14 Kasım 2007 Çarşamba

çarşambam...

uzunca bi aradan sonra yeniden spora başlamış bulunmaktayım.elbette şu anda dinçlik vermekten ziyade tüm kaslarımı ağrıtan bi işlevi var.ama yakındır kendimi iyi hissediceğim günler.yılmıoruz:)
canımın içiyle buluştum bu akşam.iş çıkışı bakırköy feribotuna gidip karşıladım sevdiğimi.insanın çok sevdiği birisi tarafından karşılanması muhakkak çok güzeldir ama o kişiyi karşılayan içinde bi okadar hoş.çok seviyorum dediğin kişiyi geliceğinden emin bi şekilde beklemek.sabırsızlığın en güzel hali bu olsa gerek.
yine istanbul döktü incilerini akşam akşam.pardesümün üstüne attığım şalı başıma siper yaparak gittim feribota.zaten istanbulda çok ağlamadı.şööle bi döktürdü gitti.
çiçekçiye gidip cumartesi günkü tanışma faslımız için benim istediğim çiçekleri sipariş verdik.bu arada bayada çiçek ismi ve cinsi bilgisine sahip oldum.hatta kendimce sevdiğim çiçekler grubu oluşturdum.
kasablanka veyahut diğer adıyla lilium.bi de gerbela adlı büyük papatyaya benzeyen çiçeği seviomuşum ben,bugün anladım:)a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh8Ioy-NDOayXJm3JZ8VSSxJZd8MAkiQRmBsMFoYYQttBP7dm3zLm4hTsIS-Y1O8YzXRV1shLbFTOkcDsutbgzo1nYJWBiWqCfTim1rW1Me_zuVKD8UASbUtChuQlXyjc4DtF71mV-jWxE/s1600-h/ilk4.jpg">
kasablanka ve beyaz güllerden oluşan bi buket siparişi verdik çiçekçiye cumartesi saat 3te alınmak üzere.

beyazlar içerisinde bi buket gelicek anneme o gün.ve yoğun çukulatalı bi pasta.mmm bi kadının asla hayır diyemeyeceği bi çok şeyden 2si:)
şimdi böyle resimleri koyunca rengarenk oldu sayfam.ne hoş.doğanın bu renkleri insanlarada bulaşsa keşke,hepimiz rengarenk oluversek.

çiçekçilerle haşır neşir olunca insan onların değerinide anlıo.gerçi ben zaten biliodum değerlerini.anneminde bisürü çiçeği var gözü gibi baktığı,sevdiği,hergün konuşup okşadığı meşhur çiçekleri.bende asla bana verilen çiçekleri atmamaya özen gösteririm.mümkün mertebe kurturum olmadı defter arasına koyarım ama illaki bende saklı kalır anısı ve bıraktığı güzel ruh hali.
şunlara bakarmısın yaaa.muhteşemler gerçekten.<

neyse...çiçeğimizi sipariş verdikten sonra içinde kocaman balıkların bulunduğu bi mekana gittik.adıda ocean zaten.boydan boya dev akvaryumlardan oluşmuş bi dekorasyonu var.bizim nasibimize bir adet dev gibi pisi balığıyla tanıyamadığım ama sürekli gözgöze geldiğim levreğe benzeyen ama asla levrek olamıcak bi balık düştü:)
salata yedim tavuklusundan.sevgilminde tavuklu mantarlı krebine sarktım ara ara.evdede çok sevdiğim sebzem beni bekliodu halbuki ama artık yarına kaldı napalım.
dün spordan eve yürürken aç karnına olsa gerek canım öyle bi ıspanak çektiki,önümdeki nefis barbun balığını yerken bile gözümde tütüyodu.anneme söyledim yapsın diye.annelik tabii evlat isterde anne yapmazmı.bugün yemekte ıspanak vardı.babamla yemişler bi güzel bana yarına yemek kaldı artık.
takisyle eve dönerken indiğim sırada parayı şöföre uzattım.şöförde bana 5 kuruşu olmadığını hakkımı helal etmemi istedi.okadar garip hissettimki...bi tarafta oluk oluk para kaçıranlar,diğer tarafta 5 kuruş için helallik isteyenler.kat ve kat helal olsun amcama.allah daha çok versin inşallah.
bugünüde kurtardık bakalım.saat 12 ye gelio.yarına kadar ağrılarımın geçmesini ümit ediorum.bu arada hoca baya bi çılgın.hiç nefes aldırmıo ve acıması yok.bakalım inşallah faydalı olur.
iyi geceler

13 Kasım 2007 Salı

0 DEDİĞİMDE....

cumartesi günü çok fazla olmayan seçenekler arasında farklı bi deneyim olarak gördüğüm filme gittik sevgilimle.



filmin konusu itibariyle farklı gerçektende ve sanırım daha önce hiç denenmemişi denemeye çalışmış yönetmen.çalışmış diyorum çünkü gerçekten iyi işlenicek bi konunun altını iyi beslemediğini düşünorum.film başlarken bayaca umut vaadederken sonlarına doğru anlamsız ve belkide gereksiz bi kurmacanın içine giriosunuz mecburen.

bir üniversite öğrencisi kızın, hocasından aldığı kitabı kaybetmesiyle başlıo hikaye.kaybetmesi bi yana o güne dair hiçbişeyde hatırlamıo üstelik.yakın arkadaşının psikolog hocasına danışarak hipnoz yapmaya karar veriolar ve kız hipnoz esnasında nerde unuttuğunu buluo.kitabı telefon kulübesinde unuto ancak onu kimin aldığını ve nereye götürdüklerinide anlamak için ikinci bi seansa başlıolar.seans sırasında doktorun telkinleriyle o kitabı alan kadının peşinden gidio kız.ve yolu burgazadaya kadar devam edio.yolda giderken birdenbire kendisini birisinin takip ettiğini anlıo fakat anlam veremio.ve aslında sonradan anlıoruzki o takip ettiği kişinin peşinden burgazadaya gidio.kitabı bulan kadında bu adamın annesi çıkıo ve kız eski bi evde bu garip adama o kaybettiği kitabı okurken bulunuo arakadaşı ve doktoru tarafından.onlar nerden biliolar diye düşünülürse hipnoz esnasında konuşuo biliosunuzki hastalar.



film sırasınca oktay kaynarca yaşayan ölü modunda ara ara efsunluca konuşuo ve yine ara ara bi kadın bi çocuğa binbirgece masallarından birini okuo ki bu çocuk aslında oktayın çocukluğu.kendisi özürlü ve üzücü bi hayatları varmış.

ve film anlamsız bi biçimde bitio.dediğim gibi konusu çok iyi ama belkide yönetmen tam olarak aklındakini yansıtamamış filme.yada başka bi yönetmenle çekilmeli ve o boşlukla doldurulmalıydı bilemiyorum artık.

film seyredilemez boyuttamı?tabiiki hayır.bence yeni bi deneyim açısından izlenmeli.zaten bu film için ciddi bi promasyon çalışması mevcut.özellikle galeria sinemalarında.mesela film müziklerinin olduğu cd si bilet alanlara bedava.dev afişler asılmış bi çok yere.görsel basındada iyi reklamı yapıldı ama ben çok fazla prim vermedim açıkcası.sadece fazla seçeneğimiz olmadığından gittik.nitekim diğer filmde YUMURTA idi.

bakalım inşallah bu aralar güzel ve kaliteli filmler uğrar bizim taraflara.bol sinema dolu mutlu haftalar herkese...


üşüyorum...

durmadan üşüyüp duruyorum günlerdir.dışarısı içeriden daha sıcak gelmeye başladı üstelik.şirketimizde bi ısınma sorunu var ve her sene olduğu gibi bu senede yine karşıkarşıyayız.


kocaman bi girişe konulmuş küçücük bi petekle ısınmamızı bekliolar.klimanın sıcak ayarını açtım ama pek bişey ifade etmio maalesef.off


sabahlarıda zor kalkıorum.gözüm hep yatakta,sıcacık evimde kalıo aklım.kapıyı çekip çıkmadan son kez anneme bakıorum yatak odalarından.sımsıcacık sarılmış uyuyo,çok kıskanıyorum.bende böyle pamuklar gibi uyumak istiyorum.soğuk kış gecelerini sıcacık, ertesi günü düşünmeden,iş telaşına düşmeden geçiriyim istiyorum.


facebooktan bulduğum eski dostlarım buluşma telaşındalar ve benim nerdeyse hergünüm dolu.salı perşembe spor,çarşamba tiyotroya gidicez,cuma ertesi gün tanışmaya gelicek olan sevgilim için yemek hazırlıkları...yok işte vakit.hem ben çok üşüyorum.böyle üşürken aklıma başka hiçbişey yapmak gelmio.



şirketimin mutfağına ucu çaydanlığa uzanan bi hortum takmayı hayal ediorum.sabahtan akşama habire içime bi sıcaklık zerkedilsin istiyorum.kimse bişi sormasın, herkes kendi işini yapsın hatta mümkünse gözlerimizle konuşalım istiyorum.bi de balık isyiorum sahi.


büyük kılçıksız balıklardan ama.zahmetsiz olsun.yanındada hertürlü yeşilliğin özellikle roka ve akdeniz kıvırcığının olduğu limonlu bi salata.


bi de siyah fazla topuklu olmayan uzunca bi çizme.tüm çizmelerim sivri burun sivri topuk. oldukça süslü şeyler.ama ben az topuklu daha gösterişsiz olanından istiorum.bi de siyah paltomsu bişi.bi de rengarenk muz çoraplar istiyorum


üşüyorum...ayaklarım buzz kesmiş gibi.ellerimde eşlik edicekti kendilerine ama allahtan klavyede çalışıolar her daim.bi de bu soğuğun kötü yanıda insanı uyuşturması.arada kalkıp dolanmasam yada sigara içmeye fln çıkmasam eminim tutulup kalıcaklar.



ahhh.içimde hiçbişey yapmama isteği,anlamsız yorgunluk ve uyku hali.giyinmekten süslenmekten bıkmak...


şu an ne yapsaydımda mutlu olurdum sorusunun cevapsızlığı.sürekli saç kestirme isteği ama sevgili ambargosuyla karşılaşmış olmanın çaresizliği.cumartesi ve pazar telaşı ve huzursuzluğu...


sevgilim tanışmaya gelio bu arada bizimkilerle.yani aslında sadece babamlaçünkü abimlerle ve annemle tanışmıştı çok önceden.yemeğe gelio elinde çiçek ve pastayla.bizde kendisini karşılıcaz çeşitli yemeklerimizle.bende onun annesiyle tanışıcam ertesi gün.üçümüz birlikte yemeğe gidicez.off ilerde bi kaynanam olucak.bende bir gelin...
bir manim var a dostlar:
KAYNANA ÇAYDANLIK GİBİDİR, FOKUR, FOKUR KAYNAR,
GELİN DEMLİK GİBİDİR, SİNSİ, SİNSİ DEMLENİR
OĞLAN BARDAK GİBİDİR, BİR GELİN DOLDURUR, BİR DE KAYNANA
GÖRÜMCE ÇAY KAŞIĞI GİBİDİR,ARADA BİR GELİR ORTALIĞI KARIŞTIRIR
(allahtan görümcem yok ihihihi)--


herşey öyle zor ve yorucu gelioki.en kısa zamanda geçer umarım bu haleti ruhiyem. bi de içerdeki bilgisayarlardan birinden acıklı bi müzik namesi vuruo güm gümm.yıkılıorum.bunlaım bişiler dinlemeliyim diorum.ve ruhuma en uygun şarkıcı olarak JAY JAY JOHANSON da karar kılıorum.
you believe in meeee, i believe in youuuu



9 Kasım 2007 Cuma

nihayet benide sobeledi bu illet.gribim.giripten dönme başka bişeyim hatta.göğsüm dolu dolu ama burnum akmıo.sesim karga gibi ama hapşurmuyorum.öle bişi işte.çok şükür halsiz,bitkin fln diğilim.
evde kış aylarında yapılmıcak türden inşaat çalışmaları var.bi yerleri yenilerken diğer yerler bozulursa heryeri şantiyeye döndürmek zorunda kalırsınız ya.bizimkide o hesap.heryer heryerde.
dün işten sonra şu bahsettiğim aptal kuralları olan aptal spor salonuna gittim.ve kayıt oldum.nedense yine bu seferde bir diil iki adet esim istediler.al bi saçmalık daha.neyseki kabul etti yinede beni.ordan çıkınca önünden geçtiğim bi markete uğradım.amacım petibör bisküvi alıp şu klasik kakaolu bisküvili pastadan yapmaktı.onu almak için girip onunla birlikte bisürü şey alıp çıktım.ev almış başını gidio ama yinede pasta yapasım var.sonra pastadan vazgeçip elmalı çikotop yapmaya karar verdim.son elmalarında bittiğini görünce bi poşet dolusu ayvayla gözgöze geldim.sonra içlerinden en kötü gibi olanı seçip rendeledim,şekerle pişirdim.bi kaba koyup üzerine bisküvileri kırdım.vanilya, erimiş margarin ve ceviz içide ekleyip yuvarlak toplar elde ettim.bunlarıda hindistan cevizine buladım.tek seferde yemelik şeker gibi oldu herbiri.
yanındada ikisi bir arada cafecrownım.mmm nefisti.
bu arada heryerde cafecrownın ikisi bir arada sını ararken buluorum kendimi.çünkü piyasada pek yok.her çeşidi var ve hepside üçü bir arada.ama ben ikisi bir arada yı seviorum ve bu markadan istiorum.
denemeyen varsa cafe crown ikisi bir arada içsin mutlaka.neffisss.

8 Kasım 2007 Perşembe

RUBAİ...


"sarilip yatmak mumkun degil bende senden kalan hayale.

halbuki sen orda, sehrimde gercekten varsin etinle kemiginle

ve balindan mahrum edildigim kirmizi agzin, kocaman gozlerin gercekten var

ve asi bir su gibi teslim oluşun ve beyazligin ki dokunamiyorum bile"

6 Kasım 2007 Salı

isyan....

içimden hiç durmadan kitap okumak ve yanında kekle beraber çay içmek istiyo.çay işini şu aralar fazlaca abartmamdan dolayı midem bulanıo akşam saatlerinde.halbuki ben eskiden çay içmeyen biriydim.ama şimdi onsuz yapamıorum.bağımlıyım...napıyım :-)
kendime yeni bir kitap listesi çıkardım.şimdi yapmam gereken onu temize çekmek ve her yeni kitap gördüğümdede bu listeye eklemek.böylece biyere girdiğimde hay allah ne alıyım diye düşünmücem.direk elim almam ve okumam gerekenlere gidicek.böylesi daha iyi.
canım uzun zamandır pazar kahvaltısına gitmek istiyo.geçen pazar erkenden kalkıp krallara layık bi masa hazırladığım için ve havada şu ankine inat oldukça güneşli olduğu için canım açıkbüfe kahvaltıya biyerlere gitmek istedi.mesela doğatepeye,yada tepe kafeye.ne hikmetse gitmek istediğim yerler hep tepelerde.gözüm yükseklerdemidir nedir anlamadım gitti.:)
bu hafta spor olayıda yalan oldu.pazar günü başvurmak için gittiğim ürkek tavuk bağyan bana cılız ve sanki onu yicekmişim gibi korku dolu ses tonuyla :
evraklarınız hazırmı bağyan dedi.
bende:
ne evrağı bağyan?elli kere irtibat kurdum,geldim,gittim neden daha önce söylemediniz diye çıkıştım.
baktım kız cidden süt dökmüş kedi modunda daha fazla durmadım sinirlendim elime tutuşturduğu evrağıda alıp çıktım mekandan.
daha önceleride çeşitli spor merkezlerine giden biri olarak hiç karşılaşmadığım bişeyle karşılaştım.efendim o evrağı doldurup bi zahmet doktora gidip muayene olup yada tanıdığım fln varsa ona kaşe mühür imza bastırtıp "spor yapabilir" "spor yapmasında herhangi bi sakınca yoktur" yazısı getirmeliymişim.
en lüks spor salonlarında dahi rastlanmayan bu uygulamayı çıkartan şahısları hayretle karşılar sanki herşey mükemmelmiş gibi aman bunuda eksik bırakmayalım zihniyetini esefle kınarım.
şimdi yarın o aptal raporun peşine düşücem.sadece ve sadece o kıytırık spor salonuna gidebilmek ve basenlerimi çalıştırabilmek için.hayır başka alternatifim olsa onları denerdim.ama evime yakın bi mekan olarak buraya gitmek zorundayım.
herzamanki külfet işler işte.sanki benim sağlığımı çok düşünüolarmışda, spor yapabilirliğimle çok ilgileniolarmış gibi.....cık cık cık.zaten sakat yada yapamıcak durumda olsam niye gidiyim neden aerobik e yazılmak istiyim dimi.
yazınca yine sinirlendim işte.çıkışıma 20 dakika var.hava çok soğukve ben dietteyim.yani sabahtan beri dietteydim ama akşama nolur bilinmez.kilo fazlam yok ama dikkat etmem gerek.bi de portakal ağacındaki tariflere baktım yanlışlıkla ki diet zamanlarımda asla bakmıorum öle sofraların bulunduğu sitelere ,bloglara ama yaptık bi hata.
offffffffffffff
nedir bu kadınların derdi ha nedir???

3 Kasım 2007 Cumartesi

istanbul seni mahfetmiş,ilaçlayıp berbat etmiş...

istanbulumun her yanı ticari zihniyetlerle doldurulurken,alışveriş merkezlerine bir yenisi daha eklenirken,fakir tedaviyle fln uğraşmasın direk ölsün diye düşünürek yığınlarca özel hastahane açılırken ,beyoğluna gitmek için eskiden insanların yaptığı gibi en şık kıyafetleriyle çıkmak yerine en paspal, en dökük, en piercingli, en rüküş kıyafetlerler giyerek piyasa yapmaya giderken,bulutların en karası tepemizde dolanırken yaşamaya çalışıoruz bu şehirde.
şehir kusuyo gibi fazladan aldığı ve almakta olduğu pis,görgüsüz,kabasaba insanları hergün.öyleki her boşalttığı yerde dahada beterleri bitiverio.onlar amip gibi çoğalıo ve artık yılların Perası oluo ipsizlerin mekanı Taksim...
yinede buna rağmen çekio insanları.bizde onlardan biriyiz işte.gitmeden duramayan,havasını almadan rahat edemeyen,arayı fazla uzatırsak özleyen 2 kişiyiz topu topu.e tüm insanlık bizimle aynı fikirde olmalıki bütün türkiye bugün taksimdeydi sanki yine.
heryer öyle kalabalıkki.en ucuzundan, en pahalısına her mekan,her market,her mağaza dolu.sürekli alıyoruz,durmadan tüketiyoruz.bugün kanyondaki bi mekanda duraklayıp tüketim çılgınlığına şahit olurken,gittiğiniz yere paltonuzu asmak için yanınızda mıknatıslı askılık taşımamız gerektiğini öğrenirken yada bildiğimiz koli bantlarının istanbul desenli olanlarına hayretle bakarken çokta fazla çıkar yolumuz olmadığını anlıyoruz.ewt durmadan tüketiyoruz,yiyoruz, içiyoruz.daha iyisi, daha yenisi, daha lüksü, daha teknolojiği derken eriyip bitiyoruz.cüzdanlarımız kredi kartı sliplerinden geçilmio halbuki eskiden cüzdanlar para konulan aksesuarlardı,artık diil.onlar sadece kredi kartı,müşteri kartı,nakit çekme kartı,yemek yeme kartı veya indirim kartı koymak için kullandığımız bi nesne.
bugün sevgilimle o herkesin dilinden düşürmediği Kanyon adlı alışveriş merkezine gittik.kanyon hakkında ne hissettiğimi söyliyim:Hiçbişey!!!
nekadarda abartıo insanlar artık.yani kanyonun diğer alışveriş merkezlerinden en büyük farkı bence çok soğuk ve esintili bi yer olması ki bu da benim için oldukça negatif bi durum.yıllardır alışmıştık soğuk havalarda bu tip yerlere sığınmaya.hadi yiyosa sığın bakalım kanyona.sığında gör gününü.donarsın valla.

bunun dışında mimarisi diğer muadillerinden oldukça farklı ewt ve güzel.adını sanını duymadığımız bi kaç tane mağaza var bundan farklı olarak.fiyatlar öyle abartıldığı gibi diil.baya büyük hayal kırıklığı bu bizim için.çok daha pahalı olmalıydı herşey mesela.ama diil.yemek yemek için bile doğru düzgün bi kaç mekan var hepsi bu.oralarda dolu ve çok cazip yerler diil.2 poz resim çektirdik buna rağmen o değişik mimarisinin önünde.toplamda zaten yaklaşık yarım saat kalabildik çünkü üşüdük ve sıkıldık sonrada atlayıp metroya daha bize ait biyere gittik.Beyoğluna,Dilek Pera ya.
mmm ben fajitas combo
yedim ki çok lezzetliydi sevgilimde yabani mantarlı bonfile.Dilek peranın en sevdiğim yanı bu.gözüde mideyide doyuran servisleri var ve lezzetli tüm yemekleri.gerçi ne zaman bişiler yesek her seferinde tuz miktarının fazlalığından şikayet edioduk ama bu sefer tuz miktarıda gayet iyiydi.sonra eskiden olduğu gibi megavizyona girdik kitaplara baktık ama ben de sevgilimde bişi almadık.Orhan Pamuklara başladım.onları okumadan başka herhangi bişeye kapılıp gitmek istemiorum.
sonra ilk defa cevizlibağdan metrobüse bindim.çok rahat herkese tavsiye ederim.trafik yanınızda kilit olmuş vaziyette dururken siz sevgilimin deyimiyle yağ gibi akıp giderken pek keyifli oluyosunuz.zaten yoğun olan trafiği bi de polisler ana arteri kapatınca dahada feci oldu bisüre sonra.kondolize rays hanım gidicek galiba herhalde ondan bu kapatma olayıda.kimbilir.istanbulda böyle şeyleri sorgulamak insana kafayı yedirtebilir.o yüzden susuyorum.
böyle işte.eve geldim.dün yaptığım cevizli kekin yanında çayımı içiyorum ve bunları karalıyorum.şimdide sigaramdan içtim bi fırtçık.yarın bi oda temizliği,. düzenlemesi yapmak niyetindeyim bakalım, kısmet...bi de yine yarın spor salonuna kaydolucam.bölgesel çalışıcam biraz. özellikle kalça kısmına.azıcık tabancalarım varda ondan.tabanca ne mi?tabanca basen bölgesindeki çıkıntılar.hani kovboyların silahlarını taktığı yerler vardır ya.bacakla basen arasındaki yer.işte orası benim tabancalarım.onlardan kurtulmam gerek zira önümüzde sözdü, nişandı, evlilikti fln bisürü süslü olunmayı gerektiren günler var.çalışmalarımıza başlayalım diğmi:)
yarında bi güzel yatar uyurum geç uyanırım hatta.nefis bi aile kahvaltısının ardından miskin miskin yaparım tüm bu dediklerimi.ama şimdi biraz kitap okumalıyım.okumalı ve öğrenmeliyim orhan pamuğun gözünden bu şehri.
ii geceler...
bugüne uygun bir şarkıyla sözlerime son veriyorum:
Pamela Spence...İSTANBUL