22 Temmuz 2007 Pazar

anne yemeği

oturuorum...yeni yıkanmış yumuşatıcı kokularını rüzgarın burnuma getirdiği çamaşırların hemen arkasındayım.elimde kitabım, ayaklarımı başka bi sandalyeye uzatmış,akşam güneşinin kattığı hafif bronzluğumla ve içerden gelen kıyma, soğan, domates karışımının enfes tadıyla bütünlemiş karnıyarık kokuları arasında okuyorum.elimde bi kalem geleceğe taşıyabiliceğim cümlelerin altını itina ile çiziorum.
kaçamak gülümsemelerin yüzüme kattığı pembeleşmenin aynısını şu andada yaşıorum.arada bir durup havayı soluorum.arkadan seçim sandıklarının sonuçlarını dinleyen babamın kısa ve net seslerine basket sahasındaki çocukların potaya top atış sesleri karışıo.
ve evde anne yemeği,tencereye makarna suyu koyuyo.az sonra içine biraz tuz ile sıvıyağ atıcak yapışmasınlar diye birbirlerine...bişiler sölüo yaparken belkide bugün üçüncü söyleyişi.hafta içinde neler pişirebiliceğimi öğütlüo.fasulyeyi bitirin,bak karnıyarıkta yaptım o da kalır,kabaklardanda yoğurtlu kabak salatası yaparsın.çiçeklerime su vermeyi unutma tamammı kızım...menekşelere suyu bittikçe,diğerlerine hergün bi şişe...yarım yarım dinliorum lakin tüm tekrarlarını sayarsak zaten bi bütün ediyolar.
karşı blokta birileri sesini açmış biçimde aşık veysel dinlio,şaşırıorum...sevgilim arıo bilmiorum ona hissettiğim huzuru yanıstabiliomuyum yeterince.çünkü çok huzurluyum...
içimden bi an önce bunları yazmak gelio ve eskiden olduğu gibi resim yapmak...
yalnız başına kayalıkların üstüne oturmuş ufka bakan kızın resmini yeniden yapmak istio canım.elimdeki kurşun kalemime bakıorum bu uygun diil diorum resim yapmak için.yumuşak uçlu karakalemler gerek ve resim kağıdı 35 e 50...
az sonra kalkıp göbek kıvırcıktan salata yapıcam.içine biraz domates soğan ve biber doğrucam.az miktarda hakiki zeytinyağını ve sirkeli limonlu suyuda ekleyince masaya geçicez.gündelik hayattan bahsedicez.mesela seçimden.içimdeki huzuru heryere götürmek isticem ve benimle birlikte gelenlerle paylaşmayı sonuna kadar...
eskiden akşam ezanı eve girme saatimiz demekti şimdi aklıma geldi azanın sesini duyunca.günboyu sokakta oynadıktan sonra okunan ezanla evimizin balkonuna bakışım geldi sonrada.ve müezzin son cümlesini okumadan ezanın,evimin zilini çalışlarım...ne güzeldi ozamanlar,nekadar reel hayattan uzaktaydık.tüm isteklerimiz küçücük çabaları gerektiren basit şeylerdi.bir tane televizyonumuz vardı ve hepimiz orda toplanırdık.pazar günleri kimsenin işi çıkmazdı çünkü çalışmıoduk ve eve ekmek getiren bizi iyi yaşatmaya çalışan masraflarımızın her birini tüm bonkörlüğüyle karşılayan sadece babamdı.güzel pazar kahvaltılarımız hiç bitmedi.halada öyle.aslada bitmicek sanırım ve lütfen bitmesin...
güzel günlerdi.büyüdük artık büyüdüğümüzü sanarak.halbuki bazen kendimi ufacık,minnacık hissediorum hala sevgi ve ilgi besleyen 7 yaşındaki küçük bir kız gibi.
bu sabah uyandığımda babamın yatağından kalkıp markete gittiğini görünce annemin yanına sıvıştım tüm sersemliğimle.öptü beni annem küçük bi kız gibi.sevdi yanaklarımı.kızım benim dedi,güzel kızım benim...rüyamı anlattım sonra.gözümüzün çapağı üstündeyken güldük baya.o nasıl rüya öyle dedi.ama çok güzeldi bi görseydin dedim...ewt çok güzeldi...
bazen hayat hep bu güzellikte hiç durmadan gitsin istiorum.çünkü ben en çok ailemle mutlu ve huzurluyum...allahım kimsenin sevdiklerini kimseden benimkileride benden ayırmasın dilerim...
mutlu pazarlar....

1 yorum:

Mutfakta Zen dedi ki...

bütün çocukların bir arada yattığı yatak. masallardan biriydi bu değil mi? hayal meyal hatırladığım.
tijen