29 Haziran 2007 Cuma

galatada akşam yemeğimiz...

nasıl rüzgarlı güzel bi istnbul akşamıydı.bu güzel günü değerlendirebiliceğimiz en güzel yerlerden biriside galataydı tabiiki.

geçen sene sık sık gittiğimiz galata köprüsünün altındaki ON NUMARA'dan bahsediorum.pufidik armut koltuklara oturup istanbulun siluetine ve marmaraya karşı,ışıl ışıl bi seyirle sohbetin koyuluklarına kuytuluklarına dalıosun.güzel olmayan yemek bile sana koymuo, devam ediosun.



dün esrayla buluşup beyoğluna KONYALI'ya gittik ve 3 tane istediğim ve getirttiğim saatler arasından hiç tahmin etmediğimi çoook beğenerek satın aldım.burdan mutlaka bunu alırım dediğimi hiç beğenmedim.getirttiğim kahverengi olanında ise beni huzursuz eden bazı detaylar vardı onuda eledim ve sona kalan beni çarpan asil ve gösterişli bi havaya sahip olanını aldım.her ihtimale karşı değiştirme kartınıda opsiyonlu olarak 1 aya kadar uzattırdım.nitekim daha doğumgününe çook var:)

ordan doğru arabayı otoparktan alıp galataya gittik.saat 9 buçuktu ve açlıktan sırıtoduk artık.uzunca bisüre ne yiyeceğimize karar veremeden bakınıp durduk ve sonunda her ikimizde çıtır tavuk ısmarladık.fakat çıtır dedikleri okadar çıtırki yerken diş kıran cinsten.semsert ve kapkara olmuş.sanırım yakmışlar biraz.ama okadar açtıkki önemsemeden indirdik mideye.ardından güzel sohbetlerin eşliğinde türk kahvelerimiz içip saat 11 gibi kalkıp eve gittik.esralarda kaldım haliylen.klimada vardı evlerinde. malum sıcaklardan dolayı klimalı mekanlara cennet gözüyle baktığım için artık,aa klimada var sizde hadi gidelim... modundayım.

soyunup dökündükten sonra içtiğimiz kahveler bizi kesmedi birer neskafede evde içtik.bisüre daha onu bunu çekiştirdikten sonra sızar gibi yataklarımıza gömülüp uykuya daldık.

her zamanki başka biyerde kalmışlığın verdiği sersemlik tam üstümde duruo.akşama kadarda gitmez.zeyneple aramız onun gereksiz depresif tavırlarından dolayı bozuk.kendisi ya hastadır,ya regl olucaktır,ya müşteriye kızmıştır yada depresyona girmek üzeredir.haftada sadece bir gün rastalayabiliriz ii gününe.diğerlerinde mutlaka arıza çıkartır.zaten sayesinde bende negatif biri oldum çıktım.şu işyerine geldiğim zamanlarda bölemiydim.hayır!!! aksine en pozitif bendim aralarında ama artık diilim sayelerinde.

velhasıl şimdi konuşmuoruz.garip ama bu işyerinin dışındakilerle hahah hihihi kahkahalarla konuşur kendisi.ama sana bana en ufak bi sıkıntısında agresifçe davranır.

yeter artık bunu çekemem.madem öle konuşmayız iş ilişkimiz dışında olur biter...o da kakara kikiri yapabilicek insanlarla konuşmaya bana fazla gördüğü güler yüzü başkalarına vermeye devam eder. en iyisi bu!!!

şimdi öğle yemeğine çıkıcam.fasulye ve pilav varmış.kesin cacıkta vardır.:(

ama beni sevindiren çok güzel bişey var.çok şükürki sevgilim gelio,aşkım gelio.yarında, pazarda birlikteyiz. doya doya sarılıcaz birbirmize ve hep yanyana durucaz:)

bu yüzden hiçbişey canımı sıkamıcak...:))))

28 Haziran 2007 Perşembe

filmler

bu hafta 2 güzel film seyrettim.her ikiside dvd olduğu ve uzun sürdüğü için yarımşar yarımşar toplamda 4 günde seyredebildim.ee malum ben yoğun biriyim:)

bunlardan biri:

johnny(al pacino) sahtecilik yüzünden yattığı hapishaneden çıkar.18 ay boyunca yaptığı mesleği devam ettirmek için karşısına ilk çıkan restauranta başvurur.burası frankie'nin yıllardır çalıştığı artık bir aile gibi olduğu yerdir.çalışanlara çok çabuk kendini sevdiren ve frankie yi de gözden kaçırmayan johnny ilk önce frankie'nin arkadaşıyla tamamen cinsel ihtiyaçlar dahilinde yatar ve hemen sonrasında ondanda karşılığını gördüğü frankie 'ye yaklaşır.

frankie (michelle pfeiffer)ise daha öncekinden ağır olmakla birlikte tüm ilşkilerinden yara almış bıkkın, bezgin, mutsuz ve depresif bi tablo çizmektedir.fakat herşeye kadir olan aşk onunda johnny'nin çook büyük katkılarıyla duvarlarını yıkar.

başlarda her an biticekmiş gibi duran ilişki zamanla bağımlılığa dönüşür ve aslında taa başından beri frankie'nin neden bukadar depresif olduğunu filmin sonlarına doğru sevgilisine itiraf ederken anlıyoruz.

eski sevgilisi tarafından hamileyken dövülerek çocuğunu düşürmesine sebebiyet vermesi ve başından ciddi bi darbe alarak yaralanmasıyla birlikte oluşan travma hiçbizaman geçmemiş,frankie 'nin güvensiz bi kişilik haline gelmesine neden olmuştur.


lakin filmde aşka olan inancınızı asla yitirmemeniz gerektiğini öğreniosunuz.

en son sahnelerinden birinde uzunca bi süre konuşa konuşa diş fırçalıo her ikiside.bu seramoniyi okadar uzatıolarki mideniz bulanmadan edemiosunuz....:)

genel itibariyle çok muhteşem olmasada oyuncularından dolayı izlenmesi ve seyredilmişler kervanına katılması gerekmektedir.



bir diğer filmimiz ise:

Daha önce yine burada bahsettiğim YAY filminin ve diğer Boş Ev, Fedakar Kız gibi filmlerininde yönetmeni olan bu filmiyle birlikte toplamda 13 film çekmiş olan Kim-ki Duk'un Z AMAN adlı filmi.
aslında çağımızın en mutluluk!!! verici tabiri caiz se zamanı durduran yaşlanmayı geciktiren ve hatta hiç olmamış gibi yaşamamıza yarayan estetik olayının tam göbeğine parmak basan bi film ZAMAN.
çok sevdiği adamın garson kızdan hoşlandığına inanan ve kendisini sevmesi için bir dizi estetik ameliyatıyla kendince dahada güzelleşen ve başka bi kişi olan kız eski sevgilisine kendini yeniden sevdirmeye çalışırken aslında çok fazla yanıldığını anlıyor.
sevginin fiziksel bişi olmadığını,fizik değişsede ruha bağımlı kaldığını,estetiğin hiçbirşey kazandırmadığı ve de aksi gibi kaybettirdiğini anlatan estetikli yaşamlar silsilesi üzerine kuruludur.
nitekim sevgilisini elde etmek isterken daha çok kaybettiğini anladığında iş işten geçer.adam ise kızın eski sevgilisi olduğunu ve yıllarını onu arayarak geçirdiği için estetik ameliyatla yüzünü değiştirmesine çok kızar aynı kliniğin aynı doktoruna gidip bi estetik ameliyatta o yaptırır.artık her ikiside birbirini arayan ama bulamayan aynı bedende farklı kişilerdir.
kız sevgilisini bulmak için bisürü kişiyle kahve içer,yemek yer, hatta evlerine dahi gidip son anda tecavüzden bile kurtulur.
eski sevgilisinin neye benzediğini bilmediği için her yanılgısında daha bi çöker ve paranoyaklığa kadar giden bi haleti ruhiyeye sahip olur.
son buluştuğu adamın eski aşkı olduğuna kendini inandırarak evine gittiğinde adamın taciziyle karşılaşınca kaçmak isterken aniden kapı çalar.taciz eden adam bi şekilde kim tarafından olduğu bilinmez bi biçimde kendi kapısının önünde dayak yer.bunu gören kız onu kurtarmaya sevgilisinin geldiğini anlar ve peşinden koşarak gider.
metro istasyonundaki bi çıldırma anından sonra sevgilisini gören ve onu yakalamaya çalışırken kızdan kaçmak isteyen adam bi kaza geçirerek arabanın altında kanlar içinde can vermiş olarak kalır.bunu görünce dahada çıldıran kız kendisini izleyen kalabalığın arasından estetik yaptırdığı yerin kapısını görür ve soluğu yine orada alır.tabiiki eski haline dönmek için. fakat herşey için artık çok geçtir.
küçük bi bütçeyle çekilmiş ama başarılı bir kim- ki duk filmi.estetik kaygılarımıza damgayı vurucak cinstende etkileyici.hele hele içinde aşkta varsa...

26 Haziran 2007 Salı

alışveriş haftası

insan düşünmeden edemio elbette.bu el kadar 2 parça çamaşırımsı bikininin neresi 245 ytl edio die.eviriorum çeviriorum.ıhhh savarovski taşı bile yok.nesine, neyine, insan gözüyle göremediğim hangi tarafına verilmelidir bu 245 ytl.

tüketim çılgınlığı dedikleri bumudur yoksa bundan öte bişimidir bilmem.elle dergisinin sayfalarını karıştırırken maksat bu ya alışveriş yapmamıza yardımcı olabilmek için kıyafet resimleri koyuyolar.bikiniler, bluzlar, etekler, elbiseler ki onlarda kendi içlerinde bölünerek çoğalıolar gece elbisesi, gündüz elbisesi, gündüzden geceye akan elbise fln gibi ve altlarında astronomik rakamları yazıo.biz alamayalım diemi yazıolar acaba merak ediorum.nitekim elle gibi dergiler her kesimin okuyabiliceği (bakabiliceği desem daha doğru olur genelde reklamdan ibaret çünkü)bi dergi olarak bir straplez blüze nasıl 800 $ fiyat yazar.he diyebilirlerki bu derginin içeriğindeki ürünler zenginlere hitap edio.e ozaman madem öle derginin fiyatınıda 100 $ fln yapınki nasıl olsa zenginlere hitap edio ve bi bluze 1000$ verebilen yaratık hiiç çekinmeden bu dergiyede 100$ verebilir diğmi.





yabancı kökenli bi dergi olarak madem bisürü şeyin içeriğini değiştirerek türkçeleştiriosunuz bu kıyafetlerinde muadillerini koyun yada bari fiyatını yazarak insanları çileden çıkartıp fakir hissettirmeyin kardeşim .aaaaaaaaaaaa

vasat bi pazar günü....

nasıl eğlenceli hale gelir die düşünüorum gözümün üstüne far sürerken.birden aklıma beyoğluna gidip yaz alışverişlerimi yapmak geldi.sonra kankiyi aradım.hadi gel lan dedim gideriz gezeriz alışveriş yapar mağazalara akarız.bakırköydeymiş.havuza gidicekmiş.fln mış filanmış derken bazı sebeplerden dolayı onun havuz işi iptal oldu.bende attım kendimi dışarı bakırköye uçar gibi gittim.nitekim çok garip biçimde yollar boştu.bakırköyde insan bile yoktu.şaştım kaldım tam anlamıyla.büyük bi mağazaya girdim.tek amacım bikini almak.hedefe odaklanmışım.zayıflamışken bi de hazır şööle yandan bağlamalı ipli bikini alıcam.hatta az kalsın kendimi manken fln zannedip mayokini bile bakmayı düşündüm ki ellerim bikiniler arasında dolaştı.seçtim bikaç tane.girdim kabine.bikini denemek benim için hijyen açısından eziyet.sırf bu yüzden bikiniyi denemeden almışlığım var yani o derece hassasım.neyse bi hal çaresine bakıp denedim ama güzel olmadı denediklerim.alt güzel dursa üstü kötü durdu yada tümden kötüydü fln filan.sonra geçen sene aldığım markaya doğru gittim.zeki abinin kreasyonuna...bi bikini beğendim ama uğruna ölebilirim nasıl güzel.fiyatına özellikle bakmıorumki istediğim olursa üç aşağı 5 yukarı tahminde edebiliroum nasılsa diye.bedenine bakmak isterken aman allahım yanlışlıkla fiyatı gözüme çarptı.

245 ytl.

el kadar bikini.minnacık.büzüştürsem avucumun içine alabilirim.mayo diil, mayokini diil,bikini yahuu.geçen sene 140 ytl ye almıştım.en pahalı bikini oydu üstelik.ama bukadar zam neyin nesi.şoklar içinde bir hışımla hiiiç denemeden çıktım gittim ordan.daha uygun bi mağazadan çoook güzel ve hayal ettiğim fiyatta yandan bağlamalı siyahlı kırmızılı bi bikini aldım.
sonra bi iççamaşırı mağazasına girdim. kendimi kaybettim güzel güzel çamaşırlar aldım.yetmedi bi şortlu pijama takımı gördüm desenine vuruldum dayanamdım aldım.bi tuniğim vardı çiçekli böcekli.boyu elbise olmak için kısa, tunik olmak içinse uzundu.tayt istiodum beyaz.buldum ve aldım.bi tane düz taban terlikten dönme ayakkabı aldım.vee içlerinde en sevdiklerim olan puantiyeli kırmızı ve siyah 2 adet babet aldım fiyonklu fln nasıl ciciler anlatamam.giymek için sabırsızlanıorum ama bu hafta sonu sevgilimle buluşmamızda giyicem.pileli kırmızı eteğim ve beyaz bluzumun altına.kırmızıda çantamı alıcam.muhteşem olucam muhteşem.

sevgilim diyince o da haftasonu bulunduğu şehirde araba kiralayıp muaviniyle birlikte yakın çevre gezisi yaptılar.safranbolu,zonguldak,amasra ve diğer zonguldak ilçelerinde.yanında olamamak çok ama çok koydu.9 gündür görüşemioruz.bu cuma günü gelio kalbimin baharı,sevdiğim,herşeyim....

safranboludan oraya özgü pantalon etek gibi bişi var geçen sene almıştım bizzat ordan.ama siyahtı ve terlediğimde boyası çıkıodu.sevgilime beyazını sipariş verdim.çekme helvam ve yaprak helvamda gelio.ama herşeyden önemlisi aşkım gelio.



bu arada sevgilimin 4 ağustosta doğumgünü.temmuz sonu tatile çıkıcağımız ve burada olamıyacağımız için hediye işini önceden halletmem gerekiodu.aklımda uzun zamandır sabitlediğim bi fikir vardı.saat almak.armaniden dikdörtgen klasik tarzda bi saat istiodu ama ben bana bakmam için yolladığını beğenmemiştim.cumartesi günü bu işide halletmem gerektiğini düşünerek internet sitesinden bakıp beğendim modeller hakkında bilgi aldım.istediğim modellerden biri izmit şubelerinde mevcut diğeride maltepe.çok ilgiliydi hattaın diğer ucundaki bayan sağolsun.her iki modelide getirtti bulundukları yerlrden.sabahta aradı beni cebimden.yarın bakmaya gidicem ve alıcam.biri kahve rengi büyük kadran, diğeride siyah ve dikdörtgen klasik.ikiside şık bişi.bakalım hangisi olucak.


bu arada işimle alakalı çoktandır ısrar edilen dış ticaretle alakalı bi teklif vardı patronlarımızdan birinden.yaklaşık 7 -8 defa olmuştur.bende her seferinde yapamam edemem diyip geri çeviriodum.ama artık dayanamdım ve her işte bi hayır vardır bu adam bukadar ısrar ediosa bu işin başıma geçmem için vardır benim için iyi bişiler dedim ve kabul ettim.henüz başlamadım yeni işime lakin o geçiceiğim pozisyonda şu an bi başkası çalışıo.patronumuzun niyeti o bayanı işten çıkarmak.hayatımda bu kadar ot birini daha görmedim hakkaten.geldiğinden beri kimsenin sempatisini kazanamayan bi bayanı artık çıkartmak istiolar. onun yerinede ben geçicem.bakalım neler olucak.hayırlısı .....

bir mide kazıntısı girdi bedenime. çok acıktım galiba.ben yemeğe çıkıorum. güzel günleri ve sevgilimi sabırla ve sebat ederek bekliorum.






güzel ve mutlu öğlenler herkese.....

25 Haziran 2007 Pazartesi

22 Haziran 2007 Cuma

hazırmısınız?
evet efendim...
kemanın akordu tamam mı?
ewt.
iyi başlayabiliriz.
fa
la mi
re mi fa
si ye dikkat et
affedersiniz!
sol
si fa
sol la si
la si do la fa

.......özdemir erdoğan........
(keman öğretmeni)

içimdeki tüm notalar böyle ahenkli çalsın istiorum.çoğu zaman içimdeki şarkı biterken hala bi ahenk beklio olmam ilginç tabii.

dün bisiklete binerken ağladım hüngür hüngür.bisiklete binerken yapılıcak iş mi bu?

diil ama tutamadım kendimi.zaten ota b..ka ağlayan bi kız oldum çıktım,halim duman.ölecene kendi kendime ağlayıp ağlayıp sustum bi süre sonra.işin ilginç yanı bugün kendimi pek bi süper hissediorum.çok güzel giyindim, bakımlıyım akşama benim kankiyi işyerinde baskına gidicem.pierre lotiye gidelim istiorum.türk kahvesi içmek için şahane bi yer orası.mmm yanında bi tane sigara içebilirim hem.saat 2 oldu ama ben hala sigara içmedim.şahane bişi.hemde öğle yemeğimide yedim yani.hani yemek üzeri sigara ii gidio ya ondan mütevellit:)

aylinin yaptığı yorumu okudum son yazım hakkında.yaprak dökümü resmindekini benim ailem sanmasına çok güldüm:)

klimayı hangi ayarda tutarsam tutuyım bi müddet sonra üşütüo.anasını satıyım kapatıorum elim ayağım buz oldu die.bu seferde anında ısınıo.ne menem bişi bu böle ya.yıllardır bi ayar yapamadım gitti.zaten başımıda ağrıtıo salak alet.aspiratör getirin bana.(belkide vantilatördür adı...amaaan neyse işte o pervanesi dönen şeyden işte)

dün birden bire yerimden kalkıp zeynebin yanına gidip aşağıdan birini çağır,10bin kalorili bol çukulatalı dondurma aldırcam dedim.sonra zeynep kendi gitti aldı ama bol kalorili dondurma bulamamış gitmiş max almış(çocuk işi hıh)

şiddetli kalori alma isteğimi max karşılayamıcaktı elbette.bende çekmecemde zor zamanlar için sakladığım tatlı krizini tatlıya bağlayan tatlıyı(danette danone) açtım koydum önümüze.sonra patronlarımızdan birinin yurtdışından getirdiği çukulatalar vardı yine aynı çekmecede.ondanda 2 tane aldım bi ön yaptım:)sonra iğrenç biçimde max'ı danettenin içine soka soka bi güzel yedim(kaşık yoktuda)

sonracığıma eve gittim annem mantar yemeğiyle makarna yapmış.pisboğazlık yaptığım için yiyemedim tabiiki.sabah kalktım hassas tartıya çıktım.gene aynı kiloyum.ben bu kilo işini anlayamadım gitti.şimdi ben yiyorum kilo almıorum.yemiorum kiloda vermiorum.bu nasıl iş biri bana anlatsın.




aylincim sen bilirsin bu işleri en az ben kadar takık gördüm senide kilolar konusunda.ya şu beden bi güzellik yapsın 3 kilocuk daha versin bişi istemiorum.tüm internet camiası şahidimdir eğer ki şu bi kaç zaman içerisinde bu kiloyu diet yapmama rağmen vermez ise kendisine şok diet uygulattırılıcak,açlığa mahkum edilecektir.aaaaaaaaaaa ama......

ahhh aşkım aradı.güzel seslim benim.çarptı gitti yine beni öğlen öğlen.gelde çalış şimdi :0


ufak çapta batı karadeniz turu yapıcaklarmış yarın.amasya,safranbolu ve diğer zonguldak ilçelerini.bana safranboludan ifil ifil uçuşan pantalonlardan al e mi?bi de çekme helva istiorum.

geçen seneki gezimizde uğramıştık safranboluya.bir sene geçmiş ogünden bu yana.devrekte şapşahane bi kuyu kebabı yemiştik.sonrada safranbolunun o minnacık daracık sevimli sokaklarını dolaşıp alışveriş yapmıştık, sevdiklerimize hediyeler almıştık.sıcak bi yaz günüydü ve önümde daha bi haftalık tatilim vardı.ertesi gün yazlığa geçicektim anne kız yayıla yayıla tatil yapıcaktık.ne güzeldi. her istediğimi yapabildim geçen sene.plajda uzuuun uzun güneşlenip okuyamadığım kitaplara gömmüştüm başımı.geç kalkıp güzel ve mutluluk verici kahvaltılar yapmıştık.bisiklete biniodum akşam üsteleri gün batarken.güneşin kayboluşunu izlemeye gidiodum limana.balıkçı teknelerine bakıodum içimde kocaman bi huzur ve sükun.

güzel bi tatildi.hem gezmeli hem dinlenceli günlerdi.bakalım bu sene nasıl geçicek.ozaman hayatımda yoktu sevgilim.yalnızdım,hem de ne yalnız.şimdi birlikte geçiricez bu seneki tatili.beraber denize giricez güneşlenicez,yemek yicez bisiklete binicez.dışardan bakıldığında nekadar sıradan eylemler ama bana heycan verici gelio işte.çoğu aşktan, kalanıda tatilde olma isteğinden kaynaklanıo.

umarım herkesin tatili güzel geçer.

21 Haziran 2007 Perşembe

UYKU???








kabus gibi geçen bir gece.kendi yatağımda diildim.uyuyamadım,uyuduğumda çok geç olmuştu.nefes alamıo gibiydim.çok sıcaktı.bi sivrisinek durmadan başımın üstünde gezip durdu ve sonunda muhtelif yerlerimden ısırarak sırra kadem bastı.yetmezmiş gibi erken gece uykusuna geçen yeğenim arda gecenin bi yarısı akşam sütünü içmeden uyuduğu için görevini icra etmek üzere uyandı.bir biberon ballı sütünü söylene söylene içti.sevgilimi aradım belki uyumamıştır diye.teleonda sevdi beni azıcık,şımarttı birazda.



sigarayı fazlalaştırdım bugünlerde.huzursuz uykulara teslim ettim kendimi böylece.çünkü sanırım rahat nefes alamıorum.bırakmaya karar verdim olmuo böle.



zaten bozuk olan sinirlerim tavan yapıp beni canımdan bezdirmeye kesin kararlı.pozitif düşünüorum secret taki gibi ama hayır,olmuo.çünkü pozitif düşünmek için hissetmekte gerek aynı zamanda.
dünyada secret safsatası diye bişey var ki bu aslında tüm dünyaca iç huzurumuzu kör kuyulara attığımızın göstergesi oluo.zaten kişisel gelişim kitaplarından ve konularını içeren herhangi tüm basın yayın organlarından hiiiç hazetmem.bi secretçılıktır gidio bakalım hayırlısı.bi arada ferrarisini satan bilge pek meşhurdu.hatta bekledik bi süre bu kitaptan sonra bakalım kaç ferrarili abimiz satılığa çıkarıcak diye arabalarını ama ıhhh işe yaramadı robin s.sharma abimizin öğretileri.feyz alamadık onun hayatını bi türlü.
bla bla bla



dün iş çıkışı randevu aldığım kuaföre gittik manikür pedikür için.sağolsun amelyacığım bir saat sadece pedikürümle uğraştı.ayak peelingi masajı fln derken bayaca bi şımarttı beni yani.koştur koştur gittim abimlere nitekim yaprak dökümü başlıodu ve üstelik sezon finaliydi.acılarımız son bulmadı
vesselam.fikretle,alirızayla ,leylayla içlenmeye dertlenmeye devam edicez önümüzdeki sezondada.ama bu dizi cidden ödülü haketti artık ya. dizi başlarken kendimi tutmasam ağlamaya başlar bitene kadarda salya sümük giderim yalnız başıma olsam.bukadarmı güzel oynar tüm oyuncuları.hele o leylanın son delirmiş performansı muhteşem.fikret(bennu yıldırımlar)ondan hiç bahsetmicem.yani ayrı ayrı hepsi çok ama çok iyiler.



dün reklam arasında camdan başımı uzatıp bi sigara içiyim dedim.normalde abimlerin evinin orası canlıdır kıpır kıpırdır.yalanım varsa noolıyım etraf bir sessizliğe bürünmüş sokaktan çıt çıkmıo.millet erkekli kadınlı karılı kocalı oturmuş muhtemelen yaprak dökümünü izlio die geçirdim içimden.vay bee dedim ne diziymiş.



sabah yataktan kalkarken aklıma zeynebe telefon açıp beli tutulmuş,boynu tutulmuş gibi ufak tefek yalan söylemesini istemek geldi.ama iş bilinci öne çıkıp yine geldim işe.



dün izin için belli bi tarih söylememekle birlikte yaklaşık günler içinde bu hakkımızı kullanıcağımızı söyledik ilgili şahsa.daha hazirandayız fln dedi ama biz yinede erkende olsa söylemeyi tercih ettik.işlerine gelmeyen şeyler konusunda balık hafızalı oldukları için sanırım.



bizimde böle sıkıntılarımız var işte.hakkımız olanı isterken bile sıkıntıya düşüp nasıl sölücez nasıl edicez nasıl yapıcaz oluoruz.bu izin bizim hakkımız ama sıkıntısını yaşıoruz söylemeden evvel.aynı şeyi vergi iadelerimizi isterkende yaşadık hemde kaç defa.düşünceden yoksun mahlukatlar oldukları için elli defa vergi iade paralarımızı istemek zorunda kaldık.3ay sonra verdi buna rağmen.sanki cebinden çıkıo anasını satıyım.



şimdilerde tek dileğim bi an önce iznimi kullanıp burdan birsüreliğinede olsa çekip gitmek.zaten işler kötü.yığınlarca kredi borçları var ve birsürü çek.takastan kıl payı dönen şahsi çekleri,habire dönen diğer müşteri çekleri,durgun piyasa,ithalatı duran aksesuarlar ve diğer sebeplerden dolayı bugüne geldik.işler kötü.dün zeyneple konuştuk.kimse iç açıcı konuşmaz oldu artık burda.bari bizi çıkartsalar işten.yapamıoruz ya bi türlü.çekip gidemioruz ya.işimiz kolaylaşıcak en azından.tazminatımızıda alır çekip gideriz dioruz.yani işten çıkartılmaktan mutlu olucaz kısaca ama herşey şu anda çok havada.allah sonumuzu hayır etsin.











20 Haziran 2007 Çarşamba

içimde çığ gibi büyüyen sıkıntının yanında sevgilimin gidişiyle artan bunaltan bıktıran günler içindeyim.dibe vurmuş gibi hissediorum kendimi.insan senede 2 defa depresyona girermiş sanırım doğru çünkü ben artık dayanamadım ve girdim şu depresyon denilen haleti ruhiyeye.
az uyumanın çok uyumanın güzel vakit geçirmenin mutlu olmanın istediğim eylemlerin hepsini yapmış olmanın dahi yetmediği günler bunlar.içimdeki herşey grift olmuş çözülmek istemeyen anlamsız soru işeretlerinden ibaret aslında.
kafam dağnık.gün ortasında patt diye uykum gelio.nefes alamıo gibi oluorum ki psikolojik eminim.canım kimseyle konuşmak yada tartışmak hele hele erkek muhabbeti yapan kızların içinde bulunmak hiç ama hiç istemio.
sevgilimi özledim...
aslında onu bu dönemimde can simidi olarak gören yine benim.1buçuk ay sonra tatile çıkıcaz ama ben bu süreyi gözümde dağ gibi yaptım kocaman oldu bu süreç.aşılması gereken koca bi tepe gibi.sonra kendimizi tepeden aşağıya bırakıcaz ama o gün hiç gelmicek gibi.
şu anki hislerimle tatilden sonra bu işyerine birdaha dönemem ayaklarım gitmez gibi gelio.öyle bi yılgınlık bıkkınlık işte bu.
bazen sabahları uayndığımda ağlıorum.hüngür şakır diil belki ama gözlerimden bikaç adet gözyaşı düşüo işte.bi mengenenin içindeymişim gibi.ne garip halbuki kötü giden hiç ama hiçbişey yok.sadece tatile ihtiyacım var.burdan uzaklaşmaya başka biyere sessiz biyere etrafımda istediğim sevdiğim insanların olduğu bi yere ki orası benim cennetim.
sevgilim karadeniz ereğlisinde.10.30 otobüsüyle gitti.4buçuk saatlik yol dedi teselli için ama dün farkettimki onun aramadığı her dakikayı benden dahada uzaklaşmış saydığım için daha bi kederlendim.bu dayanılması çok zor bi durum katlanmak dayanmak beklemek....her kelimenin anlamı ayrı ayrı ağırlık taşıo ve ben şu aralar bunu taşıyamıyacak kadar güçsüz ve düşkün hissediorum kendimi.
hafif beslenmeye devam ediorum dahada hafifleyebilmek için.ama sanırım bedenimden giden kiloların yanısıra ruhumda çok kilo kaybetti.ağırlığını yitirdi.ve sonuç olarak şuna vardım.yemek yemek düşünmeden sorunsuzca kalori hesabından uzakta yaşamak,çukulata,dondurma yiyebilmenin özgürlüğü insanı mutlu eden bişey.ve bunların hiçbirini yapamıo olmakta mutsuz edici.enteresan bi çelişki belki ama bedenimi formda görmek bana kendimi hem iyi hissettirio öte yandan kendimi kısıtlanmış kıstırılmış otlara mahkum insanı kendine getiricek yiyeceklerden uzakta yaşamaya mahkum ettiği içinde çok ama çok mutsuz.
hayatın bir numaralı altın kuralı şu:
1 tadı güzel olan herşey kalorilidir.
2 güzel olan herşey aynı zamanda pahalıdır.
mapazadaki en ama en pahalı giyeceği beğenebilme yeteneğine sahibim.en pahalı ayakkabı en kalorili pastayı seçmeyede yeteneğim var.
eskiden ne bulursam abur cubur adına herşeyi yerdim.2 aydan fazladır yemiorum ama buna rağmen gram oynamadan duruorum yerimde.kiloda vermiorum almıorumda.garip diğmi bedenim benle inatlaşıo ama ben ondan daha inatım.
aklıma pazar günümüz geldi.minderlerin üstünde yemek yiyişimiz.donjondaydık yine.rumeli hisarında.geç gittik kalabalıktı ama yinede çok güzeldi.cumartesi günüde ikimizinde sevdiği takip ettiği hatta hayran olduğu bi adamın Tarantinonun son filmi olan DEATH PROOF'a gittik.eğer tarantino severlerdenseniz hiiç şikayet etmeden filmi izler ve konusuna göre kendinizce yaa bu adam böle abi yaa yapmış yine işte ama kötü ama iyi diyip seyre dalarsınız.


tarantino filmlerinin belli bi hayran kitlesi vardır.iyide olsa kötüde olsa hatta dünyanın en boktan filmi dahi olsada yinede gidip izlersiniz.bizde o kesimlerdeniz.gittik ve seyrettik ve şahsen ben oldukça keyif aldım.
şunu ilave etmeliyimki filmin son sahnesinde ki tarantinonunda zamanında belirttiği üzere:şimdiye kadar en iyi araba sahnelerinden birini çektim.. demişti.cidden çok iyi bi araba sahnesi var.diğer araba sahnelerinden oldukça farklı.
aslında film sevgilimden dediği gibi tam bir kız filmi.neden yaş sınırı koyduklarınıda anlayabilmiş değilim doğrusu.Kurt Russell tam bir ayak fetişisti ve ayak gördüğünde dayanamıo(benim ayaklarımı görse kaçardı herhalde).filmde bol bol baldır göbek bacak ve ayak görüoruz.ve kucak dansı neymiş öğrenioruz:)
Kurt Russell bi dublör ve katil tipli bi arabası var.araba ciddi bi modif,ye operasyonundan sonra Kurt'unda dediği gibi ölüm geçirmez biçime gelio.bi grup kızı bu arabayla parçapinçik ettikten sonra başka bi baldırıçıplak grubuda gözüne kestirioki işte burda hata yaptığını anlıo.kadınların intikamı acı olurmuş.ölümle sonuçlanıcak bi intikam alıolar ama o sahneler bence çok heycanlı ve keyifliydi.
sevgilimden duyduğuma göre tüm o tehlikeli araba sahnelerinin hepsi gerçek çekimden oluşuo.herhangi bi pc katkısı olmadan ve üzerinde oynamadan.bu da filmi gözümüzde daha güzelleştirio.



Tarantinonun kankisi olan Robert Rodriguez'in devam niteliğini taşıyan ve başrolünde Bruce Wills'in oynadığı filmi de 20 temmuzda sinemalarda.onuda izlemeden olmaz elbette.