28 Haziran 2007 Perşembe

filmler

bu hafta 2 güzel film seyrettim.her ikiside dvd olduğu ve uzun sürdüğü için yarımşar yarımşar toplamda 4 günde seyredebildim.ee malum ben yoğun biriyim:)

bunlardan biri:

johnny(al pacino) sahtecilik yüzünden yattığı hapishaneden çıkar.18 ay boyunca yaptığı mesleği devam ettirmek için karşısına ilk çıkan restauranta başvurur.burası frankie'nin yıllardır çalıştığı artık bir aile gibi olduğu yerdir.çalışanlara çok çabuk kendini sevdiren ve frankie yi de gözden kaçırmayan johnny ilk önce frankie'nin arkadaşıyla tamamen cinsel ihtiyaçlar dahilinde yatar ve hemen sonrasında ondanda karşılığını gördüğü frankie 'ye yaklaşır.

frankie (michelle pfeiffer)ise daha öncekinden ağır olmakla birlikte tüm ilşkilerinden yara almış bıkkın, bezgin, mutsuz ve depresif bi tablo çizmektedir.fakat herşeye kadir olan aşk onunda johnny'nin çook büyük katkılarıyla duvarlarını yıkar.

başlarda her an biticekmiş gibi duran ilişki zamanla bağımlılığa dönüşür ve aslında taa başından beri frankie'nin neden bukadar depresif olduğunu filmin sonlarına doğru sevgilisine itiraf ederken anlıyoruz.

eski sevgilisi tarafından hamileyken dövülerek çocuğunu düşürmesine sebebiyet vermesi ve başından ciddi bi darbe alarak yaralanmasıyla birlikte oluşan travma hiçbizaman geçmemiş,frankie 'nin güvensiz bi kişilik haline gelmesine neden olmuştur.


lakin filmde aşka olan inancınızı asla yitirmemeniz gerektiğini öğreniosunuz.

en son sahnelerinden birinde uzunca bi süre konuşa konuşa diş fırçalıo her ikiside.bu seramoniyi okadar uzatıolarki mideniz bulanmadan edemiosunuz....:)

genel itibariyle çok muhteşem olmasada oyuncularından dolayı izlenmesi ve seyredilmişler kervanına katılması gerekmektedir.



bir diğer filmimiz ise:

Daha önce yine burada bahsettiğim YAY filminin ve diğer Boş Ev, Fedakar Kız gibi filmlerininde yönetmeni olan bu filmiyle birlikte toplamda 13 film çekmiş olan Kim-ki Duk'un Z AMAN adlı filmi.
aslında çağımızın en mutluluk!!! verici tabiri caiz se zamanı durduran yaşlanmayı geciktiren ve hatta hiç olmamış gibi yaşamamıza yarayan estetik olayının tam göbeğine parmak basan bi film ZAMAN.
çok sevdiği adamın garson kızdan hoşlandığına inanan ve kendisini sevmesi için bir dizi estetik ameliyatıyla kendince dahada güzelleşen ve başka bi kişi olan kız eski sevgilisine kendini yeniden sevdirmeye çalışırken aslında çok fazla yanıldığını anlıyor.
sevginin fiziksel bişi olmadığını,fizik değişsede ruha bağımlı kaldığını,estetiğin hiçbirşey kazandırmadığı ve de aksi gibi kaybettirdiğini anlatan estetikli yaşamlar silsilesi üzerine kuruludur.
nitekim sevgilisini elde etmek isterken daha çok kaybettiğini anladığında iş işten geçer.adam ise kızın eski sevgilisi olduğunu ve yıllarını onu arayarak geçirdiği için estetik ameliyatla yüzünü değiştirmesine çok kızar aynı kliniğin aynı doktoruna gidip bi estetik ameliyatta o yaptırır.artık her ikiside birbirini arayan ama bulamayan aynı bedende farklı kişilerdir.
kız sevgilisini bulmak için bisürü kişiyle kahve içer,yemek yer, hatta evlerine dahi gidip son anda tecavüzden bile kurtulur.
eski sevgilisinin neye benzediğini bilmediği için her yanılgısında daha bi çöker ve paranoyaklığa kadar giden bi haleti ruhiyeye sahip olur.
son buluştuğu adamın eski aşkı olduğuna kendini inandırarak evine gittiğinde adamın taciziyle karşılaşınca kaçmak isterken aniden kapı çalar.taciz eden adam bi şekilde kim tarafından olduğu bilinmez bi biçimde kendi kapısının önünde dayak yer.bunu gören kız onu kurtarmaya sevgilisinin geldiğini anlar ve peşinden koşarak gider.
metro istasyonundaki bi çıldırma anından sonra sevgilisini gören ve onu yakalamaya çalışırken kızdan kaçmak isteyen adam bi kaza geçirerek arabanın altında kanlar içinde can vermiş olarak kalır.bunu görünce dahada çıldıran kız kendisini izleyen kalabalığın arasından estetik yaptırdığı yerin kapısını görür ve soluğu yine orada alır.tabiiki eski haline dönmek için. fakat herşey için artık çok geçtir.
küçük bi bütçeyle çekilmiş ama başarılı bir kim- ki duk filmi.estetik kaygılarımıza damgayı vurucak cinstende etkileyici.hele hele içinde aşkta varsa...