14 Eylül 2007 Cuma


öncelikle herkesin ramazan'ı hayırlı olsun.Allah herkesin dualarını kabul eder inşallah ve günahlarımızıda bağışlar.cennetin kapılarının sonuna kadar açıldığı, cehennem kapılarının kapanıp şeytanların zincire vurulduğu bu ayda herkesin hakkında hayırlı olmasını temenni ederim.

sanırım niyetli olmanın verdiği rehavetle birlikte üstümde bi sakinlik ,bi hüzün,bi özlem vardı.uyudum uyandım üstümdenb attım çok şükür ama dün aya bi kendime dönük geçti işte zaman.

ramazanın hikmetinden olsa gerek ne acıktım ne susadım ne baş ağrısı ne sigara içme isteği.nötr bi halde geçip gitti zaman.patronumuzda bu sene her senenin aksine(her sene biz teklif sunardık ve baya bi uğraşırdık çıkışımızı erken vakite çekmek için) yarım saat daha erken çıkarttı bizi.zaten kış saati programına geçiceğimiz için artık bundan sonra saat 6 da çıkıcaz.

çalıştığım şirkette bazı özel durumlar vardı.patronlarımızdan birini ve 2 pazarlamacımızı bazı sebeplerden dolayı 24 saat boyunca gözaltında tuttular.mahkemelerden uzun süreli cezalardan dönüldü ve çok şükürki yüzlerini birdaha görmek nasip oldu bizlerede.ne kadar kızarsak kızalım sonuçta çalışma arkadaşlarımızdı ikisi diğeride ekmeğini yediğimiz insan.oldukça demorolize olduk 2 gün boyunca ama çok şükür bitti.

dün çok fazla bişey yiyemedim daha doğrusu yemek istemedim.bi kase mantar çorbası biraz döner ve pilav.annem güllaç yapmış ama biraz fazla yaptığı için isteadiği gibi olmamış süt ölçüleri tutmamış.ramazanda bi açgözlülük ve hiçbişey yetmicekmiş gibi ruh hali mevcut oluo biliosunuz.sanırım bundan dolayı biraz yanılmış.yoksa nefis güllaç yapar.canı sağolsun...

sonbahar geldi ya şimdi.şu aralar hem hüzünlü hem mutlu olabiliorum çokça.yağmur yağsın istiorum içimdekilerle birlikte akıp gitsin istiorum.ve seyretmek istiorum kahve dumanımın ardından.
çarşamba günü sabah çok güzeldi yaz gibiydi hava ama akşama doğru kapadı kapadı ve ciddi soğudu,, üstüne üstlük bi de yağmur yağdı.üstümde siyah keten bi elbise vardı ayağımda topuklu açık ayakkabılar allahtan nolur nolmaz die keten ceketimi almıştım, yanımada ordan yırttım.sevgilimle buluştuk o gün.gloriaya gidip cam kenarında bi masaya geçtik.keyfim çokça yerindeydi.gözümün önünde görmekten en çok haz aldığım adam, masamda mocha'm ve değişik bi tercih ile sakızlı cheescake'im.
sevgilimde geçenlerde starbucks ta yemiş cheesecake daha sert ve daha lezzetliydi dedi.sanırım şu fırına verilen cake lerdendi.ve onların lezzetinin daha iyi olduğunu düşündüm.çünkü bazen mesela son yediğim sakızlısı gibi cheesecake çok peynir peynir gibi kokabilio.belkide kullandıkları peynir cinsindendir bilmiorum ama sakız tadıyla bütünleşince iyice negatif bi tad olmuştu.sevmedik ama tatlı niyetine yedik.eve gidene kadarda ağzımda damla sakızı tadı kaldı çok güzeldi bu kısmı:)

sinemalara bakıorum bi yandan diğer yandan iftarlık yerlere.baya bi uçmuş fiyatlar.iki kişi güzel bi yerde iftar açmak en aşağı 100 ytl.şirketten bi arkadaş bizi iftara götürmek istio ve yeri bizim belirlememizi istedi.ama uygun bişeyler aradıkça dahada pahalılaşıo.insan kendi ödicek olsa çokda önemsemicek ama başkasının ısmarlıyacağı yemek için durup düşünmek zorunda kalıo.bi de fix menüler var şimdi ki çok moda.açık büfe yazmış.sanki ramazanda çok yeniliomuş gibi.açıkcası ben tıkanıp kalıorum ve iki yemek arası mola vermem gerekio kendime gelebilmem için.en fazla ne yenilebilirki insanları fix menü zihniyetine köle ediolar.hem ben kendi menümü kendim seçmek istiorum hakkım diilmi?
sinemalar deseniz birbirinden korkunç filmler mevcut.sabah gazeteleri okurken milliyetin sinema bölümünde biçok tane fragman izledim hepsi çok kötü ama çoook.bilmioruz yani haftasonu napıcağımızı...bakalım...
akşam bisiklete binerken tv karşısında elimde kitabım bi yandanda gözüm tv de.Esaretin Bedeline rastladım kanal1 de.ne güzel filmmiş ve özgürlük ne denli bukadar ehemmiyetliymiş bi kez daha anladım.şirkette dönen olayda çocuklar mahkemeye çıkmadan önce bizi aradılar helallik almak yada kendilerince son kez sesimizi duyabilmek için.sesleri okadar üzgündüki.araya nüfuslu insanlar girmeseydi onlarda bugün içerde özgürlüklerini arıo olucaklardı.hemde haksız yere haklıyken haksız duruma düşürdükleri için kendilerini.
biraz içlendim işte izlerken özgür olduğumuz için çok şükrettim ve hepimizin sahip olduğu bu şey için bazılarının ciddi bedeller ödemek zorunda bırakıldığını düşündüm ki örnekleri çok yakınımızda.
**************************************
mustafa hakkında herşeyi izledim dün.mustafa adlı şahısın hakkındaki herşeyi iyice anlatmış yönetmende, yazarda.ki yönetmen Abdullah Oğuz,yazan türk film ve dizilerinin vazgeçilmez ismi Çağan Irmak


film anlatmak istediği herşeyi, vermek istediği tüm ayrıntıları verio.babası tarafından terkedilen ve annesinin babasının adına oğluna yazdığı mektuplara rağmen asla geri dönmeyeceğini bilio.hasta bi abisi var özürlü ve yardıma,bakıma muhtaç bi çocuk. babası terkettikten sonra bigün annesi pazara gidince mustafa abisini yastıkla boğarak öldürür ve bu dakikadan itibaren travması, aksiliği,hırçınlığı sonsuza fek devam edicektir.
mutlu bi eviliği,ilkokula giden bi çocuğu,lüks bi yaşamları ve iyi bi işi vardır mustafanın.dışardan bakıldığında biribirini çok seven çift var karşımızda.tipik mutlu aile kavramı.ama bigün karısı mustafayı arayıp yolda olduğunu ve akşama napıcaklarını konuşurlar ve teli kapadıktan sonra trafik kazası geçirerek ölüo.mustafaya ağır gelen karısının ölümünün dışında kazayı yaparken yanında bi başka adamın olması ve kilyos yolundan dönüo olmaları.
haytının koca bi yalan üzerine kurulduğunu düşünmesi,sevildiğini zannaedip aslında aldatıldığıanı anlaması gerçeği üzerine yaralı olan bu adamı(nejat işler) kaçırarak bi eve kapatır ve onu yavaş yavaş öldürmeyi planlar.

çok uzatmadan geçmeliyimki filmin sonunda nejat için bi mezar kazar ve onu önüne getirir bi kurşun mesafesi uzaklığındadırlar.
fakat son anda mustafa adamı bağışlar.karısı nejatın anlattığı hikayeye göre asıl suçlu olandır,mustafanınki ise sadece hazımsızlık.kadın bi gün alışverişten dönerken nejatın taksisine biner ve ağlamaya başlar.ve taksideki yolculuk boyunca aralarında anlamsız gereksiz bi yakınlık oluşur.taksiyi ormanın kenarında camdan ayağı çıkmış sevişir pozisyonda görürüz.başak köklükaya hiç tanımadığı bu taksiciyle sevişmektedir.

olayları dinledikten sonra mustafa adamı öldürmekten vazgeçer ve annesine sığınır ve ona sorar.asla yapamıyacağını düşündüğü şeyi annesinin nasıl yapabildiğini anlamaya çalışır.çünkü annesi özürlü oğlunu mustafanın öldürdüğünü bildiği halde onu affetmiş ve asla böyle bişey varmış gibi davranmamıştır.o an'a kadar annesinden uzak olan mustafa belkide bundan sonra dahada yakınlaşıcaktır.
mustafa hakkında herşey mevcuttur filmde.ben beğendim açıkcası ama kadının aldatmasını haklı gösteren çokda fazla elle tutulur bi sebep yoktu bence.mutlular seviolar ve aşıkllar birbirlerine ki kaza yaptıkları gün bu yasak ilşkiyi kocamı seviyorum dierek bitirdikleri gündür.madem kocasını sevmektedir neden bunu yapmıştır.belirsiz...ama yine de güzeldi bence.
ha bu arada yaprak dökümü adlı dizide bi zahmet şu fikreti biri sallasın ve kendine getirsin.bu dakad pasif davranamaz bi insan.söyliceklerim bukadar....
görüşmek dileğiyle...

3 yorum:

Karavelli dedi ki...

Kız allah iyiliğini versin. BAz gelmiş biraz daha yazaydın. :)Diyanet işleri bakanlığı gibi ramazan mesajıyla başlamış, arada starbucks,hava durumu, şirket halleri,adli durumlar,en sonda türk sinemasıyla yazıyı bitirmiş.:))Senle aynı kahveyi seviyomuşuz bu arada. Ama şu çizkeyklerin fiyatlarına bi çare bulsunlar. en son bi dilim keki 4.50 ytlye satıyolardı. Ben o paraya bi tepsi kek yaparım. Bu filmide seyrettim. Eskiler hariç türk filmlerini pek beğenmem ama bu harbiden güzel bi filmdi. Ayol başka ne vardı? öyle uzun yazmışın ki. neye değineceğimi şaşırdım. Bu arada sen 27 oldun diye depresyona gireceksen, ben 30'u geçtim diye gidip kendimi boğaz köprüsünden atayım şekerim. 3 yılın var daha depresyona. şimdi sefasını sür. sonra bi tuhaf oluyon zati. ayyy doğumgünüm geldi yine. hıçkırıkk :'(

piqi dedi ki...

hıçkırığa bayıldım:'(

Karavelli dedi ki...

Heyyyyttt. Bi tabak kısır yidim az önce.
Kısır hakkında herbişi anlatabilirim şimdi. Mustafa da nemiş .:)