8 Mayıs 2007 Salı

İNANÇ

Efsane Wimbledon tenis oyuncusu Arthur Ashe AIDS'den ölmekteydi. Dünyanın her köşesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı. Bunlardan bir tanesi şöyle soruyordu:"Neden Tanrı böylesine kötü bir hastalık için seni seçti?"
Arthur Ashe buna şu cevabı verdi:
Tüm dünyada…50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar,
5 milyon tenis oynamayı öğrenir,
500,000 profesyonel tenisi öğrenir,
50,000 yarışmalara girer,
5,000 büyük turnuvalara erişir,
50'si Wimbledon'a kadar gelir,
4'ü yarı finale,
2'si finale kalır.

Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı'ya "Neden ben?" diye hiç sormadım.

Ve bugün sancı çekerken, Tanrı'ya "Niye ben?" mi demeliyim?Mutluluk insanı tatlı yaparZorluklar güçlü yapar,Hüzün ise insan yapar,Yenilgi mütevazı yapar,
Başarı insanı ışıldatırAma yalnız Tanrı yolumuza devam etmemizi sağlar.Tanrı'ya asla "Niye ben?" diye sormayın… Ne olacaksa olacak… O'nun kendine has usulleri vardır…

İnancınızı koruyun...

7 Mayıs 2007 Pazartesi


dünkü nişandan kalma saçıma bakıyorum.mmm bu saç bana yakıştı oldukçada beğeni topladı.başka bir organizasyonda yinelenebilir.roma bilmemnesi adıda.hatırla sevgilideki esas kıza benzio saçımın bugünkü modeli.

vasat bi pazartesi.daha iyi nasıl geçirilebilir bilmiorum.zeynep depresyona girdi en sonunda.kalan ışığınıda kaybetti nihayet.benimse içimdeki şarkı bitmedi ama değişti.hapşuu

hergün aynı saatlerde hapşuran biriyim ben.ve günde mutlaka 4 kere hapşururum.sebebi hakkında bilgim yok.

işyerimde barındırdığım kitaplardan uzun zamandır elimde olan sonuna yaklaştığım ama vasatlığından dolayı okumamakta direndiğim bir kitap.

Ahmet Altan--En Uzun Gece............

çok methettilerde aldım.yoksa ahmet altan okuyucusu diilim.ama üyesi olduğum mail grubunda bu şahsın yazılarını yayınlarlar.sanki hepsi tek bir kitabın ürünü gibi hep ama hep aynı.işin diğer kısmı ise;mutlaka bi ahlaksız hareket mevcut kitaplarında.mutlaka aldatan ve aldanılan tipler mevcut.ve bi okadar aldattığı kişiye aşık...ikilemler ,sürekli vuku bulan gelgitler,çelişkiler, bla bla....

cumartesi ana-kız günü ilan edip bi güzel keyif yaptık annemle.önce dişçiye gittimki o meşhuuur ön diş problemim nihayetlendi.(çoook şükür)

sonrasında bakırköy pazarına gidip meyve sebze aldık.olmamış süt inciri aldık mesela reçel yapmak için ki annem yapmaya başladığında bugün bile hala evimizden gitmeyen enfesss bi koku yaymaya başladı.gerçekten muhteşem bi kokusu var.sonrasında küçük çapta bi kaç alışveriş derken annemi cilt bakımına götürdüm.liba hanıma...çok iyi anlaştılar ve annem ona menekşe yollucağına dair söz verdi.liba hanım çiçeklere çok düşkünde.e bi çiçek sapığı olan annemide bulunca ortak konuşulan tek konu çiçekler oldu haliyle.bişeyler yedikten sonra eve gittik.ve koca bi cumartesi akşamını istediğim gibi evde kendi başıma geçirdim.

pazar günü geç yapılan içinde haşlanmış yumurtanında olabildiği bi kahvaltıdan sonra önce sporumu yaptım sonra banyo ve diğer temizliklerimi.sonra harika bi meyveli yoğurt yapıp tüm aile öğlen yeöeği niyetine yedik.böyle yayıla yayıla telaştan uzak ohh dedim ya.sonra da kuaföre gittik annemle çünkü akşam sevgilimin yakın arkadaşının nişanı vardı.saçımı o roma bilmemnesinden yaptırdım ve gayet hoş oldu.sevgilimin özellikle istediği elbiseyide giyince tam süper oldum.bi kez daha birbirmize çok yakıştığımıza dair güzel sözler işittik ve buna çok sevindik.sonuçta umursamasakta başkalarının düşünceleri herzaman etkileyicidir.nişana gelince.tek kelimeile kötüydü.nişandan çok 80 yıllarındaki diskoda gibiydik.garipti.hiç öylesini görmemiştim eh bu da ilk oldu işte.ne diyelim mutlulukları daim olsun,allah tamamına erdirsin.
dün gecede çok aksiyon macera türü bir rüya gördüm.sevgilim bi parça şehrazat bir parça dünkü nişan katkılı bilinçaltı bi rüya olduğunu söyledi..hıh...halt etmiş.rüyamda resmen tecavüz için kaçırıldım eli silahlı adamlar tarafından kuşatılarak hemde.beni attılar pis kokulu iğrenç bi yere.ordan kaçmaya fln çalışırkende sevgilim hiiimenim,süpermenimm gelip beni kurtardı güçlü kollarıyla.valla ya.tam anlattığım gibi oldu yani.üstelik rüyam yarımda kalmadı.biz kavuştuk birbirimize,ben kurtulmuş oldum ve koşarak uzaklaştık olay mahalinden.yalanmı söylüoruz burda alla ala yaa

vee bugün.sevgili patronumuz moskovodan döndü.dolayısıyla bi hareket oluştu şirkette.ama bugün zaman akmıo.havada sabaha göre çok sıkıcı basık mutsuz heran ağladı ağlıcak gibi,hüzünlü.halbuki ayşe abla terasa masa çıkartmış üsünede yeni örtü almış.orda yemek yemeyi hayal ediodum ama maalesef mümkün olmadı...bari bi güzel parça dinleyelim...

6 Mayıs 2007 Pazar

hıdırellez

sanki artık o da eskiden varolan ama sonradan kaybettiğimiz değerler arasına girmiş gibi.

hatırlıyorumda;küçükken ananemin hala varolan ama ozamanlar çok daha şenlikli olan bahçesinde ateş yakardık ve üstünden atlardık.sabah ezanıyla Hızır A.S 'ın uğruyacağı ve dileklerimizi gerçekleştiriceği düşünülerek gün doğmadan toprağa dilekte bulunulan şeylerin temsili birer resmi çizilirdi.mesela ev isteyen ev resmi, araba isteyen araba, koca isteyen cinaliyi :) çizerdi.olup olmadığına dair çok fazla kanıt olmasada benim bildiğim bir tane var.

mesela ben küçükken ananem bahçeye süt koyarmış hıdırellez akşamı ve sabaha taze yoğurt olmuş biçimde alırmış.bilen bilir sütü yoğurda dönüştürmek için mayalamanız gerekir.yani süt durduk yerde yoğurda dönüşmez.

ortanca teyzem hala küçük heycanlarını kaybetmeyen biri olarak geçen sene yine ananemin bahçesine bize sormadan bizim adımıza şekiller çizmiş.benim için mesela bi cinali çizmiş ve bunu bana daha sonra söledi.dediki:

-tuğba ben sana uzun boylu bi adam çizdim görsen selvi gibi bak görürsün seneye kadar Allah'ın izniyle bu iş olur teyzem demişti dersin dedi...

aklıma yeni geldi.düşündümde sevgilim selvi gibi maşallah:)

teyzemi gördüğümde söylücem.ahhh teyze sen demiştin dicem.:))

4 Mayıs 2007 Cuma

liba hanım harika:)



dün akşam iş çıkışında ani bir kararla cilt bakımı yaptırmaya karar verdik.malum edi'ninde bu civarlarda olmasıyla madem öyle onuda alalım bakırköye bırakalım hem bende ona olan hasretimi bi nebzede olsa gidermiş olurum diye düşündük.neyse üçümüz birlikte düştük yollara.sevgilimi uygun yere bıraktıktan sonra arkadaşımın ablasıyla olay mahalinde buluştuk.çok konuşan 2 insan bir araya gelince noolur?eğlence olur.eğlenceli bi bakım seansından sonra ve saati gece 11 yaptıktan sonra artık sıkılmaya başladık.ve nihyaetinde üçümüzde pamuklar gibi yumuşacık bilmemne ekstreli krem,jojoba yağı,peeling ve diğerleri sayesinde pırıl pırıl ciltlere kavuşmuş olduk.liba hanımın ellerine sağlık.işini bukadar severek ve özenerek yapan bi insan daha görmedim.tüm deneyimlerinden özel hayatına hatta kaç para maaş aldığına kadar herşeyi öğrendik.tabii zeyneple bana kalsa bukadar sohbet imkansızlaşırdı ama ablası sağolsun oldukça lafazan biri.e liba hanımda öle.neyse öle böle derken saatide epey geçirdikten sonra son gaz eve gittik.akşam cildim yumuşak ötesiydi resmen.arınmış,dinlenmiş kötü etkilerden bi süreliğine uzak halde güzel bi uykuya daldım.sabah yumuşacıktı yine.elim cildimden kayıyodu yüzümü yıkarken.velhasıl ayşenin doldurduğu formda müşteri görüşlerine yazdığı gibi:

liba hanım harika:)


Not 1:bu arada yazmayı unuttum ve aramızda kalsın ama tam tamına 3 kg 800 gram vermiş bulunmaktayım.üstelik hiç aç kalmadan bol su bol kepekli gıda tatlılardan çok tuzlulardan hamur işlerinden uzak durarak ve tabiiki spor desteğiyle sadece bir buçuk haftada verdim.ama daha 4 kg vermem gerek.yuppiiiiiiii:)


Not 2:dün gece oldukça güzel ve bereketli olduğuna inandığım bir rüya gördüm.öyleki sabah sevgilim telefonla uyandırdığında gülümseyerek açtım istemsiz.halada o huzur hali devam edio.



çok güzel bi başak tarlasında ellerimi 2yana açarak ilerliorum.upuzun geniş bi tarla.ama okadar mutluyumki.bi süre sonra korkuorum çünkü başakların boyu omzuma kadar gelmeye başlıo.gelincik çiçeğini aramaya başlıorum.bir süre sonra insanlar gelio ellerind emeyve sepetleriyle.onları görünce hadi oturun sizin otoğrafınızı çekiyim diyorum.işim bitincede kalkıp ilerdeki köy evine gidiyorum.karnım acıkıo ve buzdolabının üstünde lokumlar görüyorum ama enfes görünüolar.tam uzanıp alıcakken olmaz diyorum günah yiyemem.ondan vazgeçip şefatli aramaya başlıorum.rüyamda burnumda hep bi şeftali kokusu var.içerde bi odaya giriorum koltukta bi aile albümü görüp inceliorum.şiirler yazı üstünde onları okuyorum çok tanıdık geliolar.sonra kadın sesleri duyup cama yönleniorum.bi bakıorum aşağısı meyve bahçesi.nasıl büyük sulu ve kıpkırmızı elmalar.elime alıp bakıorum her birine.kadına sesleniorum.cennetlik olucaksın bak sayemde bi tane elma versene bana diorum.elmaları elliorum içimde şeftali arzusuyla.kocaman bir şeftalimi elmamı artık neyse kopartıorum elimde meyveyle sevgilim tarafından uyandırılıorum.

çok güzel bir rüyaydı bence.hele böle bi günde görmek dahada güzeldi.içimdeki bu huzurun hiç bitmemesi dileğiyle....

3 Mayıs 2007 Perşembe

CANIM'a...


dün akşam canımı gördüm.iş çıkışında buluştuk.kısa ve dar bi vakittede olsa çok güzeldi bence.sevgi doluydu herzamanki gibi.beraber akşam yemeğimizi yedik semtimizin elverdiği kadarıyla.ben sezar salata yedim,o kıyma soslu makarna.yanyanaydık ya aslında hiç bi önemi yok nerde olduğumuzun ne yediğimizin ya da.onu görmek beni rahatlatıyo.her nekadar ayrlırken zorluk çeksemde onuda tutup elinden bize götürmek istesemde şimdilik bununla yetinmek zorunda olmakta kafi.yanımda ve yakınımda ya.bu benim için çok özel ve öenmli.bir sabah erken kalkıp kahvaltıya gidicez.günün en erken saatlerinde görücem onu.karşılıklı peynir zeytin alışverişlerinde bulunucaz:)ve güne çok daha zinde başlıcaz buna eminim.az evvel konuştum."benim sana çok ihtiyacım var biliomusun"dedi.bir varlığa ihtiyaç duyucak kadar aşık olmak...muhtaç olmak birine.sevilmeye değil illede onun sevgisine,sevmesine.bu da çok özel duygu.çünkü başka hiçkimseye hissedilemiyecek duygular bunlar.özel kılmasıda bu yüzden zaten.birbirimize sonsuza dek sürücek bi ihtiyaç halindeyiz.ona yazmıştım "ben bir bütünsem eğer;bu bütünü oluşturan en büyük parçada sensin" diye.biz beraberliğimiz süresince hep yekpare olan bi çiftiz.ve onsuz bi hayat düşünmüyorum.onu çok seviyorum...
seni çok seviyorum...

2 Mayıs 2007 Çarşamba

sevgi


aslında "pırıl pırıl bir aklın eksilmeyen ışığı" nı izlemek için harika bi gün.yani eternal sunshine of the spotless'i.
oturmuşsun evinde yanında en sevdiğin ve sadece birer kahve eşliğinde yada kimbilir şekerli tarçınlı bi kaç kurabiye refakatinde herkesin kendi dünyasında tasavvur ettiği yorumlarla filmin seyrine dalmak dalarken düşünmek -acaba ben napardım? diye...
yağmur sesleri dışardan gelmez bu esnada.çünkü usul usul yağıyor kendisi.hissettirmeden...öyleki, öyle içten içe kimseye belli etmeden yağar göklerdeki.
ne güzeldir bir bahar yağmurunu ıslanmadan izlemek sevdiğin bi mekanda.ve yağmurdan sonraki damlaların aksi cama vuran...toprakla bütünleşmesinin kokusu.sevinç çığlıkları gizli aslında tüm o çimen kokusunda.ahh toprağa sorsan ne memnun ne mesut hayatından.beklediği gelmiş,sevdiği gelmiş çook uzaklardan...
bi zamanlar bi hikaye dolanırdı etrafta.çiçeğin suya hasretiyle ilgili.çiçek oradadır su da yanında.ama su vermez çiçeğe en ihtiyacı olduğu şeyi.suyu...
yataklara düşer çiçek.tabib çağırır su çiçeğe.tabib başı önde vaziyetinden hoşnutsuz kızar gibi konuşur çiçeğe
su...
çiçek susuz kalmış...
kimse sevdiğini susuz bırakmasın.hayat yemek içmek nefes almaktan ibaret değil çünkü.sevgi gibi yüce bir duygu var.insanı insan yapan kalbinde barındırmayanı insanlıktan çıkartan.
umarım benim içinde ve herkes içinde kollarınızı açtığınızda sevginizi göstermek için
hani "beni ne kadar seviyorsun"dendiğinde
en geriye kadar açıp kollarınızı ama olmuo seni bundan daha fazla sevioyorum.dünyalar kadar uzay kadar sonsuz kadar demek nasip olur.

ben şimdi o kollarımı kocaman açıp seni işte bukadar seviyorum demenin yetmiyeceği kişinin yanına gidiorum.biriciğime...

SEVGİ,KOLLARIN DAİMA AÇIK DURUŞUDUR.SEVGİ İÇİN KOLLARINIZI KAPATIRSANIZ,KENDİNİZ DIŞINDA TUTACAK HİÇ BİRŞEYİNİZİN KALMADIĞINI GÖRÜRSÜNÜZ...

DUDAK PAYI

Çay bardağında
Bırakılan dudak payı
Kadar bile
Uzak kalamam
Gözlerine

Yakın olsun isterim
Ellerime ellerin
Yanındaki beton binaya
Yaslanması gibi
Köhne bir evin

Seni bir çivi
Gibi çaktım
Çünkü beynime

Ve toplayıp bütün kerpetenleri
Attım denize

(Sunay Akın)

1 Mayıs 2007 Salı

üşüorummmm


bi türlü ısınmıo bedenim ve merak ediorum artık nezaman üşümücem.içerisi dışardan daha soğuk.artık yazın geldiğine inanan,(havanın rüzgarlı olduğuna aldırmadan)ve tüm kışı sadece gömlek ve ceketle geçirmeyi yeğleyen bi patronumuz olduğundan dolayı artık kaloriferlerimiz yanmıo.klima açık hergün sıcak ayarında ama ısıtmıo.malum hava üflüo ve bana gelene kadar kaçıp gidio sıcak hava.

geçen gün konuştuk arkadaşımla.bu üşüme normal değl dedim ben.psikolojik bence bizimkisi.evdede herhangi bi ısıtıcı açık diil ama evin sıcak bi yuva olduğuna ilişkin yerleşik fikirlerimizden dolayı orada hiç üşümüorum.ama burada donuyorum.daha nekadar kat kat giyinebilirimki.ne yani mantoylamı gelicem işe.

velhasıl artık üşümek istemiorum mümkünse.artık ısınmak ve hatta sıcaktan bunalmak istiorum.yetkililer söyleyip duruo bu yaz kavurucu geçicek diye.bu kaçıncı kavurucu olucağını söylediğiniz yaz.geçen senede böyle denmişti ama mamafih böyle bişeyle karşılaşmamıştık.

orhan veli'nin şu meşhur şiirindeki "beni bu güzel havalar mahfetti"yi tam anlamıyla yaşamak istiorum.

mahfolmak istiorum.....