29 Kasım 2007 Perşembe

HABLE CON ELLA

bir adam nasıl bukadar güzel kadın filmi çekebilir.???
yorum yok.
yine ruhumu derinden etkileyen hiç bitmesini istemediğim bir ALMODOVAR filmi:
KONUŞ ONUNLA

kadın ruhundan bukadar iyi anlayan bi adamın bukadar anlamaz görünmesi enteresan aslında.yani tipiyle yaptıkları uymayan bi adam Pedro Almodovar


ama tabiiki bu çok saçma.sanat sözkonusu olduğunda sanatçıların tipleri bizi ilgilendirmez elbette ama ben hani kadın ruhundan anlıo ve habire o çok sevdiği yaratıklarla alakalı filmler çekio ya.işte buna bayılıorum.
zaten Pedronun bi kanka muhabbeti halide var.illaki filmlerinde daha öncekilerde oynattığı aktristlerden bitanesini oynatır.siz de ailevi bi hal sezerek aaa bu şu kadın yada aa bu geçen izlediğim filmdeki adam diye neşeleniverirsiniz.
bukadar almodovar sevipte neden bukadar geç izledim bu filmi bilmiorum.aslında bu çok severek aldığım bişeyi bisüre giymeye kıyamamam gibi bişi.benim olsun evimde bulunsun,izlenicek filmler arşivimde bulunsun ama sırası var biraz beklesin hali benimkisi.
filmin hakkında konışıyım birazcık:
benigno:bir hastabakıcı,ilerde alicia komadayken onun hastabakıcılığını yapıcak olan ve ona deli gibi aşık olan genç adam
alicia:baleyi hayatının amacı edinmiş,babası psikiyatrist olan ve trafik kazası sonucu 4buçuk yıl komada kalan genç kız.
lydia:çok ünlü,marconun 3aylık sevgilisi ve 6 adet boğayla aynı anda kapışan çılgın bi kadın matador.
marco:başlarda sadece amacı lydia ile röportaj yapmak iken daha sonra ona aşık olan bir gazeteci,daha sonraları benignonun kankası olan genç adam.
kadının ruhundan anlamak için onları dinlemek gerektiğini ısrarla deklare ediyo film.hatta onlar komada bile olsa, sizi duyduklarından emin olamasanız bile onlarla konuşmak gerektiğinden dem vuruo.
marco ve benignonun kaderleri aynı klinikte aynı sebepten dolayı karşılaşır.sonradan çok iyi bir dostluğa açılan bu farklı başlangıç birinin hayatına son verirken bu son buluş diğerine başlangıç kapısı açmaktadır.
ve yoğun olarak algıladığım bişey varki; birisi için gerçekten fedakarlık yapmak istiyosanız mutlaka ona derin bi sevgi hissetmeniz gerekmektedir.aksi halde imkansız olduğuna kanaat getirdim.söz gelimi komadaki eşine insan hiç bıkmadan, usanmadan A dan Z ye herşeyiyle bakabilirmisiniz.


tırnağındaki maniküründen beden temizliğine yada anlamadığı halde güneş görsün diye tıbben ölü kabul edilmiş bir kimseyi bahçeye çıkartıp havalandırmaya kadar.ve dahada önemlisi sizi duyuyomuş gibi onunla herşeyi ama herşeyi konuşabilirmisiniz.hemde hiç umudunuzu kaybetmeden ve mucizlere inanmaktan bi an bile vazgeçmeden.
sağlığımızda sevdiklerimize verdiğimiz sözler, ettiğimiz laflar bu bağlamda aslında çok mühim.senin için ölürüm,sana ömrüm feda,sana bişi olursa o adamı yaşatmam,eğer ayrılırsak asla başkasını sevemem....
okadar kolay söylüyoruzki bu sözleri, okadar hissetmeden çıkıverioki dudaklarımızdan...
sevgi nedemek diye soruo insan kendine bi anda.ve cevaplayıverio kalbim.
sevgi;kayıtsız şartsız, hastalıkta sağlıkta, zenginlikte fakirlikte, hiç yılmadan ve umudunu yitirmeden bir ömür boyu yaşanan en nadide his.ve herşey gibi sevgide emek istio,çaba istio,ilgi alaka istio.
aklıma SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM filmindeki final sahnesi geldi.hani asya diyo ya:
sevgi nedemekti?sevgi emek demekti diye...
bi tarafta çocuğunun babası ama onu terkedip giden,diğer tarafta kan bağı olmayan ama çocuğuna esas babalığı yapan onu seven bağrına basan adam...
ewt sevgi emek demekti dedirtio bizlerede.
işte beni tüm bu düşüncelere iten muhteşem film:
HABLE CON ELLA

2 yorum:

www.edasuner.com dedi ki...

vay be 4 sene önce izlemiştim ömiyede izlettim ama o benim kadar etkilenmedi sıkıldı hatta tek kelime ile kült filmdi sana snow cake ve notebookuda öneririm canım izle

piqi dedi ki...

ewt böyle bi durum var.erkekler pek sevmio bu yönetmenin filmlerini.sanırım içeriğindeki duygusallığı yakalayabilioruz rahatlıkla.onlarsa pek ilgilenmiolar bu konuyla.yazdığın filmlerede bakıcam en müsait zamanımda.önerilerin için tşkler cnmcım