bi hayata bi nebzede olsa yeni kıyafetlerle başlama arzusu çok yüksek bu aralar.

tüm bu güzelliklerin dışında halen devam eden üzüntülerimizde yok diil. sevgilimin beyin kanseri olan eniştesi artık yoğun bakımda ve açıkcası ölümünü beklioruz. hiç bi kıpırtı yada tepki yok.makineye bağlı olarak yaşatmaya çalışıolar.

diğer taraftan 2 sene evvel dudak kanseri olan dedemin bu hastalığı metaztaz yaparak boynuna yayılmış. 4 gün önce yeni bi ameliyat daha oldu ve o bölge çıkartıldı.iki taraflı kötü hastalıklarla uğraşıoruz yani. inşallah Allah iki rahmetten birisini nasip eder her ikisi içinde. ama bu kanser illeti vücuda bi defa girmeye görsün. en kötüsüde böle bi handikapa sahip olması işte. tam yendiğinizi sandığınız anda, üstelik düzenli kontroller yaptırırken bi gün bi bakıosunuz yeniden hortlayıvermiş..Allah hepimizin yardımcısı olsun...

14 Mayıs 2008 Çarşamba

kuş yuvadan uçmaya hazırlanırken..


herşey evlilik tarihimizi süpriz bi şekilde temmuz ayına almamızla başladı.o günden beri hem bizde hem çevremizde bir koşuşturmacadır bi telaştır gidio.okadar uzun zaman olduki neler yaptım neler yaşadım bir bir anlatmak çok güç gelio herzamanki gibi.


Allah izin verirse sevgilimle temmuzun 12 sinde dünya evine giricez.nikah günümüzü almamızın hemen akabinindede son gaz hazırlıklara başladık.çoktandır baktığımız mobilyacılar arasında ciddi bi eleme yaptık ve sonundada bazılarında karar kıldık.


piyasada çok garip modeller varmış gezdikde öğrenio insan.biz daha çok minimalist çizgileri olan sade ve rahat modellere yöneldik.bunun için bi çok yer gezdik en pahalısınıda gördük en ucuzunuda ve nihayet sonunda tüm salon takımımızı aldık.


ardından lcd televizyonumuzu, buzdolabımızı ve en çok sevdiğim nokta budurki balayı tatilimizide satın aldık.diğer beyaz eşyalar zaten evimizde var.


şimdilik aldığımız bi çok şey deposunda duruo.bir ay kadar sonra evimize yerleşmek üzere yola çıkıcaklar.önümüzdeki günlerdede yatak odamız ve oturma odamız için maskodaki beğendiğimiz yere gidicez satın almak için.


balayımızıda çoluk çocuğun pek olmadığı kalabalık otel görüntüsünden uzak sakin, dingin bi yer olan butik otel Bodrum Fuga Fine Times a gitmeye karar verdik bir haftalığına.kalan diğer haftamızıda istanbulda evimizde geçiricez.belki kısa bi turda yapabiliriz elbette.


tüm bunların öncesinde işyerimiz küçülme kararı alarak başka bi semte taşındı.evime uzaklaşmış olsamda işimin daha yaşanılabilir ve katlanılabilir bi semtte bulunması bi parça beni mutlu edio.mesela en basitinden yemek sepetinden yemek sipariş verebildim az önce.

taşınma işi zor ve meşakkatli.bisürü ayrıntısı var.2 hafta kadar internetimiz yoktu.benim gibi tüm işi internetle olan biri mecburen bu süre boyunca anlamsızca işyerinde vakit geçirdi.en azından elimdeki benim adım kırmızı adlı kitabımı bitirmeme ve ondan sonrada bir geyşanın anıları adlı kalın bi kitabımı bitirebilmeme yaradı bu olay.


işle alakalı nihayet bi çok şey oturdu yerine.patronumla geçenlerde evliliğimle alakalı konuştuk. evlenince oturucağım ev ile işim arası baya uzak.evli bi kadın olarak biraz daha işten erken çıkmayı ve cumartesi çalışmamayı teklif ettim kendisine. eğer kabul ederse ki etmesini istiorum düzenimi bozmayı pek istemiorum(her ne kadar sevgilim burda çalışmak istemediğimi düşünse bile).alıştığım bi yerden gitmek başka bi yerde yeni bi düzene adapte olmak fikri çok sıkıcı gelio.

ama işler malum kötü.adam ithalata devam etmek istemezse beni gözden çıkartabilir.hakkımda hayırlısı olur dilerim...


geçen haftasonuda anneler günü vesilesiyle floryadaki KASABA RESTAURANT a rezervasyon yaptırmıştım.sevgilimle birlikte annelerimizde alıp güzel bi yemek yedik.yemekten sonrada anneler kendi aralarında bizde kendi aramızda konuşarak yürüyüş yaptık sahilde.


hayatımızın merkezi şu aralar olması gerektiği gibi evlilik.planlı ve programlı hareket etmeye çabalıoruzki herşey yetişsin. bazı ufak tefek detayları ve eksikleri daha geniş zamanlara bırakıcaz elbette ama ana parçalarını koymak zorundayız bizi bekleyen bu büyük puzzle ın.


arada nasıl yapcam nasıl edicem aman allahım evleniorumlara düşmüo diilim.düzen oturtmakta zorlanıcağımı hissediorum evimle işim arasında yada değişen yaşamım hakkında.aslında ne büyük bi sorumluluğun altına imza attığımızında farkındayım ama hayatta herşey koca bi risk.elini taşın altına koymadan bilemio göremio insan geleceği.önemli olanda elini taşın altına koymak diil belkide asıl mühim olan taşın eline zarar verip vermediği.

şu aralar daha sakinleşmiş olsakda bi ara sevgilimle gerildiğimiz, inişlerimizin çıkışlarımızın birbirini tutmadığı dönemlerde geçirmedik diil.ama bundan daha doğal ne varki. yeni ve bambaşka bi hayata geçiş yapıcaz kısa bi süre sonra ve ortak sıkıntıların yanında kendi içsel sorunlarımızlada başetmek zorundayız.

işlerimizin büyük bir kısmını hallettik.inşallah bundan sonrasıda bööle istediğimiz gibi olur...
herkese mutluluklar....


3 Mayıs 2008 Cumartesi

evleniyoruz...

12 TEMMUZ 18,00 DA O ÇOK İSTEDİĞİMİZ HAYATA ADIM ATIYORUZ...MUTLUYUZ HEMDE ÇOK:)

25 Şubat 2008 Pazartesi

bahar ve haftasonu

alsalam alikom...
bir ithalatçım böyle selam verio bana.suriyelilerin selamı.ne desem bilemiyorum.ve aleyküm selam en uygun düşeni galiba diyorum her defasında:)


işte yine başladı isyan zamanları.bahar geldi çattı kapımıza.inanılır gibi diil halbuki geçen hafta karlıydı hava.güneş görmeyen yerlerde hala var üstelik o yağan kardan geriye yadigar.cemremizde düşmüş üstelik bundan sonra kar yağsada tutmazmış öle diyolar, dediğim zaman babam 1986 senesinin martında yağan o acaip karı hatırlattı bana.eh ben pek hatırlamıorum elbette.küçücük bişeydim nihayetinde.içimden geçen bidaha kar yağmaması üstelik.ne karı, ne yağmuru, ne çamuru bahar gelsin artık baharr..

haftasonu ilkbahardan çok sonbahar havası hakimdi istanbula.sahillere yakın oturmayan yığınlarca insanlar gibi bizde atladık arabamıza ailece ilk aklımıza gelen yere doğru yöneldik.Florya Sahili....

bahara susamış tüm avrupa yakası sakinleri olarak sanırım hepimizin direksiyonu o tarafa yönelmiş.floryanın girişinden sahil girişindeki otoparka kadar uzun bi konvoy vardı ve üstelik park yeride yoktu.ani bi kararla hemen geriye döndük.bakırköy sirkeci sahiline çıkınca nereye gitsek diye düşünürken kendimizi eyüp sahilinde bambaşka bi trafiğin içinde bulduk.ve yine otopark problemiyle karşılaştık.heryer insan ve araba dolu.dışarıya çıkmak, şöle biraz nefes almak, bahar havasını içimize çekmeyi istemek bize haram oldu desem yeridir.günümüz yollarda ve beyhude çabalarla geçti ve gitti.trafikten kurtulduğumuzda teknede balık ekmek satan biyere kelimenin tam tabiriyle sığındık.sanırım yıllar yıllar önce gerçekten küçük bi kızken yemiştim en son bu şekilde balık ekmek kombinasyonunu.ne lezzetliymiş,ne şahaneymiş çatal bıçakla yediğim lüx restaurantların afilli balıklarından nekadar farklıymış. damağımdaki tada uzun süre inananamadım doğrusu.tekne alabildiğine salaş ve balıklar çok ucuz.balığın cinsi ise uskumru...bidahakine yine yemeyi düşünüyorum ve tadını bilmediğim yada unuttuğum bu tarz salaş lezzetlere burun kıvırmıcağıma söz veriyorum.


bu arada cumartesi günü sevgilimle bitimine az kalan evimizi ziyarete gittik.bizimle ilgilenen bayan ordaydı ama satın aldığımız gündeki kadar ilgili,canayakın ve sevimli diildi.hatta biz evimizin içini görmek istiyoruz diye söylediğimizde biraz bozulur gibi bile oldu denilebilir.satın aldık ya iş bitti.cici davranmasına gerek yok aklınca...
evimizin peyzaj çalışmaları başladığı için bina önleri ağaçlar için kazılmış.kız önde biz arkada giderken aa dedi girişlerin önü kazılmış hay allah maalesef içeri giremicez fln dediki sevgilim atladı.toprağın üstüne basarak gidebileceğimizi, buraya evi görmeye geldiğimizi, görmeden gitmenin anlamsız olduğunu falan söyledik ve birazda zorlada olsa nihayet içeriye girdik.
evimizin iç dekorasyonları büyük ölçüde bitmiş.ankastre eşyalar getirtilmiş ve takılmayı bekliolar.onun dışında girişteki gömme dolabımız ve giyinme odası dolaplarımız takılmış.işçilik süper.kızla konuştuk biraz.normalde şartnamede yazan ağustostu ama söz verilen tarih mayıs 30 du.yani müteahhit derseki kardeşim teknik şartnamede ağustos yazıo ben kendi insiyatifime göre mayıs dedim ve olmadı yetiştiremedim.işte ozaman hiçbişi deme şansımız yok.ama kız hala bu sözlerinin geçerli oldğunu bu hızda giderse hiç bi sorun olmadan söz verdikleri gibi mayısta kokteyli bir açılışla teslim edeceklerini yineledi.nihayetinde piyasaların durumu malum özellikle emlak piyasasının.eğerki teslimat için evlerin satışından gelicek paraya ihtiyaç varsa piayasaların durumundan dolayı bu biraz gecikebilir elbette.ama kız bunun böyle olmadığını geride kalan evler satılmasa bile bu projeyi bitirmeye güçleri yettiğini fln söyledi.bizde rahatladık ve mutlu olduk:)bi an önce evimize kavuşalım istioruz ki anca ozaman evlenebiliriz.
ordan çıktıktan sonra yine havanında güzel olması sebebiyle gelecekteki semtimizi biraz keşfedelim dedik.ve çok ama çok sevdik mahallemizi.sokakları temiz,insanları nezih,etrafı sitelerle çevrili insanın içini açan ferah bi yer.üstelik bi insanın ihtiyacı olan herşeyde var etrafta.bolca kuaför var mesela:)
biraz dolaştıktan sonra sevgilim bana magnumun karamelli çukulatasından aldı ve mutluluğum bir kat daha arttı.ama açlığıma iyi gelmediği için yeni semtimizde ilk yemeğimizi yedik.sonrasındada yavaş yavaş evlerimize geri döndük.
dönüş yolunda kotona uğradım ölesine.ve daha önce görüp beğendiğim alsammı almasammı diye arada kaldığım ama sonrasında tüh keşke alsaydım dediğim bi elbiseyi nerdeyse %70 daha uyguna şanseseri görünce hemen satın aldım.biraz ilerleyince tefalin mağazasındada tart kalıplarının indirime gördüğünü gördüm ve onlardanda bi tane aldım.ama kendi evim için.eşime güzel tartlar yapabilmek için:)
eve gittiğimde abimler bizdeydi.yeğenimde gelmiş.oynadık bol bol sevdim onu gıdısından, yanaklarından.hayat hep böle güzellikte gitsin istedim ve şükrettim sonrasındada...

8 Ocak 2008 Salı

mutluluk bulutları

hayatımda birsürü güzel gelişme oldu bu aralar.talih,şans,mutluluk.. dedikleri benim sokağımda sağolsunlar.volta atıp duruyolar habire :) ve ben onca uzun zamandan sonra nerden başlıcağımı bilmiorum doğrusu.sondan başlamak en güzeli galiba...

öncelikle sevgilimle bizi sonsuza dek bağlayan mutluluk halkalarımızı takmış bulunmaktayız.biz 05,01,2008 itibariyle artık yüzük parmakları dolu bir çiftiz.2008 yılına bomba gibi bir giriş yaptık ki zaten 2007 de bizim için şahaneydi çok şükür.

cuma akşamından başlayan hazırlıklarımızı takiben cumartesi akşamı sevgilimin eniştesi tarafından kesildi sözümüz.çok güzel ve mutlu bi akşamdı.söz çiçeğim olarak 20 tanesi beyaz 21 tanesi kırmızı (nazar değmesin diye toplamı 41e denk gelio) güllerle yine onlara eşlik eden kırmızı beyaz ambalajlı çok şık bir çukulata arajmanımla geldiler evimize.daha önceden tanışmışlığın verdiği rahatlıkla önce güzelce sohbet edildi ve sonrasında isteme olayına geçildi.annem anne olmanın haleti ruhiyesiyle 3-5 damla gözyaşı döktü ve kızlarını verdiler gitti:)

sonrasında yaptığımız çeşitli yiyeceklerle ağırladık misafirlerimizi.






kayınvalidem 5 ay önce vefat eden kayınpederimin zamanında kendisine nişan olarak taktığı çok şık antika tarzı bir bilekliği hediye etti.böylece benimde her baktığımda ruhunu şad edebileceğim ve sanki kayınpederim tarafından takılmış gibi hissettiğim bir hediyem oldu.Allah rahmet eylesin...
onun öncesinde yılbaşı vardı ki bu sevgilimle geçirdiğimiz ikinci yılbaşımızdı.yalnız bu sefer baya bi fiyaskoydu bizim için.öncelikle akşam için hiç bi organizasyona dahil olamadık.sevgilimin arkadaşları sibel can'a gitmek için bizide davet ettiler ama sibel can'a karşı hiç bi sempati beslemediğimiz gibi gidilecek mekandanda hazzetmeyince vazgeçtik.başka hiçbiryerede rezervasyon yaptırmadık çünkü canımız abuk subuk eğlencelere eşsiz dostsuz katılmak istemiodu.bizde düşündükki iş çıkışı beraber yemeğe gideriz, ordanda bir yılbaşı gecesi ilki olarak sinemaya,ordanda bişiler içmek için başka bi yere.fakat bukadarmı aksi gider bi iş.

önce taksi bulamadık.bindiğimiz taksi dediki abi karşı yoldan binin.karşıya geçtik bu seferde o şöför bizi karşıya yolladı.meğer ilk şöför bizi yanlış yönlendirmiş.sonrasında başka bi taksi bulmak çok zor oldu bizim için bulduğumuzdada baya bi donmuştuk.ama olucağa bakın. bi hevesle biz geldik akmerkeze aman allahım o da ne? akmerkez kapanmış ve burdada sinema yok.dahası sokakta kaldık ve karnımız iyiden iyiye acıkmaya başladı.napalım napalım derken en iyisi dedik mecidiyeköye gidelim ve karnımızı doyuralım. bu arada etilerde her yer rezerve edilmiş.mecidiyeköyde bi de baktıkki çok şükür cevahir açık ama saat 9 civarı.mağazaların tümü kapalı sadece bazı yemek yenen yerler açık.oturduk ayaküstü çok kötü yicekler yedik.çoğu bi sonraki güne bırakılıcak yemeklerdi bunlar.neyse doyduktan sonra çıkıp nişantaşına gittik.ve nişantaşı ahalisinini gördük.bu sene taksim iptaldi, kalabalık nişantaşındaydı.
farkettikki insan yılbaşlarında illede kalabalık istio.çünkü biz nereye gitsek heryer kapalıydı ve sokaklar bomboştu.milli reosürans çarşısının içindeki bazı yerlere baktık ama alkol almakda istemediğimizden dolayı kendimize bi kuytu bulup altımızada benim ekstradan yanımda getirdiğim şalımızı resip oturduk bi süre ve sohbet ettik.birbirimizi nekadar sevdiğimizi fısıldadık bol bol.sonarada daha fazla dayanamayıp saat 10,30 da eve gitmek üzere yola çıktık.yapılıcak en güzel şeyde buydu zaten.sıcacık evlerimizde oturmak ve sevdiklerimizle kaynaşmak.yılbaşınada bi dolmuşta radyosundan yayınlanan bir vaaz eşliğinde girdik:)

farklı bi yılbaşıyıdı sevgilim beni eve bıraktıktan sonra annem ve arakadaşlarıyla gece yarısına kadar lafladık.ve bi sonraki yılbaşını asla dışarda diil kendi evimizde geçiriceğimize söz verdik.


kendi evimiz diyince.efendim biz yılbaşından önceki cumartesi günü internetten beğendiğimiz evlerin çıktılarını alarak ev bakmaya gittik.elimizde 7 adet yeni yapılan bina projeleri vardı.kriterlerimiz belli.illaki site içerisinde olucak depreme dayanıklı olucak güvenliği ve sosyal faaliyet alanı olucak fln filan.ve bu kriterlerle internette en çok beğendiğimiz evi görmeye gittik kayınvalidem ve eniştesinide yanımıza alarak.öncelikle örnek daireyi gördükki zaten bu noktada çok beğendik.proje sahibi hiçbir masraftan kaçınmamış sağolsun.herşeyin en kalitesini ithal ederek yapmış projeye ait tüm ayrıntıları.tüm sosyal imkanları olana açık kapalı komplesklere sahip bu evi görünce resmen dibimiz düştü.kayınvalidem ısrarla beğenip beğenmediğimizi sordu kendiside çok beğendiği için satıcıyla ciddi bi pazarlığa girişti.tahmin edilebiliceği gibi evin fiyatı pahalı ama daha önemlisi yılbaşından sonra %40 zamlanıcak diye apar topar kıyasıya bi pazarlık sonucu evimize sahip olduk.sevgili kayınvalidem bize burayı düğün hediyesi olarak satın aldı ve bizim gibi evliliğe hazırlanan çiftelerin kabusu olan ev ev gezme talşından bizi kurtarmış oldu.üstelik ayılıp bayıldığımız bi yer olmasıda cabası.çok ama çok mulutuyz bu yüzden.



Sunrise Residence...yuvamız bir tıklık uzaklıkta.görmemişin evi olmuş habire bakadurmuş.sıkıldıkta bakıorum nereye ne eşya koyucağımı kararlaştırıorum.napıyım çok mutluyum ama:)


okadar güzelki hayatım bu ara .öte yandanda korkmuo diilim hani başıma kötü bişiler gelicek die.hiç olmadı ödüm patlıo nazar değicek die.Allah korusun tabii ama uzunca bi süre hazmetmekte zorlandık mutluluğumuzu.özellikle şu ev işi okadar ani olduki bi süre kabul edemedik evimiz olduğunu hemde istediğimiz evin artık bizim olduğunu.


yalnız evimizin bize teslimatı mayıs 2008.hatta aslında ağustos fakat müteahhit hırs yaptığı için mayısta kokteylli bi açılışla teslimat yapıcağını taahhüt edio.şayet mayısta teslim edlirise ki bu dao ayın sonu demek oluo.bizim evi döşememiz,nikah için gün almamız ki yaza denk geldiği için heryer çok dolu olucak, ağustos gibi yapsak herkes tatilde olucağı için yine olmuo , e ramzan bu sene eylülde başlıo ramazanda olmaz sonrasındada bayram var fln derken sanırım çok büyük ihtimalle evliliğimiz ekim ayı başına kalıcak.benim için çok mühim olmasada sevgilim için bir sorun.haklı olarak herşeyimiz hazırken bi an önce hayatımıza başlayalım evlenelim istio.ama şimdilik durumlar bu tarihi gösterio.bakalım...
umarım herkes benim gibi çok ama çok mutludur...
güzel günler....



17 Aralık 2007 Pazartesi

soğuk...

ellerimi ısıtmakta zorlanıorum bu aralar şayet yanımda sevdiğim yoksa.sabahtan akşama, geceden sabaha buzz gibiyim.ısınmamakta direnio bedenim en sıcak ortamlarda bile.

birdenbire nasılda soğudu hava.yaşayamadığımız kışlara inat sert, semsert geçio mevsimimiz.ve daha henüz aralıktayız.

günlerdir bişiler karalamıorum buraya.aslında bisürü olup biten var hayatımla alakalı.ve hepside güzel şeyler.ilerde hatırlanması gereken olaylar ama yazamıorum işte.canım istemio.

geçen hafta son gaz geçip gitti bile.hiçbişey anlamadım.nezaman bitti nezaman yeni haftaya başladık.üstümde sürekli hadi gece olsunda uyuyım artık hali var.ama artık iş başa düştü.artık bişiler yazma vaktidir dedim ve sıvadım kollarımı...

öncelikle geçen haftasonu müstakbel kayınvalidem ve 2 kızkardeşi teşrif etti evimize benim ailemle tanışmak için.herşey çok güzeldi,aksi giden hiçbişey olmadı.bol bol sohbet edildi, samimi olmaya çalışıldı,yenildi,içildi...

herşey fazlasıyla iyiydi yani.her iki tarafta birbirleriyle mükemmel bi uyum sağladı.çok şükür...

zaten bütün hafta sevgilimle bunun mütalasını yapıp durduk.bol bol güldük, üstüne konuştuk aa şölede demiş aa bölede gülmüşler gibi sohbetler yaptık.



cumartesi günü artık alyanslarımızı alma vakti geldiğini düşündüğümüzden dolayı Kapalıçarşıya gittik.aslında tüm bunların öncesinde her ikimizde internetten alyanslara bakıp birbirimize postalıoduk.bu da güzel, şu da fena diil diye paslaşıp duruoduk.ama illaki yakından görmemiz ve hatta elimize takarak denememiz gerekiodu.

herneyse cebimizde bazı kuyumcuların adresleri eminönünde buluşup havanında fena olmaması sebebiyle yürüyerek çıktık Kapalışarşıya.

çarşı oldukça kalabalıktı.hani nerdeyse her dükkanda üç beş müşteri var.allah bereket versin işler iyi gibi görünüodu.

bakıcağımız alyansçılardan biri Pırıltı Alyans.internetten okadar çok baktımki bu sitenin yüzüklerine yani nerdeyse vitrindeki ürünlerinden çıkarıcam yani.fakat karşılaştığımız sahne beni baya bi sükutu hüsrana uğrattı.çalışanlarla birlikte toplamda 5 kişinin girebiliceği kadar büyüklükte bi yermiş burası.sıkış tıkış bişiler bakmaya çabaladık ama ikimizde hoşnutsuzuz tabii.ilgilenen kişilerde biraz negatifti.denediğimiz ve benim illaki bu olur dediğim yüzüklerin hiçbirisini ya beğenmedim yada beğendiğim elimde güzel durmadı.

kriter olarak beyaz ve sarı altın karışımı olucak ve mutlaka tek taş pırlantamla bir huşu içerisinde uyum göstermeliydi.ama olmadı.

çıktık ve burayı ararken gördüğümüz benimde internetteki aramalarım esnasında rastladığım başka bi takıcıya girdik.ModernAlyans...

burası diğerine oranla daha ilgili daha alakadar ve daha ferahtı.baya bi koleksiyonu yakinen inceledikten ve parmaklarımızda denedikten sonra bikaç tanesini finale (sevgilimin deyimi) çıkardık.benim elimde duran modelin erkek için olanı sevgilimde güzel durmayınca farklı bi setin erkek yüzüğüyle kombinasyon yaptık.ve sonucunda her ikimizinde çoook içine sinen bi alyans oldu ikiside.karar verdikten sonra parmak ölçülerimiz alındı ve benim yüzük üstünde değişikliğini istediğim bazı ufak detaylarda not edilip kaporasıda verildikten sonra ayın 26sında teslim almak üzere sözleştik.tabbi 26sı çarşambaya geliceği için biz 29unda gidicez kısmetse.

her ikimizde alyansların resimlerini yüksel pikselli cep telefonlarımızdan çekmeye çalıştıysakta bi türlü istediğimiz sonuca ulaşamadık.yanımızda fotoğraf makinesi de yoktu.çok fazla spot ışık olması ve dolayısıyla aşırı aydınlık bi ortamdan dolayı ne yaptıysak yüzükler çok parlak çıktı ve ayrıntıları görünmezleşti.artık teslim aldğımızda çekeriz bol bol resimlerini.

bu arada eğer yine bi aksilik olmazsa ayın 5.de sözlü bir çift olucaz.o akşam hem istemeye gelicek ailesi hemde söz kesilicek...

yüzük işini hallettikten sonra baya bi rahatladık aslında.üstümüzden kocaman bi yükü daha kaldırmış olduk.sevgilim zor beğenen birisi olduğu için baya bi çekinceliydim bu konuda.eyvah ya istediğimiz gibi bişi bulamazsak diye düşünüp duruoduk ama hiçte öle olmadı.bi uyum içerisinde hallettik bu işimizide.

ee kapalışarşıda olunca mutlaka Sultanahmetide gezmek gerekirdi diğmi.öncelikle sevgilimin işyeri orda olan yakın bi arakadaşını aradık.ama istanbulda olmadığı için bizde öncelikle yemek yemeye Sultanahmet Köftecisine gittik.


burası herdaim tıklım tıkış bi yer.ve dolayısıyla hizmet kalitesi oldukça düşük.garsonlar mutsuz ve asık suratlı ve aşırı telaşlılar.daha masaya otururken köfte yaptırıorum die lafa girdi zaten en başında.ewt köfte yicez başka bişi varmıki zaten burda:)





serviste ona keza.herşey ezbere yapılıo.köfteler lezzetli ama bu lezzette bi köfteyi heryerde yiyebilir insan.mesela bizim Bursada Zeynel de yediğimiz köfteler muhteşemdi.servis çatalları ve bıçakları yumuşacık köfteleri bile kesemicek kadar körelmiş ve üstlerinde yaşamın tüm izleri mevcut.çatallar bıçaklar çizik içinde çok yıpranmışlar.sevgilimede dedim.buranın sahibi burdan çok fazla para kazanıo ve nasıl olsa böle gidio diye şu çatalları bıçakları değiştirmeye tenezzül bile etmio.neden bu zihniyet bilmiorum.çok az müşterisi olan ve hiçte meşhur olmayan mekanlarda bile bunlardan binkat güzel servislere rastlayabilirken bukadar meşhur olan biyerde böle bişeyle karşılaşmak bence üzücü.

zaten bizde hızlıca yiyip üstüne helvamızıda yedikten sonra Sultanahmet camiisinin







sevgilim beni her daim mutlu eden ve bunun için uğraş veren birisi.bende en az onun kadar gözünün içine bakıorum.güzel adımlar bu attıklarımız ve herşey Allaha şükür iyi gidio bi aksiliğimiz olmadı hiç şu güne kadar.umarımda olmaz ve hep bu denli severiz ve sayarız birbirmizi...





pazar günü 9 gibi uyanıp şahane bi pazar kahvaltısı hazırladım annemle babama.beraber yedik içtik.babam ve arkadaşı kurban işini halletmek için dışarı çıkıcaktı.önce annemle babama hediye almak adına başka bi plan yapmıştık ama teyzemin ille buraya gelin beraber bi alışveriş merkezine gidelim demesiyle bizde babamın arabasına atladık beraber gittik.teyzemlerde verdiğimiz türk kahvesi molası sonrasında gittiğimiz alışveriş merkezinde babama Yeşil Kunduradan güzel bi siyah bot aldım ki çok içime sindi.normalde daha doğumgününe var ama ben şimdiden almak istedim.yılbaşı ve söz heycanı fln derken sıkışmıyım istedim.çokda iyi ettim buraya gelmekle.hem benim hem annemin içinde sindi aldığım hediye.Kotondanda kendime bi elbise aldım yine.adet edinmiş gibi nezaman kotona girsem illaki kendime bi elbise alıp çıkıorum.hastalık gibi oldu:) yine aldım bitane annemin bıdı bıdılarını dinleye dinleye.habire kıyafet almamdan şikayetçi ve dolabımın bi gün yıkılacağını iddia edip duruo:) eh pekde haksız sayılmaz hani...

işimizi hallettikten sonra kuaförden almış olduğum randevuyu unutarak annemle teyzeme hadi gelin size kahve ısmarlıyım dedimki aklıma geldi.apar topar kuaföre gittim.bayram üzeri işlerimi hallettim.amelyacığımında pazar olması sebebiyle çok müşterisi yoktu rahat rahat hallettik işlerimizide.bana badem yağını önerdi kaşlarıma sürmem için.denicem bakalım.

kuaförden sonra babamla annemin yanına yani teyzemlere gittim.bi aile yemeği yedik hep birlikte.menümüzde arnavut ciğeri,el eriştesi,yoğurt çorbası,salata ve hünkar beğendi vardı.afiyetle yedik içtik.

yemek ve çay faslından sonra eve döndük.dışarının çok soğuk olması sebebiyle arabadan apartmana koşar adım gelirken aklımda sıcak ev hayalleri vardı.ama ben kapıdan çıkarken üstüme vazifeymiş gibi termostat ayarını yanlışlıkla 8 dereceye indirdiğim için hayallerim sadece hayal olarak kaldı maalesef.buzz gibi bi eve girdik benim yüzümden.dolayısıyla banyo yaparkende, yapmazkende, uyurkende, uyanırkende hep üşüdüm.hatta öyleki hala üşüorum:)

sabah zor bela kalktım nihayet ısınmış olan yatağımdan.buzz gibi havaya çıkınca gözlerimden yaşlar boşaldı bisüre.allahtan makyaj yapmadım yoksa tümden akıp gidicekti yüzümden aşağı.işe geldim güç bela bi de ne göreyim:şirkettede elektrikler kesik.dolayısıyla doğalgaz ve klimada çalışmıo.bu soğukta olabilicek daha kötü bi durum varmı acaba.1 saat sonra geldi elektrikler ama içim dışım hala buzz gibiydi.öğlene kadar montumla oturdum.çinden yazan bazı müşteriler havanın nasıl olduğunu sorduklarında onlara kısaca montumla oturuorum die cvp verdim.onlarda gülümseyerek soğuk galiba orası dediler.:)

galiba değil soğuk burası anam babam yaaa.böyle işte.zeynepciğiminde bugün sınavı var erken çıktı.koskoca şirkette bir başımayım yönetim katında ve bayadır durmadan yazıorum.ama artık noktalama zamanı geldi.

sıcak bi çay geldi bunları yazarken.bikaç fırtta bitirdim onuda ama biraz daha iyiyim şimdi.umarım bisonraki yazım güneşli bi güne bakar...
iyi haftalar.