8 Haziran 2007 Cuma

mmmm buz gibi bir karpuzzzz


karpuzu çok seven, onsuz yapamayan, her yemeğin yanına yakıştıran biri diilim ama bunu yapan bi ailem var.

yaz günleri denizden eve akşam yemeğine çağıran anneme içicek bişiler varmı? diye sorduğumda karpuz var der.annem karpuzu gerektiğinde yoğurt ,ayran ,kola vb.. içiceklerin yerine rahatlıkla koyabilir.lakin onun için önemli olan yutulma kolaylığını yaratmasıdır.yoksa sanırım o da bilio karpuzla kolanın yada yoğurdun aynı şey olmadığını.bi kere arada asit farkı var yaww..:)

karpuz konusuna nerden girdim?

sabah gazetesinde sunay akının köşesini okudum az önce.kendisini pek severim.karpuzdan bahsedio yazısında.sabah işe gelirken canım bişi istio ama ne fln die düşünürken karpuz istediğime karar verdim.şöle soğuk bir dilim karpuz.yanındada peynirim ve simitim.sonra gazetemi okumaya başladım sunay akının karpuz yazısını gördüm gülümsedim ama asıl buraya bunu yazma amacım sonuna eklediği çok şirin bi şiirdir.ayrıca karpuzla ilgili bi iki hikayeside hoşuma gitti ki buraya yazmalıyım.
savaşmak zorunda kalan meksikalıların dinlenmek için bi köşeye oturup karpuz yemeye başladıkları bir sırada kendi bayraklarının ne renk olucağı suali gelir akıllarına.düşünürler taşınırlar ve içlerinden biri yediğimiz şu karpuzun renkleri gibi olsun der ve yeşil kırmızı beyazlı bi bayrakları olur.ayrıca sunay akın küçük bi anısını da anlatır.

bigün köprüye doğru yolda ağır ağır giderken bi polisin bi araca ceza yazdığını görür ve merak eder.ceza kesilen araç bi şekilde arıza yapmıştır ve araç sahibi reflektörleri olmadığı için bagajında daha önceden satın aldığı karpuzu ortadan ikiye keserek reflektör işlevine sokar ve polise yalvarırcasına:

-yapma be abi o da kırmızı bu da kırmızı der:) yani türkün aklıyla karpuz sadece karpuzluğunu yaşayamayacaktır bu ülkede.

ama şimdi bir dilim buz gibi bi karpuz ne giderdi beh.şu aşağıdaki şiirde içi yanıpta canı karpuz isteyenlere gitsin.

Babam iki tek atınca

Hadi seni karpuzlara götüreyim derdi

Karpuzlar Gebze'de oturan kızlardı.

Annem kızarır,kızar...

Bey çox,cuk daha küçük,der

Mutfağa gider ağlardı.

Babamkarpuzdan anlardı
........(Cevat Çapan)........

7 Haziran 2007 Perşembe

bu sabah yağmur va........................................

bu sabah yağmur var istanbulda...


bir mfö şarkısından öte bişi bu söylediğim.bu sabah şakır şakır yağmur var dışarda.sabah saat 6 da uyandım hiç adetim olmayarak.gök gürlüodu yağmur feci biçimde yağıodu.böle zamanlarda ortaya çıkan yorganı başıma kadar çekip yatma isteği yine attı kendini dışarı.uyuyamadım o vakitten sonra.camlarımdan birinin perdesini kaldırıp dışarıya baktım.gün henüz uyanmadan yağan yağmuru izlemek çok keyifli.insan yok dışarda.başrolde mutluluktan sevinç çığlıkları atan bahçemiz, gürleyen gök ve yağan yağmur var.benim gibi figüranlarda camın arkasından bu harika eseri izlio işte.
saat 10'u 20 geçio.kendimiiyi hissediorum.something stupid çalıo media'da.keyifli bişiler var üstümde bugün.güzel güzel kahvaltımı yaptım.az sonra kendime kahve söylücem.miss kokularıyle gelicek kahvem önüme.ahhh mutluluk bu işte.sağlıkla keyfine varabilmek en sevdiğin şeyin.



az evvel seyyan hanım çalıodu.atatürk zamanından bi sanatçı seyyan hanım.ve tangolarıyla meşhurdur.beyoğlundaki kafelerden birinde çalardı durmadan.hani şu sıkı fıkı nohut oda bakla sofa hesabı küçücük ama sımsıcacık kafeler vardır ya işte onlardan birinde.ahşap masaları olan üzerlerinde minik mumların olduğu melankolikliğe sürüklücek cinsten olan kafelerden birinde işte.sonra bu albümü sevdiğim biri bana verdi.plaktan cd ye çekim olduğu için hala o ses çıtırtılarını duyabiliosunuz rahatlıkla.yani gözünü kapatsa insan sanki cd diilde plak dinliomuş gibi hissedebilir.o lezzette bişi yani.




işte dinlerken kendimi o kafelerden birinde hissettim.beyoğlunuda özledim ama istanbulun şu yağmurlu halini en iyi beyoğlu yansıtıo galiba.eskiyle yeninin eşsiz uyumu tamamiyle orada.


kendimi o kafelerden birinde hayal ediorum.aynen şimdiki gibi karanlığa dönük bi havada minimum insanın gelip geçtiği bi masada oturuorum.hemen önümde sımsıcacık miss gibi kokan kahvem var ve yanındada tarçınlı elmalı bir dilim turta.en sevdiğim kitaplardan birinide almışım yanıma.yada bi kitapçıya uğramışım gelmeden önce oraya.ve istediğim kitaplardan bikaçına sahip olmuşum,inceliorum herbirini yavaştan.hiiç acelem yokmuş mesela.yetişmem gereken birileri, bi araç, bi iş, bi arkadaş.... hiçbiri yokmuş.ben kendimleymişim.yetişmem gereken bir ben varmış orda.ruhumun içinde habire benden kaçmaya çalışan bir ben.belki bugün onu yakalayabilirim bu hayalimle.yanyana, başbaşa gidebiliriz belki bir süreliğinede olsa.insan ruhuyla bedenini biraraya getirmekte ne çok zorlanıo.birtek sevgilimle ve ailemleyken ikisini yanyana tutabiliorum. onun dışındaki heryerde ve herşeyde hep birbirinden çok uzaktalar.işte bugün tam zamanı.çünkü ikiside tam şu anda bunu istio.


ben bi kahve söylücem kendime.yanında tarçınlı turtam yok ama olsun hayalim var:)



afiyet olsun...


6 Haziran 2007 Çarşamba

1000 1 GECE


bu füsunlar hep böle gıcıkmı olmak zorundalar.tipleriyle huyları nekadarda örtüşüo böle.hep kıllık, hep uyuzluk, huysuzluk peşinde olan geçimsiz tipler.


tabiiki binbir gece dizisinden bahsediorum ve oradaki füsun karakterinden.ya tamam bu bi dizi ve gerçeği çok fazla yansıtmıo.yani en azından burdaki insanlar rol kesio ama bukadarmı adıyla huyu örtüşen bi karakter olabilir.


şeytan dioki tut saçlarından ki saçları pek güzel, pek bi ahenkli.yol yolabildiğin kadar.hele o ikide birde şırfıntının kollarına koştu yine ali kemal diyişi.sürüm sürüm süründürücem çocuklarının yüzüne hasret kalıcak diyişi.ahh yarabbim valla dövesim gelio yaa.


ali kemal ayrı bi uyuz zaten.kaynana dersen aşırı sabırlı.insan böle insanüstü bi yaratık varmı dünya üstünde die merak etmeden duramıo hemde kaynana olucak ama ve gelinlerin en huysuzuna, en kılına bile katlanabilicek.gıkını çıkarmadan üstelik...


nerdeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee.....


film işte nolucak.


dizide sevgiliminde benimde en sevdiğimiz karakter füsunun kardeşi olan gani.


gani efendi die çağırıo ya burhan amcası..ganinin o savsak hali ve o başka kimsede görülemiyecek bi ifade ile bakışı fln.biz sevioruz ganiyi.daha öncede havinle baranın kavuşulamayan aşk hikayelerinin olduğu bi dizide havinin kafesindeki aşçı rolündeydi.ordada savsak ,saçma bi karakter çiziodu ama ben yinede ordada seviodum.


ganiyi kutluoruz.eğer gerçek hayattada tarzı böle dillse şayet gayet ii rol kesio yaniii.:)


kerem ile bennuya gelince... bence ayrılmasınlar çünkü ikisindede leyla bi hal var.ikiside alkole vuruo kendini zaaf anlarında.ikiside duygusal.gayet iiler bence.


ve aybalam balakuşum,mihriban ablam.


o da pek yahşi rol kesiyer.:)


başkaa başkaa.he bi de bu aralar dizide pek görünmüo.zeynep die bi kız vardı ya.hani kereme yavşayan.onada çok gıcık oluodum.hele o gülüşü fln.ıyyy.hee ses tonu çok süper ama onuda söliim.


vee başrol oyuncularına geldi sıra.


belgüzar ile halit


halit ergençin her kurduğu cümlenin yüklemini sonuna kadar heceleyerek ve bastırarak söylemesi artık çok ko-mik(onur modeli).hayır bişi diil yakında o da asmalı konaktaki rolüyle gönüllerimize taht kuran!!! özcan denizin mimiklerinin diziden sonra üzerine yapışıp kalması gibi her cümleyi reel hayatta böyle bitirir o-lu-cak.(onur modeli)kel olmasına rağmen saçlarını kısa kesişi gayet modern.(sevgilimede sölüorum halit gibi yap diorum ama kendisi arkaya iteklemeyi seçio:p)velhasıl artık şu yüklemleri ilkokul çocukları gibi hecelemesin lütfen yaa.


belgüzardada beni rahatsız eden bişiler var ama nasıl desemki?fazla düz,dik özelliksiz gibi.yani keremle onurun öle uğruna savaşıcakları kadar güzel ve çekici olmayan ama buna rağmen öyleymiş gibi lanse edilip, yetmezmiş gibi dikte edilmeye çalışılan ve sonucunda alla alla ulan bu kızda bizim göremediğimiz bişi var herhalde diyip kendimizi zorlayarak maaile beğenmeye çabaladığımız karakter.


şehrazatt eviliyaoğluuu.

hafta içinde seyrettiğim dizilerden ilki bu diğeride yaprak dökümü.başkada bişi izleyemiorum.bi de dün akşam reklam aralarında lara croft'u izledim accık.beğeniorum seviorum bu hatunu yaa.angelina jolie...

böle işte.öğlen olmuş yemek vakti gelmiş ama ben yine simit ayrana talim.offfffff yarabbim offffffff


5 Haziran 2007 Salı

geçmeyen zaman,gelmeyen tatil:(


günler aynı sıkıcılık ve boğuculukta geçio.daha doğrusu geçmio.zamanı ittirip duruyorum çünkü kendisi bu işyerindeyken geçmeyi hala öğrenebilmiş değil.akşamlarıda bilhassa son gaz geçio ve ben hiçbişeye yetişemediğimi düşünüorum.bir kısır döngü adeta...

aslında şu yaz saati uygulamasından önce böyle şeyleri az yaşayan bi insandım ama şimdi tahammül seviyem diplere vurduğundan ve burda kaldığım her dakikanın koca bi zaman kaybı olduğunu düşünmemden dolayı çok daha fazla sıkılıorum.

bugün hiç kelime kirliliği yapmadım.minimum ve gerekli miktarda cümlelerim oldu.mecburi cümleler yani.zeyneple bile konuşmadım hatta msn'i yüzüne kapattım.istemiorum konuşmak.içimdeki ses zaten her daim bangır bangır bağırıo.duymadıkları ve sadece benim duyabiliceğim bişi olduğu için onlara hiç konuşmuyomuşum gibi gelio haliylen.

ne yapabilirim diye düşünerek geliorum her allahın günü.iş mi değiştirmeliyim bilmiorum ama öte yandan bu düşünce beni geriyo.yeniden, yeni baştan bişeylere başlamak, yeni ortam, yeni insanlar ve yeni PATRON!!!! bu kısmı özellikle çok önemli elbette.

onlarada katlanamıyorum.şu aralar hiçbi zararları dokunmuo olsa bile yinede katlanamıorum.aslında ben bu aralar kendimede katlanamıorum.

sakinlik.................

ben diilim bunları yazan lakin bugün hiç konuşmadığımı ve burdan çıkana kadarda bunu uygulayacağımı söylemiştim kendime.dolayısıyla bunları yazan parmaklarım.onlarında ağzı var biliosunuzki.ağzı olanın konuşması icap ettiği gibi konuşuolar işte habire.

saçmalık.............

tatilim fena halde geldi.bu sefer habire beni sobeler oldu dahası bende artık ebelenmekten kaçamaz oldum:(

sobeeee...............

akşama evde balık olması gerek.şimdi anneme bi telefon açıyım içicek bişiler varmı sorıyım eğer yok ise bi diet kola kapıyım bakkaldan.fena halde asitli bişiler istio canım.
yuppiii...............
diete halen devam elbetteki.bu da sıkıo beni.spora gidebilicek saatler içinde çalışabilseydim istediğim herşeyi kasmadan yiyebilir,her yediğim şeyin kalorisini hesap makinesiyle hesaplamaktan kurtulabilirdim.

ama azimliyim.4 kg daha verdimmi bu iş biter.sonrası koruma programı ,,,,,sonrası allah kerim......



4 Haziran 2007 Pazartesi

ayakkabı


bugün yılın ilk açık ayakkabısını,parmakarası terliklerimi giydim.
hayatım boyunca ayağımı vurmayan (tek bi ipten ibaret ayakkabılarda dahil olmak üzere )bi ayakkabı yada terlik çeşidine rastlamadım.
yapmadığım işlem, kullanmadığım malzeme yok,kalmadı.
ayak derim ince ve buyüzden her ayakkabı ayağımı vuruyo.bi de üstüne terleyen bi ayaklara sahipseniz sonuç kaçınılmaz oluo.
ama bu diilki ben güzel, şık ayakkabı giymekten vazgeçiorum.hertürlü ayakkabıyı giymeye devam,,,onlarda benim ayağımı vurmaya devam ediolar tabiiki...çok umrumdaydı sanki.
hıhh!!!

silah sesleri


dün geceyarısı saat tam 3'ü 20 geçe silah sesleriyle uyandım.ilk önce kendimde olup olmadığımı,bunun bi rüyamı, yoksa gerçekmi olduğunu algılamaya başladıktan sonra silah seslerinin ardarda tekrar atılmasıyla bunu reelde yaşadığıma karar verdim.bi kaç dakika boyunca kimi zaman tek atış kimi zaman arka arkaya silah sesleri devam etti.yattığım yerden ne olduğunu anlamaya çalıştım.gariptirki bunu yapan her kimse sokağa atış yapıodu ki ciddi bi yankı seside geliodu hemen arkasından.hangi aklı başında gibi durupta zihinsel sorunu olan insan acaba diye düşündüm bisüre.ya pencereyi açık yattığımdan ve gece soğuk olduğundan yada uykumun bölünmüş olmasından dolayı bugün keyifsizim.yetmezmiş gibi bi de bugün pazartesi.heryerim ağrıo galiba yel de aldım.bi de dün akşam bazı can sıkıcı konulardan bahsettik sevgilimle.tüm bu etkenlerin birleşmesi sonucu bugün pekde iyi diilim.

hala düşünüorum kimdi o kurşunları sıkan.ya birinin evine isabet etse.nasıl bi zihniyet nasıl bir düşüncesizliktir bu.nerde yaşıoruz allahım.

arkadaşlarımdan biri bigün kuaföre gitmiş.tesettürlü, cicili bicili bi bayan çantasından çıkardığı oyuncağa benzeyen ama asla oyuncak olmayan gerçek bi tabancayı ordaki bayanlardan birine göstererek:

-şuna baksana ne ufak bişi... gibilerinden keyifle, sevilicek, sevimli bişeymiş gibi anlatıyormuş.

vah vah demiştim içimden.silah bulmak okadar kolaylaşmışki.kullanmasını bilen bilmeyen herkesin cebinde taşıdığı bi alet gibi artık.

bu blogta daha öncede yazmıştım eli tabanca tutan güvenlik güçlerimizden birinin bi anda aklını yitirip cebindeki tabancasıyla etrafa rastgele ateş açmasından korktuğumdan bahsetmiştim.korkum depreşti yine.

allah halimize acısın.bu salak yüzündende bugünüm böle sürüp gidicek anlaşılan ve saat henüz 12.20

:(

3 Haziran 2007 Pazar

BİR TATLI HUZUR





























şööle yeşillikler içinde boğaza nazır,önünde pırıl pırıl bi deniz, arkanda yeşil bi orman, havada muhteşem,üstümüzde büyük güneş geçirmez şemsiyeler,hemen yanımızda koca bir hamak,öte yanında sallanan rahat bi salıncak,yerlerde büyük minderler nereye baksam sevgilimin gözleri,elleri,yüzü,kokusu...


koca bir tabak dolusu bol kalorili bar tabağı.sosisler, patates kroketler,elma dilim patatesler, baharatlı köfteler,sevgilimin kahveli ceviz krokantlı dondurması,yalnızlık,sessizlik,aşk,sevgi,yemek...........


bu tabloyu anlatmak için daha bisürü uzatma yapabilirim ama yeter dicem kendimi düşünerek.çünkü ordan hiiiç ayrılasım gelmedi.


DONJON.....


muhteşem güzellikte bi yer tabii ne istediğinize ne beklediğinize bağlı.biz buranın müdavimi oluruz.geçen sene kankimle kaçış noktalarımızdan birisiydi burası.koca minderlere yayılarak kocaman makarna tabaklarına gömülürdük muhteşem boğaz manzarasına karşı hele hele akşamları.


bu sene ilk defa açılışı sevgilimle,aşkımla yaptık.


peformansından hiçbişey kaybetmeyen bu mekan sanırım yanımda sevdiğim olduğundan dolayı bikaç + puan daha aldı benden.yalnız istersek havuzda serinleyebiliceğimizi söyleyen bazı insanların bu düşüncelerine güldüm.nitekim havuz minnacık süs havuzu gibi bişeydi.yani bir ,iki,üçüncü kulaçtan sonra geri dönmeniz gerekio:)


olsun...zaten biz havuzuna diil; hamağına,havasına,minderlerine tav olupta gelmiştik.


sevgilimle mecidiyeköyde buluşup rumelihisarı üstü aracına binerek son durakta indik.zaten orda başladı herşey.üstten alta yani sahile inmek için dönemeçli bi rampa inmek durumundaydık ve üstelik bu yürüdüğümüz yol sağlı sollu sevimli ve çok güzel evlerle doluydu.sahile yaklaşıpta denizi sokak aralarından gördüğümde karşılaştığım manzara beni heycanlandırdı.lakin düşündük....İSTANBUL bambaşka biyer.ve burdan başka hiçbiyerde yaşayamayız.


gerçek anlamda keyifli günlerimizden biriydi.yayıla yayıla uzana uzana diettede diildim üstelik.istediğim şeyi yeme özgürlüğümde vardı.herşey muhteşemdi tabiiki.ordan çıktıktan sonra biraz daha sahilde yürüyüp bi araca bindik ama malum otobüs şöförlerinin yaklaşın,yanaşın arkası boş önü boş dayan aban birbirinizin içine girin adeta ....gibi tavırları yüzünden inip ortaköyden taksiye geçtik.otobüs diye ısrar etmemeliydim anlaşılan çünkü sevgilim şöföre baya bi çıkıştı bende birazcık korktum. ilk defa onu birisine bağırırken gördümde ondan:)


abimlerin taşınma işi vardı cumartesi günü.akşam oraya geçtim.bi şansımı deniyim dedim kuaföre gitme konusunda çünkü randevu almamıştım.nitekim giremedim kuaföre çünkü randevuları doluymuş.gerisin geriye döndüm yine abimlere.kalan bazı ıvır kıvırları yerleştirdik ikoyla.sonrada ben teyzeme gittim ve orda kaldım.


pazar sabahı normalde annemlere gidicektim.ama teyzem evde kimse olmadığı için yalnızdı benimde gönlüm razı olmayınca oturdum onunla kahvaltı yaptım.bi masa etrafında aynı anda yemek yemeyi seven ve bu konuda taviz vermeyi istemeyen babam söylenmiş ben gitmedim die kahvaltıya.bisürü veryansın etmiş.çok geziomuşum, çok çıkıomuşum sevgilimle, falanmışta filanmışta.bisürü söylenmiş ama tabii ben orda olmadığım için annem çekmek zorunda kalmış tüm bunları.sonrada onunla tartışmışlar benim yüzümden.yani bi gitmedim diye boşu boşuna can sıkıntısı yaşanmış.annemde söylenmiş haliylen.bana diil bunları kızına söyle demiş.babamında bi huyu var bana karşı asla bişi demez annemi yer içten içe.


misal: geç kalırım bana bişi demez ama ben gelene kadar annemi yer bitirir.veya bişeyden rahatsızmı oldu? annemi yer yine.ben gelincede hiçbişey demez.annecimde babamın bu halinden sıkılmışki yeter artık bıktım seni müdafaa etmekten idare etmekten dedi.bunları konuştuğumuzda abimlerde iş yapıoduk sevgilim aradı üstüne.ona anlattım bende olan olayları ve sonrasında gece yarısına kadar aralıklı olarak bazı bizim için önemli konulardan bahsettik.konuşulması gereken bazı şeyler vardı.bi vesileyle bunlarıda konuşmuş olduk.


diet günümün son yemeği olan çokoprens ve 3ü 1arada'mı içiorum az sonrada yatıcam.


koca bi hafta nasıl geçicek bilmiorum.bi an önce sabah olsun mümkünsee ki haftayı bitirmeye hemen başlayalım lütfen...


sıcaklarda bastırmaya başladı artık.çalışmak çok uzun zamandır yükten başka bişi diil zaten benim için.


offffff
<>