









yazıyı yazıpta onaylarken çok sevdiğim iş arkadaşım zeynebin geçen gün sabah elinde getirdiği o koca çiçek buketindeki lilyumumdan iki yaprak kendini aşağı attı.anlamsız belki ama nedense onu öle düşerken görünce birdenbire üzülüverdim şimdi.:(
kısaca haftasonumuzuda hemen yazmalıyım gelecek günlerde hatırlamak adına;
efenim haftasonumuz aile saadeti içerisinde, sevgi yumağı vaziyetinde bol yemekli ve neşeli geçti.
cumartesi günü herzamanki gibi sevgilimle buluştuk ve nişanımızın yapıldığı yere resimlerimizi almaya gittik.anlaşmamız dahilinde 40 adet resmimizi albüm haline getirilmiş vaziyette aldık alamasınada resimlerin arkalarına koydukları fonlar berbat ötesi.hatta okadar varoşsal bişi ki oturduğumuz yerde bakıp bakıp gülmekten kırıldık.kalbin içinden geçen oklarmı dersin,koca bir gülün arakasına gizlenmiş fotoğrafmı dersin, yada en ama en favorimiz olan sevgilim eğilmiş elimi tutarak poz verirken arkamızdaki aynaya yerleştirilmiş benim hayalete bezneyen resmimizmi...
okadar amatörce çalışmışlarki anlatamam,baktıkça güldük,güldükçe baktık.dün yapabildiğim kadar pc deki bi programla rötuşladım hepsini,daha bi adama benzediler.hayır kendi halinde bıraksaydı ya resimlerimizi. bu abidik gubidik şeylerle süslemek niye.
neyse ordan çıkıp stüdyo fotoğrafçımıza gittik.asıl şahane olucak resimlerimiz için seçim yapmaya.fotoğrafları çekilirken baya bi kasılsakta güzel pozlar yakalamış yinede.20tane fotoğraf seçtik bize verdiği listeden.henüz photoshoptan geçmemiş çıplak halleri bile güzeldi.iş bittikten sonra baya bi güzel olucağa benziyor.
zaten güzel olmamasına imkan yok.zira 26 adet fotoğraf,bir adet büyük boy çerçeveli foto ve içinde resimlerimizin olduğu cd nin maliyeti 375 ytl.
bundan sonraki hayatımda fotığrafçı olarak köşeyi dönmeyi düşünmeye başladım doğrusu:)
sonrasında sahildeki Atatürk Evini gezdik birlikte.
burası Atatürkün Selanikteki evinin birebir örneği.onun dışında hiçbi yaşanmışlık yok.sadece temsili.içeri 10ar kişilik gruplar halinde bir öğretmen eşliğinde girdik. o bize anlattı, bizde dinler gibi yaparak evi gezdik.
evde Atatürk'e gerçekten ait olan yegane şey duvarda asılı olan kendi el yazısıyla yazdığı vekaletname.onun dışındaki herşey semt halkı tarafından bağış usulüyle oluşturulmuş eşyalar...
kültür turumuzdan sonra sahilde kısa bi tur atarken bişiler yemek için bi kafeye girdik.sevgilime söylemesemde ve sonradan farketmiş olsamda burası benim uzun zamandır gitmeyi arzu ettiğim yerlerden biri çıktı.
şöyleki;geçen gün kankime telefon açıp dedimki;arkadaşım bigün haftaiçi işe gitmeyip şöle boydan camları olan ve manzarası denize bakan biyerde oturmak, kahve içip sohbet etmek istiyorum dedim.
sahildeki mekandan içeriye girip geniş koltuklara oturduğumuzda,denize ve ambarlı limanına doğru kah giden, kah sırasını bekleyen gemilere bakarken içim huzurla doldu,çünkü dileğim olmuştu.
boydan boya camlarla kaplı,önü kesilmez bu uçsuz bucaksız denize bakarken ilk önce keşke dedim başka bişey dileseymişim eşref zamanıymış bak işte oldu,ama sonrasındada düşündümki böle bi huzurun insana getirisi oldukça fazladır, daha fazlasını istemem...yanımda sevdiğim varken ,başımı omzuna huzurla koyabiliosam,mutluysak,huzurluysak...daha ne olsunki daha ne isteyebilirmki...
ve pazar...pazar günü sevgilim,annesi ve ananesi bize sabah kavaltısına geldiler.özenli hazırlanmış güzel bi kahvaltı sofrası için bi gün önceden ben tahinli çörek yaptım, annemde yumuşacık poğaçalar,ve çeşitli kahvaltılıklar...
bol sohbetli uzun bi kahvaltı yaptık nişan sohbeti eşliğinde.kahvelerimizide içtikten sonra hep birlikte bu sefer benim ananeme gittik,ananeleri kaynaştırmak için.çokda iyi anlaştılar doğrusu.ananemde birsürü hazırlık yapmış.börekler, dolmalar, salatalar....akşam üstüne doğru yine bi masa kuruldu, yendi, içildi. bu esnada diğer akrabalarımızda eşlik ettiler bize.teyzemler,yengemler gibi...biz arada bahçeye kaçtık sevgilimle.kalabalık aile ortamlarına alışık olmadığı için sıkılabilme ihtimaline ve sigara molasına ihtiyaç duyabiliceğinden aralarda molalar verdik birlikte.bahçede o sigarasını içerken bende resim çektim...
ve en son onları evine bırakıp bizde kendi evimize döndük.ben baya bi yoruldum tabiiki bu zaman zarfında.evde, ananede masa hazırlamak, toplamak, çay servisi fln yaptım habire onca kişiye...dolayısıyla yoruldum.




güzel bir gün....bende tam kendimi kandırmak üzereydim aa işte bahar geldi ohh ne ala diye.ama sabah dışarı çıktığımda anladım acı gerçeği hava buzz ve benim gibi zürafanın düşkünü beyaz giyer kış günü... trençkotumla çıktım dışarı.allahtan içimde kazak var da donmadan işe gelebildim.az öncede milliyette okudum haftasonu dahada buzz havalar misafirliğimize geliomuş.hemde yatıya :s
(resim ayseyaman.blogcu.com 'a aittir)
geçen pazar günü anne kız kendimize film günü ilan ettik.arka arkaya 2 film izledik ki bunlardan biri KIZARMIŞ YEŞİL DOMATESLER idi diğeride adı kapağı olmayan cadılı büyülü bi film.
KIZARMIŞ YEŞİL DOMATESLER
aslında tamda aile bağları arkadaşlık dostluk vefakarlıkla alakalı izlenilmesi gereken hatta tam anne kız formatında bi film.
hele kadının TOVANDAAAAAAAAAAAAA die bağırışı hiç aklımdan gitmio.:) filmde yaşlı bi kadın eski anılarını başka bi kadına anlatırken eskiden sahip oldukları kafede yaptıkları bu yiyeceği anlatıo.okadar canım çektiki arayıp duruyorum.kırk yılın turşuluk domateslerine bakıyorum şimdi pazarlarda.ve uygun bi tarif bulup yapmayı hayal ediyorum.
nişan tarihini kaba taslak kararlaştırdık ama bi parça keyfim kaçık bununla ilgili.aslında keyfimiz kaçık desem daha doğru.
sevgilimin eniştesi beyin tümöründen dolayı rahatsız.bi sene kadar önce ikinci ameliyatını oldu ve 6 ayı çıkaramaz diyen doktorlara inat bir senedir yaşıodu.ve çok hızlı üreyen bi tümör olmasına rağmen hiç bi büyüme göstermidu ki bu sevindiriciydi.fakat bir ay kadar önce ciddi bi nöbet geçirmesinden sonraki yapılan tahlillerinde bir ay önce ilerleme olmayan tümör, beyinde tam 7 yere metastaz yapmış.durumu kötü...kendi başına hareket edemio ve allah bilir ama çok uzun ömür biçemio doktorlar.yani onlara bakılırsa bi iki aylık ömrü var:( bu onların ailesini üzdüğü gibi benide üzüo dolayısıyla.sonuçta bu bi nişan merasimi olucak ve özendiğim bişeydi ama bu şartlarda çokda hevesim kalmadı açıkcası.çünkü ailede bi hüzünlü durum hakim haklı olarak.
yinede hayat devam edio dioruz ve planlarımıza ara vermeden devam etmek durumundayız.
yapıcağımız mekanı az çok kafamda okeyledim.yemekli bi nişan yapıcaz.aslında benim gibi hayalleri olan biri daha şaşahalı bişeyler düşünmeliydi ama bu sebeplerden dolayı çok daha mütevazi bi yere karar kıldık.15 mart'ı düşünüoruz vakit olarakta...bakalım hayırlısı...
bu arada nişan elbisemide bir tesadüf eseri olarak almış bulunmaktayım.
sevgilimle 2 hafta önce Capacity de gezerken Network ün önünden geçiodukki mankenin üzerinde bi elbise gördüm. ama hiç aklımda NETWORK ten elbise almak fln yoktu.ben daha abiye çalışan yerlere bakınıp duruodum doğrusu bu elbise için.neyse içeri girip o elbiseye ve diğerlerine bakınca bikaç alternatif çıktı ortaya.2 tane elbiseyi beğendim ama bu işi annemle yaparsam daha iyi olur diye düşünerek aklım elbiselerde çıktık ordan. tam bi kaç adım yürüdkki sevgilime dönüp ben o elbiseleri denemek istiorum çok beğendim dedim.içeriye girdik asıl beğendiğim elbiseyi giydiğimde çok güzel olmasına rağmen oldukça açıktı.yani sırt kısmı nerdeyse kuyruk sokumuma kadar geliodu bende ondan vzgeçip daha az önemsediğim diğer alternatifi giydim ki aman allahım okadar güzel durduki üstümde....hatta nerdeyse kumaşı üstüme koyup dikmişler gibi okadar benim vücuduma oturdu.petrol mavisiyle küf yeşili arası enteresan bi rengi var.kumaşı ipek saten ve güzel bi kuyruğu var elbisenin.okadar beğenince annemi arayıp yinede fikrini aldım ve hemen akabinindede satın aldım.
çok ani oldu ama okadar beğenerek aldımki bu kooskocaman yüktende şans eseri kurtulmuş oldum:)
şimdide güzel sıcak bi kahveyle öğle yemeğimizde verilicek olan pastamdan bi dilim aldım.hazır çinlilerde spring festivallerini kutlarken bende 15 günlük işyerinde dinlenme sürecine girmişken biraz keyif yapıyım:)
ayrıca garsondan sigara isteiğimde zaten yakında heryerde yasaklanıcağınıda bildirmeyi ihmal etmedi.kızıyorum bu olaya ki bırakmaya çalışan biri olarak kızıyorum.sonuçta artık hemen hemen heryerde sigarasız bölüm var ve en güzel yerler onlara ayrılıyo.2,planda bırakılan insan muamelesi görürken ve mekanların en kıytırık yerleri sigara içenlere ayrılırken ve sigara içenler bunada razıyken yani ses etmezken şimdide başbakan efendi kendisi sigara kullanmıo die heryerde içilmeyi yasaklıo.hatta açık alanlarda bile.hatta mekanında sigaralı bölüm ayıranlarada ceza geliomuş.iyide ONA NE!!!
sağlığımıız bukadar düşünüyosa; insanlar önce geçim sıkıntısından,stresten,aysonunu nasıl getiricem derdinden,işsizlikten ,trafikten ölücek sigaradan değil..zaten bu bir kısır döngü diilmi.insalar strese boğuldukça sigara mikatarını artırıyomu?refah düzeyni artırmayı neden düşünmüo acaba bu bay...

bu park önceki gelişimde ki sanırım ozamanlar yeni açılmıştı, daha bakımlıydı.bu seneler önceydi yaklaşık 7 sene önce fln.aslında parkın asıl amaçlarından biride manzarasının yanında çeşitli, değişik bitkilerin özenle büyütülmesi ve bakımın sağlanmasıydı ki her bitkinin yanında ismi cinsi ve özelliği yazardı.şimdi girişe koydukları büyük bir tabelaya yazmışlar içerde bulunan bitkileri ve özellikleri yazmıo.dahası orda yazan bitkilerin bikaç tanesini bile göremedik sanki küçük bodur ağaçlarla bolca çimenlik var gibi geldi bize.
burası büyük bi yer ve kod farkları mevcut.aşağıya doğru uzanan bi yolu var.bi tane göleti ve göletin üzerindede asma köprüsü var.kulübe tipi banklarıda sevdiğinizle oturup bu eşsiz manzaraya dalıp gidebilmeniz için tahsis edilmiş yerlerden biri.
havada şansımıza bu güzel gezi için çok güzeldi.tabiiki tepede biyerde olmamızdan dolayı baya bi esintili.şayet hava bozuk olsaydı burayı gezmek baya bi zor olucaktı.
ayrıca bu mekana özgü 2 şey daha var bilinmesi gereken.bunlardan biri eski türk filmlerine mekan, şarkılarada isim olan O AĞACIN ALTI adlı yer.eskiden bi araştırma yapmıştım burasımı diilmi diye.biçok kişiden teyit almıştım doğru yer olduğuna dair.zira O Ağacı da gördükten sonra şüphem kalmamıştı.
işte aşağıda O AĞACIN ALTI....

burası bulunduğumuz yere çok yakın olmadığından fotoğraf makinemi sonuna kadar zumlamak zorunda kaldım.aynı filmlerdeki gibi etrafı hala boş ve çevresi yayla görünümünde.tek farkı yeşillikten ziyade çorak toprakların olması.ama bu haliyle bile oldukça nostaljik:)
ve yine ağacın tam karşısına düşen meşhur Fatih Sultan Mehmet ağacına bakmaya gittik.yine önceki gelişimde hava kararmaya başladığı için daha net anlaşılıodu.gün ışığında ve hava bukadar aydınlıkken anlamak zorda olsa mutlaka gidilip bu ağaca hava kararırken bakılmasını öneriorum.
(resim başka yerde bulamadığım ve fotoğrafını çekmeyi unuttuğum için www.hafif.org tan alınmıştır)
bu ağacın tam olarak tasviri şaha kalkmış atıyla başında kavuğu bulunan fatih sultan mehmetin bi zamanlar bu tepede aynen bu ağacın olduğu yerdeki hareketiyle ilintilidir.aslında bu durum doğa üstü bir olaydır.görenleri hayretler içinde bırakır.
ayrıca ağacın bulunduğu yerin etrafı başka bir kafe restaurant tarafında korumaya alınarak işletilmektedir.buradada brunch hizmetleri mevcut. daha önceden yediğim için lezzeti konusundada tavsiye edebileceğim yerlerden biri.
tüm bu mekanların bulunduğu yer tam olarak Kavacık.ama aradaki yokuştan aşağı indiğinizde vardığınız yer Anadolu Hisarı.bizde yokuş aşağı sahile inip ordan geri dönüşe geçtik.dönüşte Ömür Plazada bulunan Teknosada dijital makinemizdeki söz fotoğraflarımızı bastırdık ilk defa.çok güzel bi sistemleri var.ya makineni getiriosun yada resimleri cd ye veyahut f-disc e atıosun ordaki makineden neyle iletim yapıcağını seçiosun.biz f disc ten seçicektik.taktık makineye.ekrandaki menü son derece basit.tüm resimler çıkıo.istediklerine birer tik atıosun ve tamam dediğinde seçtiğin fotoğraflar ilgili kişinin bilgisayarına gidio.
basımı,kağıt kalitesi çok güzel ve fiyatıda uygun.bir adet 13*18 lik fotoğraf ki buda A 4 ün yarısı yani A5 eder 50 kuruşa yapılıo.
biz çok beğendik.işte bitaneside burda o beğendiklerimizden.
tabii ben biraz bununla yeni indirdiğim bi resim programıyla oynadım ama baskı kalitesi süperdi bence.sevgililer günü için aldığım hediyenin(deri evrak çanta) yanında bize ait bir best of albümünü bastırtıp şık bi albümle yanında hediye etmek istiorum.
şimdilik bu kadar....









bugü 26 kasım.yani doğumgünüm.ama ben 24ü de dahil olmak üzere 3gündür dördüncü pastamı kesiorum ve hergün yeni hediyeler alıyorum.şimdiye kadar kutladığım en uzun doğumgünü bu olsa gerek:)




